Sigrid Hunke-İslam Güneşi

Ücretli e-kitap indir
İslam Güneşi Kitap Kapağı İslam Güneşi
Sigrid Hunke
İslam,Dini,Kültür
Bedir Yayınları
1997 PDF 497

Bu eser, Müslüman - Türk aydınlarına sadece mazi ile ilgili bir gurur ve iftihar duygusu vermekle kalırsa, kendisinden beklenen hizmeti tam yapmış sayılmayacaktır.

Çünkü dünün o parlak ve aydın İslam medeniyeti ve kültürü bugün şiddetli bir buhran geçirmektedir. Müslümanlar eski medeniyet ve üstünlüklerini kaybetmişlerdir. Bu kitap, imanlı aydınlarımızı bu sahada düşünmeye sevkedebilirse, kendisinden bekleneni yerine getirmiş olacaktır.

 

Ücretli e-kitap indir

Ernst Bloch – Hıristiyanlıktaki Ateizm

Ücretli e-kitap indir
Hıristiyanlıktaki Ateizm Kitap Kapağı Hıristiyanlıktaki Ateizm
Ernst Bloch
Ayrıntı Yayınları
448

Habermasın ileri sürdüğü gibi "dini fundamentalizm" istisnai bir modern fenomense, moderniteden uçarcasına çıkış, içinde yaşadığımız bu dönemde niçin özel, tek bir dini boyut üzerinden gerçekleşiyor, diye sormak gerekir. İnsanlar dine yöneldiklerinde neyin peşinde, ne arıyor olabilirler? Bunu yapmakla yanlış bilincin devamı olan Tanrı yanılsamasının apaçık kurbanları durumuna mı düşmektedirler, yoksa din sadece "halkın afyonu" olmaktan öte bir şey mi? Yanlış ve olduğundan farklı hatırlanan, ama kendi içinde bütünlüklü bir geçmişi geri çağırırken kökleri tahayyüle dayanmayan bir geleceği mi çağırmaktadır insan? Tanrının bağışlayıcılık kararlarının tartışılmayacağı anlayışının dünyasından radikal bir kopuş yaşamadan, bu yanlış hatırlanan geçmişten o geleceğe geçmek mümkün müdür?
Bütün bunlar Ernst Bloch'un ömür boyu uğraştığı insan varoluşunun artılarını; bütün akla uygun açıklamaların tükendiği yerde karşımıza çıkan o fazlalarını anlama çabasının sorularındadır. Ezilen, baskı altında yaşayan mahlukun iniltisinin neye benzediğini ve bu iniltinin içinde sadece umutsuzluğun değil özgürlüğün de yüksek bir çığlığının bulunup bulunmadığını anlamak ister Bloch.

Bloch, bu çığlığı sadece maddi baskının bir sonucu olarak görmeyip, bizatihi modernitenin şartlarının beraberinde getirdiği bir tür metafizik kaybının da ifadesi olduğunu düşünür. Buna eşlik eden bas bir ses gibi, bir umut metafiziği çıkarır karşımıza, o vaat edilmiş ülkeye olan arzumuzun sürüklediği bir "yön sabitesi".

Özgürlükler âlemi henüz tamamlanmamış maddi bir şeydir; tarihsel diyalektik materyalizmin o gecikmiş kusursuzluğu, birbirinden alabildiğine uzaklaştırılmış alanları buluşturacaktır: gelecek ile doğayı, beklenti ile maddeyi (tözü).

Bloch'un yeryüzündeki cenneti, programatik olmaktan çok süreçsel bir ütopyadır. Marksizmin bu bağlamda bir distopya olmayıp sahici, somut olarak dolayımlaştırılmış ve süreç olarak ucu açık bir ütopya olduğunu belirtir. Bloch cennete bu dünyada sahip olmaya yönelik apaçık metafiziksel soruları, evrensele yönelik dini kararlarda ve açıklamalarda doğru, hakiki bir dünyevi mesajın bozulmuş, çarpıtılmış halini gören bir Marksist ve ateist pozisyonundan ortaya atar.

Ücretli e-kitap indir

Kubilay Aktaş – Simya: Kur’an’da Şifa Sırları

Ücretli e-kitap indir
Simya: Kur'an'da Şifa Sırları Kitap Kapağı Simya: Kur'an'da Şifa Sırları
Kubilay Aktaş
Elest Yayınları
192

En büyük simyacılar peygamberler ve velilerdir. Onlar insanın büyük dönüşümü için, yani altın kalbin keşfi için, başımıza "bilinçli-maceralar" açan ve yol gösteren üstad-rehberlerdir. Onlar bu sonsuzluk filmi içinde hem yazarlar, hem yönetirler, hem de oyunun kurallarını öğretirler.

Onlar simyagerdir. İnsandaki halifelik sırrını anlarlar ve bunu inşâ ederler.

Onlar nasıl bir bilinç düzleminde bu halifelik anlayışını imâr ettiler?

Halifelik anlayışını imâr ederken Allah'ın isimlerini nasıl kullandılar?

Bu, büyük üstad-rehberlerin varlık algıları gerçekte neydi?

Onlar zamanı ve mekânı nasıl ve ne olarak görüyorlardı?

Hangi kanalları ve sembolleri kendilerinde keşfettiler?

Büyük metamorfozu nasıl gerçekleştirdiler?

İnsan-ı Kâmil'in tesir gücü nelere kâdirdir?

Yüce yaratıcımız, Hz. İnsan potansiyelinde yarattığı insana ne gibi yetenekler ve donanımlar verdi?
Bunlara benzer bir çok sorunun cevabı ve Hz. İnsan bilincine olan yolculuğun kritik noktaları;
Simya: Kur'an'da Şifa Sırları'nda...

Ücretli e-kitap indir

Lütfi Kaçan – Ahid Sandığı

Ücretli e-kitap indir
Ahid Sandığı: Kitab-ı Mukaddes ve İslam Geleneğinde Kitap Kapağı Ahid Sandığı: Kitab-ı Mukaddes ve İslam Geleneğinde
Lütfi Kaçan
Ataç Yayınları
129

Bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; Sandığın yahudi inancındaki yeri; ortaya çıkış süreci ve özellikleri, içine konulan nesneler, akıbeti hakkındaki gelişmeler; kutsallık kazanmasının nedenleri, sosyolojik etkisi; siyasi ve manevi hayat üzerindeki etkileri ve son bölümde ise, Sandığın günümüzdeki yahudilerin mesih inancı üzerindeki etkileri üzerinde durulmuştur.

İkinci bölümde, inceleme konumuzu Ahid Sandığının İslam geleneğindeki yeri teşkil etmektedir. Bu bölümde, Tabut'un / Sandığın etimolojik anlamı ve özellikleri; kökeni hakkındaki farklı yorumlar; sandıkla gelen sekine ve bakiyye kavramları ve içindekiler hakkında yapılan batını yorumlar ele alınmaya çalışılmıştır.

Ücretli e-kitap indir

Ali Şeriati – İslam Sosyolojisi Üzerine

Ücretli e-kitap indir
İslam Sosyolojisi Üzerine Kitap Kapağı İslam Sosyolojisi Üzerine
Ali Şeriati
Düşünce Yayınları

Pek çok Müslüman, hicret deyince Peygamberin buyruğu üzerine, bazı sahabelerin Mekkeden Habeşistana ve Medineye göç etmesini anlamaktadır. Bazılarına göre, genel olarak hicret; ilkel yahut yarı medeni bazı insanların coğrafi veya siyasi sebeplerle bir yerden başka bir yere göçmelerinden ibarettir. Müslümanlar için ise, Müslümanların ve Peygamberin hayatında olmuş bir olaydır. Ne var ki, Kuranın hicreti anlatırken kullandığı ifadeden, hicretin felsefi ve sosyal açıdan çok derin bir kavram olduğunu sezinledim. Daha sonra, dikkatimi tarihe yöneltince, hicretin hiç de basit bir olayı değil, tam tersine son derecede muhteşem bir ilke olduğunu; buna rağmen şimdiye kadar, kimsenin bu konuya değinmediğini gördüm. Bütün tarih boyunca hicret, medeniyetlerin doğuşunda başlıca etken olduğu halde, tarih felsefesiyle uğraşanlar bile bu konuya gereken önemi vermemişlerdir.

Tarihte bildiğimiz yirmi yedi medeniyetin hepsi, bir hicretten sonra ortaya çıkmışlardır. Bunun bir tek istisnası bile yoktur. Bir başka deyişle, ilkel bir topluluğun, yaşadığı yurdu bırakıp bir başka yere göçmeden medenileşebildiğini gösteren bir örnek yoktur.

Tarih ve sosyoloji açısından büyük önem taşıyan bu konuyu, İslamdan ve Kuranın hicretten söz eden geçici ve yaygın hicret emreden ayetlerinin üslubundan çıkardım...

Ücretli e-kitap indir