Aziz Nesin – Damda Deli Var

Damda Deli Var Kitap Kapağı Damda Deli Var
Aziz Nesin
Nesin Yayınevi
176

Komiser,
-Yaptık, dedi, seni şehir meclisine üye yaptık. Hadi kardeşim, in aşağı da arkadaşlarını bekletme!..
-İnmem! Belediye başkanı yapın ineyim!
İhtiyar,
-Gördünüz mü, dedi, vaktiyle gerekti. Şimdi hiç inmez.
Ter içinde kalan itfaiye komutanı,
-Yani belediye başkanı yaparsak ne olur, dedi, yapalım.
Sonra iki elini ağzına boru yapıp yukarı seslendi:
-İn kardeşim!.. Seni belediye başkanı yaptık, in de görevine başla!
Deli göbek atarak,
-İnmem, dedi, bir deliyi belediye başkanı yapanların arasında benim ne işim var? İnmem!
-Peki, ne istiyorsun?
-Bakan yaparsanız inerim!

Aziz Nesin – Borçlu Olduklarımız

Borçlu Olduklarımız Kitap Kapağı Borçlu Olduklarımız
Aziz Nesin
Nesin Yayınevi
87

Nesin Vakfı, yoksul çocukları barındırmak ve yetiştirmek için kurulmuştur. Nesin Vakfı, Aziz Nesin'in kitaplarının geliriyle kuruldu ve bu gelirle yaşıyor.Nesin Vakfı'nda şimdi on çocuk var. Bu çocuklar ilkokuldan liseye dek, devlet okullarında öğrencidirler. Vakf'ın bir çocuğu üniversiteye gidiyor. Bu yıl Nesin Vakfı'na yedi küçük çocuk daha alınacak.Fotoğrafta, 3 Mayıs 1985 günü okuldan dönen Nesin Vakfı öğrencilerinden bir bölümü ikindi kahvaltısı yaparlarken görülüyor.

Aziz Nesin – Bay Düdük

Bay Düdük Kitap Kapağı Bay Düdük
Aziz Nesin
Nesin Yayınevi
136

Maçtan çıktık. Musa, fır fır öttürüp bize yol açıyor.
Düzlüğe çıkınca,
-Arabaya binelim dedi.

Binelim binmesine, ama nasıl bineceğiz? Ben diyeyim
beşyüz kişi, siz deyin bin kişi, araba, otobüs bekliyor.
Bir boş araba geldi mi, yüz kişi birden koşuyor.

-Bize iki günde sıra gelmez.
Musa,
-Sen dur! Dedi.

Önümüzden bir taksi gerçekten, cebinden düdüğü çıkarıp
fıır fıır öttürdü. Düdüğü öttürmesine, hızla giden taksi
döndü, geldi önümüzde durdu. Biz taksiye bindik. İşin
şaşılacak yanı, boş arabaya saldırmadı. Arabada,
-Ulan Musa, yoksa sen trafik müdürü mü oldun? Dedim.
Parmağını dudağına götürüp "sus" işareti yaptı.
Nişantaşı''da taksiden indik. Musa cüzdana davrandı.
Şoför:
-Ayağını öpeyim, para istemez kurban olayım... Para
almadı.
-Şoför tanıdık mı? Dedim.
- Yoo..dedi.
-Ulan Musa, yoksa sen polis müdürü mü oldun?

Ahmet Batman – Sabah Uykum

Sabah Uykum Kitap Kapağı Sabah Uykum
Ahmet Batman
Destek Yayınları
224

Belki bir kitabın aynı sayfasında ağlamışızdır. İşte bu haberimiz olmadığı halde dünyanın en güzel karşılaşması olabilir.

Ben anlam veremiyorum yani neden bittiğine değil madem bitecekti neden bu kadar hevesli başladık? Ben ikimizdeki bu hevese anlam veremiyorum. Ne oldu bize bilmiyorum ama iyi şeyler olmadığını çok iyi biliyorum. Ya çok yanlış zamanda karşılaştık ya da hiç karşılaşmaması gereken iki insandık. Biz neydik bilmiyorum. Sevgili desem değil, aşık desem değil bildiğin rastlantıydık işte ondan öte gidemedik.
(Tanıtım Bülteninden)

Ahmed Arif – Leylim Leylim

Leylim Leylim Kitap Kapağı Leylim Leylim
Ahmed Arif
İş Bankası Kültür Yayınları
240

Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar 1954-1957

Ahmed Arif'in Leylâ Erbil'e gönderdiği mektuplardan oluşan bu kitap, edebiyat tarihçilerimize kuşkusuz önemli bilgiler sunmayı vadediyor. Yazıldıkları dönemin entelektüel ve yayın ortamını, Ahmed Arif'in sürgün günlerini, yaşadığı siyasi baskıyı, içsel dünyasını ve en çok da aşkını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

"Sabah gözlerimi sana açarım.

Akşam, uykularımı senden alırım. Nereye, ne yana dönsem karşımda mutluluğun o harikulade başdönmesini bulurum.

Böyleyken gene de şükretmem halime, hergelelik, açgözlülük eder, seni üzerim. Aklıma gelmezki seni usandırır, sana gına getiririm. Sana dert, sana ağırlık sana sıkıntı olurum. Nemsin be? Sevgili, dost, yâr, arkadaş... hepsi. En çok da en ilk de Leylâsın bana. Bir umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın. Uçan kuşum, akan suyumsun. Seni anlatabilmek seni. Ben cehennem çarklarından kurtuldum. Üşüyorum kapama gözlerini..."

Adrian D. Hage – Omega Parşömeni

Omega Parşömeni Kitap Kapağı Omega Parşömeni
Adrian D. Hage
İnkılap Kitabevi
521

Kutsal çöldeki bir mağaranın duvarından, kum taneleri dökülmeye devam etmektedir. Uygarlığın sonunu getirecek olan geriye sayım Ölü Deniz Parşömenleri'nden biri, Kumran yakınlarında bir mağarada iki bin yıl kadar gözlerden uzak bir şekilde bekler. Omega Parşömeni, hem insanlığı tehdit eden korkunç bir kehanet, hem de Vatikan'ın en çok korktuğu şifreli sayı ile ilgili uyarılar taşımaktadır.
Papa'nın sağlığı giderek bozulmakta, Başbakan Kardinal olan acımasız Lorenzo Petroni, Peter'in Anahtarları'nı elinde tutmaktadır. Onu korkutan üç şey vardır: Kardinal Giovanni Donelli'nin, Vatikan Bankası ile ilgili başlattığı soruşturma; gazeteci Tom Schweiker'in Petroni'nin geçmişini araştırması ve en tehlikelisi de, çok zeki bir araştırmacı ve arkeolojik DNA konusunda dünyanın en yetkin bilim insanlarından biri olan Dr. Allegra Bassetti'nin, savaşın altüst ettiği Kudüs'te Omega Parşömeni'nin parçalarını bir araya getirmeye çalışmasıdır. Donelli, Schweiker ve Bassetti, yazmanın peşindeki bu nefes kesen yarış sırasında kendi hayatları için de mücadele ederken, Vatikan bu kehanetin gizli kalması için ne gerekiyorsa yapmaktan çekinmeyecektir.
Virginia Langley'deki CIA karargahında ise Mike McKinnon, kayıp nükleer bavul bombalarını araştırmakta ve bu bombaların Omega Parşömeni'ndeki kehanetlerle ilgili olduğundan kuşkulanmaktadır.

Aldous Huxley – Ses Sese Karşı

Ses Sese Karşı Kitap Kapağı Ses Sese Karşı
Aldous Huxley
İletişim Yayınları
594

Aldous Huxley, dünya edebiyatında "düşünce edebiyatı" denen türün başlatıcılarındandır. Huxley, koyunların tiroid guddelerinden Kızılderililerin totemlerine, fosforun yeryüzünden eksilmesinden Mozart müziğinin en ince ayrıntılarına kadar birçok konuda bilgi sahibi bir yazardır. Böyle bir yazarın romanlarında, düşüncenin, romanın öteki öğelerinden daha ağır basacağı besbellidir. Huxley'nin yarattığı kişiler, kendi görüşlerinin ya da düşüncelerinin birer sözcüsü gibidir çoğu zaman. O, bir elinde neşter, bir elinde not defteri, bir yandan yarattığı kişiler üzerinde ustaca ameliyatlar yaparken, bir yandan da bilimsel bir titizlikle notlar tutar. Bu arada yazarın büyük gözlem ve alay gücü de gözden kaçacak gibi değildir. Ses Sese Karşı'da, bir müzik parçasında çeşitli ezgilerin kaynaşması gibi birbiriyle kaynaşan çeşitli kişiler, çeşitli durumlar, çeşitli görüşler yer alır. Huxley'nin belki de en ünlü romanı olan Ses Sese Karşı'nın gerçek yeniliği, geleneksel romanlar gibi bir ya da iki kişi üstüne değil, birbirleriyle yakından veya uzaktan ilgisi ve her biri romancının gözünde aşağı yukarı aynı öneme sahip on beş-yirmi kişi üzerine kurulmuş olmasıdır. Bu kişilerin çoğu, can sıkıntısı içinde, neye inanacaklarını ve kendilerine hangi değerlere göre bir yön seçeceklerini bilmedikleri için bocalayıp duran, umudunu yitirmiş orta ya da üst sınıf aydınlarıdır. Ses Sese Karşı, düşünsel çerçevesi ve gözlem derinliğiyle, dünya edebiyatındaki toplumsal panorama romanlarının en ünlü ve önemli örneklerinden biridir.