Taner Timur – AKP’nin Önlenebilir Karşı Devrimi

AKP'nin Önlenebilir Karşı Devrimi Kitap Kapağı AKP'nin Önlenebilir Karşı Devrimi
Taner Timur
Yordam Kitap
272

12 yıllık AKP iktidarı, 70 yıllık demokrasi kavgamızda nasıl bir dönemi temsil ediyor? Bu harekette sonunda milyonlarca insanı sokağa döken karşı-devrimci öğeler nelerdi? Kurulmasıyla iktidara gelmesi neredeyse bir olan bu "muhafazakâr" akımın sınıfsal temelleri ve dünya görüşü nasıl açıklanabilir? Ve "Milli Görüş"ün, Necip Fazıl'ın, Müslüman Kardeşler'in bu "dünya görüşü"nün şekillenmesindeki payları neler oldu?

AKP yıllarında gerçekten de ülkede "görülmemiş bir kalkınma" yaşandı mı? Aynı yıllarda Türkiye'nin uluslararası konumunda, sık sık söylendiği gibi, bir "eksen değişikliği"ne tanık olduk mu? AKP'yi dışarıdan destekleyen güçler AB üyeliği için umutlanırken, şimdi sıradan bir Ortadoğu ülkesi statüsüne doğru mu yol alıyoruz?

Ve nihayet bugün vardığımız noktada Rojava Devrimi ve Kobani kuşatması Türkiye'deki demokratik kavga açısından neyi ifade ediyor? İşte birtakım can alıcı sorular ki yakın geleceğimiz bu soruların düzeyli bir şekilde tartışılmasına ve yanıtlanmasına bağlı. Bu kitapta yer alan inceleme ve söyleşiler tam da bu tartışmayı yapıyor ve yanıtlar arıyor.

Terry Eagleton – Tanrı’nın Ölümü ve Kültür

Tanrı'nın Ölümü ve Kültür Kitap Kapağı Tanrı'nın Ölümü ve Kültür
Terry Eagleton
Yordam Kitap
272

Terry Eagleton bu kitabında, özellikle 11 Eylül saldırısından bu yana gündemi işgal eden köktendinciliğin yükselişinden hareketle şu soruyu soruyor: Tanrı yeniden mi dirildi? Yoksa aslında hiç ölmemiş miydi?

Kitap, Aydınlanma düşüncesinin "Tanrı katli"ni hedeflediği iddiasını sorgulayarak başlar. Sekülerleşme sonucu Tanrı'nın ağır bir darbe aldığını teslim etse de, tümüyle yok olmaktan ziyade farklı kılıklara büründüğünü savunur. Seküler bir çağda ne Tanrı eski haliyle var olabilir ne de din, doğru; ama bıraktıkları boşluk, vekaleten bile olsa, mutlaka başkalarınca doldurulmalıdır. Çünkü Tanrı, kimi zaman iktidara saplanmış bir diken rolü üstlendiyse de, ağırlıkla siyasi egemenliği meşrulaştırmanın en güçlü yollarından biri olagelmiştir. Eagleton, Akıl'dan sanata pek çok şeyin, Tanrı'ya vekalet eden aşkınlık formları sunmaya soyunduğunu söyler. Bu vekillerin en maharetlisinin ise, kavramın geniş anlamıyla kültür olduğu kanaatindedir.

"Dillere düşmüş duygulanım yoksunluğuyla" postmodern toplum, Tanrı'ya ve vekili kültüre uyulan ihtiyacı hükümsüz kılıyor ve bu haliyle "ateist bir toplum" öngörüyor gibidir. Oysa öte yanda köktendincilik yükselir. Dolayısıyla, evet, Tanrı yine ölmemiştir; ama bunu kendi kahramanca direnişinden ziyade, "insanların Tanrı'nın cenaze töreninde kendilerini yeniden yaratma olanağını görmeyi başaramamış olması"na borçludur.

Günümüzün en üretken Marksist düşünürlerinden biri olan Terry Eagleton, her zamanki keyifli ve akıcı üslubuyla bakışını bu kez dinin kültür düşüncesi ile ilişkisine çeviriyor. Eski sorulara yeni yanıtlar veriyor, kolaycı yanıtlara zor sorular soruyor.

Orhan Kurmuş – İktisat Tarihinin Doğuşu

Bir Bilim Olarak İktisat Tarihinin Doğuşu Kitap Kapağı Bir Bilim Olarak İktisat Tarihinin Doğuşu
Orhan Kurmuş
Yordam Kitap
302

Bu çalışma, iktisat tarihinin bir bilim dalı olarak nasıl ortaya çıktığını incelemektedir. 1830'lardan 20. yüzyılın başlarına kadar uzanan bir zaman dilimi içine yayılan ve literatürde İngiliz Tarihçi Okulu adı verilen düşünce okulunu oluşturan kişilerin iktisat bilimi ve yöntemi konularındaki görüşlerinin açıklanması ve eleştirilmesi bu çalışmanın ana eksenini oluşturmaktadır.

Böyle bir konunun incelenmesinin neden önemli olduğu sorusuna şu cevap verilebilir: Her bilim dalının tarihinin araştırılması bu bilim dalının bugüne nasıl geldiği, hangi aşamalardan geçtiği bu aşamalarda hangi teorik, pratik ve kurumsal engellerle karşılaştığı, hangi bilim dallarından etkilenip hangilerini etkilediği gibi konularda aydınlatıcı bilgiler sağlayabilir. İktisat tarihinin iktisadî düşünce tarihi açısından incelenmesi bu bilim dalının nüvesinin nasıl oluştuğu, hangi düşünce temellerine dayandığını ortaya koyabileceği gibi iktisat ve tarih bilimleri ile olan karşılıklı etkileşmesini de açıklayabilir.

Turan Keskin – Arap Ülkelerinin Yakın Tarihi

Arap Ülkelerinin Yakın Tarihi: 16. Yüzyıldan 20. Yüzyıla Kitap Kapağı Arap Ülkelerinin Yakın Tarihi: 16. Yüzyıldan 20. Yüzyıla
Turan Keskin
Yordam Kitap
368

Sovyet Arap tarihçileri okulunun kurucusu olarak kabul edilen, önde gelen Arap tarihi uzmanlarından Vladimir Borisoviç Lutskiy'nin (1906-1962) kaleme aldığı Arap Ülkelerinin Yakın Tarihi, Arapların sistematik bir tarihinin yazılmasına yönelik ilk girişimlerden biridir. Lutskiy bağımsız bir tarih disiplini olarak Arap ülkelerinin modern tarihi alanındaki eğitimine 1930'larda başladı. Kendisini tamamen konusuna adamış hevesli biri olarak, yeni yollar denemekten hiçbir zaman çekinmeyen yazar, haklı olarak Sovyet Arap tarihçileri okulunun kurucusu olarak kabul edilir.

Lutskiy, Arap ülkelerinin tarihinin 16. yüzyıldan 20. yüzyıl başındaki I. Dünya Savaşı'na kadar uzanan yaklaşık 500 yıllık bir dönemini ana hatlarıyla ele alır, nirengi noktalarını verir; Arap tarihini sistematikleştirir ve genelleştirir. Lutsky Marksist bir bakış açısıyla yazar. Avrupa devletlerinin sömürgeci politikalarını şiddetle eleştirir ve bu onların Doğu'daki varlıklarının bölgenin kaderi üzerindeki olumsuz etkisini ortaya koyar.

G.E.M. de Ste. Croix – Antik Yunan Dünyasında Sınıf Mücadelesi

Antik Yunan Dünyasında Sınıf Mücadelesi Kitap Kapağı Antik Yunan Dünyasında Sınıf Mücadelesi
G.E.M. de Ste. Croix
Yordam Kitap
880

Marksist İlkçağ tarihçisi Ste. Croix, bu anıtsal kitapta, Antik Yunan-Roma dünyasının Arkaik Çağ'dan Arap fetihlerine kadar olan yaklaşık 1000 yıllık tarihini sınıf mücadelelerine odaklanarak inceliyor.

Ste. Croix, kendisine Isaac Deutscher Ödülü'nü de kazandıran kitabının ilk kısmında Marksist tarih çözümlemesinin temel kategorileri olan sınıf, sömürü ve sınıf mücadelesi üzerinde durarak Marksizmin İlkçağ tarihi açısından anlamını tartışıyor. Ardından Antik Yunan ve Roma toplumlarındaki temel sınıf kategorilerini inceleyerek mülk sahibi sınıfla, köleler, köylüler ve ücretli emekçiler arasındaki sömürü ilişkilerinin ve bu ilişklierdeki dönüşümün canlı bir resmeni çiziyor.

Kitabın ikinci kısmıysa, Marksist tarih yönteminin farklı düzlemlerdeki sınıf mücadelesini nasıl açıklayabileceği üzerine zengin ve parlak bir denemeden oluşuyor. Yunan ve Roma toplumlarında sınıf mücadelesinin siyasi ve ideolojik düzlemlerde geçirdiği 1600 yıllık evrimi, epigrefik, edebî ve arkeolojik kanıtlara dayanarak tartışan kitap, antik dünyanın gerileme ve çöküşüne dair alternatif bir açıklama ile sona eriyor.

Marksizmin, sadece içinde geliştiği kapitalist toplumun hareket yasalarını ortaya çıkarabilecek bir kuramsal ve kavramsal çerçeve sunmakla kalmadığını, insanlım tarihinin uzun ve çok tartışmalı bir döneminin anlaşılmasını da sağladığını somut bir biçimde gösteren Ste. Croix'nın çalışması yalnızca İlkçağ tarihiyle ilgilenenler için değil, insanlık tarihinin daha genel sorularına cevap arayanlar için de vazgeçilmez bir eser.

"İlkçağ tarihi üzerine… en heyecan verici, kışkırtıcı ve meydan okuyan çalışmalardan biri." K. R. Bradley, American Journal of Philology

"Eşsiz… Antik dünyanın hikâyesini, aklında alt sınıfların çıkarlarını tutaram anlatmaya kalkışan, bir Batı dilinde bugüne dek kaleme alınmış tek eser." E. Badian, New York Review of Books

"Britanya tarih yazımında böylesi bir ölçekte yıllardır aşılamamış… nadir bir örnek." Robin Lane Fox, Financial Times

"İlkçağ tarihinde olduğu gibi sosyolojide de dönüm noktası… Uzun bir süre boyunca aşılamayacak." C. Slaughter, Sociological Review

"Okumayı öğretici olduğu kadar keyifli de kılan bir berraklık, dürüstlük ve açıklıkla yazılmış büyük bir bilimsel eser." Hugh Lloyd-Joes, Observer

"Hiçbir eleştirel değerlendirme, bu kitabın zenginlik ve özgünlüğünün hakkını teslim edemez."
-Geoffrey Barraclough, Guardian-

Leo Panitch Chibber – Bu Defaki Kriz

Bu Defaki Kriz Kitap Kapağı Bu Defaki Kriz
Leo Panitch Chibber
Yordam Kitap

Yılda bir kez yayınlanan saygın uluslararası Marksist dergi, bu sayısında krizi tartışıyor.
Sendikal kazanımların ve emekçilerin sosyal haklarının hedef alınacağı yeni bir kemer sıkma dönemine mi giriyoruz? Bu soru, Socialist Register 2011’in çıkış noktasını oluşturuyor. Sol ayakta kalmak istiyorsa, kriz hakkında siyasi ve ekonomik boyutları bir arada sunacak, ayakları yere basan değerlendirme ve çözümlemeler getirmek zorunda. Solun bu çabasına katkı olması amacıyla hazırlanan bu sayıda ele alınan konu başlıklarından bazıları şunlar:

  • Tarihsel ve kuramsal çerçevede “bu defaki kriz”
  • Bankalar ve türev ürünlerin küresel finansallaşmadaki rolü
  • ABD, İngiltere, Avrupa, Japonya ve Güney Afrika’da krizin yansımaları
  • Krizin işçi aileleri üzerinde yarattığı etkiler
  • Krizden çıkış stratejileri” ile neoliberalizmin yaşama döndürülüşü
  • Yunanistan, İrlanda, İngiltere ve ABD’de kemer sıkma politikalarına karşı direniş

Birbiriyle bağlantılı iki sayının ilki olarak hazırlanan bu sayıda, neoliberal kapitalizmi yeniden canlandırmaya yönelmiş “krizden çıkış stratejileri” hakkında eleştirel bakış açıları sunma, krizin emekçi sınıflar üzerindeki toplumsal ve siyasi etkilerini ele alma amacı güdülüyor.

Yazılarıyla katkıda bulunanlar:
Sam Ashman, Karl Beitel, Riccardo Bellofiore, Johanna Brenner, Dick Bryan, Noam Chomsky, Bryan Evans, Ben Fine, Julie Froud, Francesco Garibaldo, Sam Gindin, Joseph Halevi, Doug Henwood, Michael Moran, R. Taggart Murphy, Susan Newman, Adriana Nilsson, Hugo Radice, Mike Rafferty, Alfredo Saad-Filho, Anwar Shaikh, Susanne Soederberg, Karel Williams