Thomas Bernhard – Yürümek – Evet

Yürümek - Evet Kitap Kapağı Yürümek - Evet
Thomas Bernhard
Yapı Kredi Yayınları
195

Bir insanı umutsuz bir durumda gözlemliyoruz, durumun umutsuz olduğunu biliyoruz ve umutsuz durum kavramını da biliyoruz, ama bu insanın umutsuz durumuna karşı hiçbir şey yapmıyoruz, çünkü bu insanın umutsuz durumuna karşı bir şey yapamayız, çünkü biz kelimenin tam anlamıyla böyle bir insanın umutsuz durumu karşında aciziz, oysa böyle bir insanın ve onun umutsuz durumu karşısında aciz olmamak zorunda olduğumuzu kabul etmeliyiz, diyor Oehler.
(Yürümek)

Thomas Bernhard'dan iki çetin anlatı birarada:
Yürümek (1971), Evet (1978).

Thomas Bernhard, Yürümek'te, "yürüme" ve "düşünme" kavramlarının birlikteliğini yazınsal bir birliktelikle, düşünmenin ve yürümenin içiçe geçen ritmiyle kurgularken, anlatının bütününde tekrarın sınırları zorlayan vurgusunu kullanarak, tekdüzeliğe sıkışmış, olağanüstülüğü ve dehayı boğan yaşam karşısındaki çaresizliği, bir insanın delirmesinin bütün kişisel temeline karşın kaçınılmaz bir sona işaret edişiyle kesiştiriyor.

Evet anlatısında hem yazar hem okur yine "felaket"le yüzleşirken, ben-anlatıcının süreklilik halini alan bunalımdan kurtulma uğraşı bir insanın kendini feda etme hikâyesi ile kesişiyor. Varoluşun ele geçirilmesi girişiminin, yürümek-düşünmek, felsefe-müzik birliktelikleri ile akıl hastalığına dayanma sınırına varmaktan kurtulamadığı, rastlantıdan öte felaket bir dünyanın felaket doğurduğu gerçeği buz gibi yüzümüze vuruluyor!

Yaşar Kemal – Yanan Ormanlarda Elli Gün

Yanan Ormanlarda Elli Gün Kitap Kapağı Yanan Ormanlarda Elli Gün
Bu Diyar Baştanbaşa Serisi 2. Kitap
Yaşar Kemal
Yapı Kredi Yayınları
230

Romanlarında Anadolu insanının gerçek dünyasını destansı boyutlara taşıyan, yaşanmış ve yaşanan gerçeği mitlerin, efsanelerin evreninde çoğaltan Yaşar Kemal, sadece bir romancı ve halkbilimci değil, gazetelerimizde modern röportaj yazarlığının da kurucusudur. Onun, her biri yayımlandığı dönemde olay yaratan röportajlarında gerçek, hayat buldu ve okuyucuyu sarstı.
Bu Diyar Baştanbaşa dörtlüsünün ikinci kitabı Yanan Ormanlarda Elli Gün "Doğuda İnanılmaz Şeyler Gördüm" başlıklı bir röportajla başlar. İnanılmaz ve acı şeyler Yaşar Kemal'in satırlarında masalsı bir güzelliğe bürünür, İçimize işler. Hayat kaynağımız doğaya yaptığımız kötülüklerle bizi yüzleştirir.

Yaşar Kemal – Teneke

Teneke Kitap Kapağı Teneke
Yaşar Kemal
Yapı Kredi Yayınları
168

Bir Anadolu kasabasında, çeltikçi ağaların yönetmeliklere karşı gelerek ektikleri çeltik sıtmaya neden olur. İdealist ve genç kaymakam tüm tecrübesizliğiyle, sıtmaya tutulan kasaba halkı adına ağalarla mücadeleye girişir. Ancak kaymakam kasabadan, ardından teneke çalınarak sürülür. Teneke idealizm ile baskın güç arasındaki mücadelenin romanıdır.

"Teneke kuruluş halindeki milli edebiyatımızın nefis bir örneği."

Philippe Sollers – Roland Barthes’ın Dostluğu

Roland Barthes'ın Dostluğu Kitap Kapağı Roland Barthes'ın Dostluğu
Philippe Sollers
Yapı Kredi Yayınları
164

Philippe Sollers’in değişik tarihlerde yazdığı Roland Barthes’la ilgili dört yazı ile Barthes’ın 1964-1979 arasında Sollers’e gönderdiği otuz beş mektuptan oluşuyor bu kitap. İki yazarın arasında epeyce yaş farkı vardır. Barthes Sollers’e çok değer verir, yazılarıyla onu hep kollar, Sollers ise Barthes’a hayrandır. Aralarındaki sarsılmaz dostluğun, bu kitapta, Sollers’in yazılarına, Barthes’ın da mektuplarına yansıdığı açıkça görülür. “Barthes öldüğünde o kadar üzülmüştüm ki, ne bir şey söyleyebildim ne de yazabildim… Cenaze törenine de gitmedim.’’ -Sollers- (Tanıtım Bülteninden)

Oliver Sacks – Mars’ta Bir Antropolog

Mars'ta Bir Antropolog Kitap Kapağı Mars'ta Bir Antropolog
Oliver Sacks
Yapı Kredi Yayınları
324

1933 doğumlu, nöroloji ve psikoloji profesörü Oliver Sacks'ın bütün yapıtlarını yayımlayan YKY şimdi de Mars'ta Bir Antropolog'u Türk okuruna sunuyor.
Oliver Sacks Mars'ta Bir Antropolog'da, normal ile patolojik olan arasındaki ayrımı belirleyen ölçütlerin kişinin yaşamı mercek altına alındığında görece nasıl değişkenlik gösterdiğini gözler önüne seren, dudak uçuklatıcı yedi farklı yaşamöyküsünü aktarıyor.
Kişinin normal dışı davranışlarının kişiye özgü bir yaşamsallık kazanması ve varoluşunu ele geçirmesiyle yakından ilgilenen Oliver Sacks basmakalıp bir nörolog olarak değil yerine göre bir nöro-antropolog kimliğiyle ama asıl beynin işlevlerine, zihnin işleyişine ve bilişsel süreçlere odaklanan meraklı bir doktor kimliğiyle vakalara yaklaşır, normalin çemberinden dışa fırlatılmış bu insanların gerçek öyküsüne kafa yorar: Bilimsel çıkarımlarını, bilimin tıkandığı noktaları, gözlemlerini bir "hastalık raporu" kuruluğunda ya da akademik bir dilin soğukluğuyla değil bilim insanı ciddiyetiyle, yer yer kendisini de hastanın yerine koyarak, okurla bir bilim güncesi sıcaklığında paylaşır. Mars'ta Bir Antropolog pek çok roman yazarına parmak ısırtacak türden, edebiyatçıların kıskanarak okuyacakları, gerçeği kurguya değişmeyen bir yaşam kullanma kılavuzu.
Okur Oliver Sacks'ı kitaplarından olduğu kadar, yazdıklarına ve incelediği vakaların odağında aktardığı gerçek yaşamöykülerine sinemanın yakın ilgisi nedeniyle filmlerden de (izleyici gözüyle) aşina. Sacks'ın Uyanışlar kitabı aynı adla sinemaya uyarlanmış (1990), film özellikle Robert de Niro ve Robin Williams'ın başarılı oyunculuklarıyla sürüklediği senaryosuyla izleyiciyi derinden etkilemişti. Mars'ta Bir Antropolog'da yer alan öykülerden "Görmek ve Görmemek" (At First Sight, 1999), "Son Hippie" (The Music Never Stopped, 2011) de filme alındı. Ayrıca "Mars'ta Bir Antropolog" denemesinde adı geçen Temple Grandin'in hayatını anlatan, Mick Jackson'ın yönettiği Temple Grandin (2010) de beyaz perdeye aktarıldı.

Giorgio Bassani – Altın Gözlük

Altın Gözlük Kitap Kapağı Altın Gözlük
Giorgio Bassani
Yapı Kredi Yayınları
96

100. Doğum Yıldönümünde YKY'den yeni bir Giorgio Bassani kitabı yayımlanıyor: "Altın Gözlük" ilk kez Türkçede...

"İnsanda fazlasıyla hayvansı bir yan vardır, böyle olmakla beraber insan kendi doğasına teslim olabilir mi? Bir hayvan olduğunu kabul edebilir mi?"

Zengin, büyüleyici ve öte yandan faşizmin baskıladığı Ferrara kentinde, genç bir Yahudi öğrencinin kaderi orta yaşlı, olgun ve oldukça ünlü bir doktor olan Athos Fadigati'yle kesişir. Aralarında gelişen bu dostluk, romanın anlatıcısı gencin, Doktor Fadigati'nin kültürlü ve seçkin kişiliğinin gizlediği eşcinselliği yüzünden içine düştüğü yalnızlık uçurumunu keşfetmesini sağlar. O günlerin İtalya'sında bağışlanabilecekler arasında yer almayan bir günah… Ve bu saygıdeğer meslek sahibinin altın çerçeveli gözlüğü de, böylelikle kolay kolay kabullenilemeyen bir farklılığın -tıpkı anlatıcının Yahudi olması gibi-, sadece trajik bir duygu karmaşasına yol açacak bir çeşitliliğin simgesine dönüşür.

Giorgio Bassani'nin ünlü kitabı Finzi-Contini'lerin Bahçesi'nden sonra Altın Gözlük hem İtalya'nın o dönem siyasi arka planı hem de insan ruhu üzerine yine benzersiz bir roman... Ayrıca roman, 1987 yılında Giuliano Montaldo tarafından aynı adla filme çekildi. Film hem ödüller aldı hem de çeşitli ödüllere aday gösterildi.

Tadımlık
"Fadigati'ye karşı büyük ölçüde hoşgörülü olmalarını, hatta hayranlık duymalarını gerektiren şey aslında onun tarzıydı; tarzı derken öncelikle, dehşet uyandıran ilk panik dalgasından sonra, her zaman hayatında yer verdiği ve de vermeyi sürdürdüğü bu zevklerini bir skandala dönüştürmemek için ortada gün gibi parlayan gizemli kişiliğiyle kendisini çevreye karşı sakınma çabasıydı. Evet -diyorlardı-: Artık sırrı sır olmaktan çıktığına göre, ona nasıl davranacakları da belli olmuştu. Gündüzleri, gün ışığında saygı gösterilecek; akşamları, San Romano Sokağı'nda onunla burun buruna gelindiğinde tanımazdan gelinecekti. Doktor Jekyll filmindeki Fredric March gibi, Doktor Fadigati'nin de iki farklı yaşamı vardı. Kimin yoktu ki? Fazla meraklı olmamayı, 'vazgeçmeyi' bilmek, anlamakla eşdeğerdi."

Agota Kristof – Dün

Dün Kitap Kapağı Dün
Agota Kristof
Yapı Kredi Yayınları
84

Tobias önemsiz bir ülkenin ismi olmayan bir köyünde doğmuştur. Annesiyle yokluk içinde yaşar. Annesi köyde dilenir; un, mısır veya süt karşılığında erkeklerle yatar; tarlalardan, bahçelerden meyve sebze toplar, bazen de çiftliklerden tavuk çalar. Küçük Tobias bir gün annesi bir erkekle yatarken ikisini de bıçaklar ve köyünden, ülkesinden kaçarak başka bir ülkeye sığınır. Yeni bir ülkede yeni bir hayata başlar. Adı artık Sandor Lester'dir. Bir fabrikada işe girer. Yazar olma hayalleri kurar. Ama ilkokuldaki kız arkadaşı Line'i unutamaz, onun bir gün yanına geleceğini umut eder... Ve günün birinde Caroline'le karşılaşır...
Agota Kristof, "Büyük Defter~Kanıt~Üçüncü Yalan" üçlemesinin ardından bu kez okuru "Dün"de baş döndürücü bir hikâyeye davet ediyor.