Izsak Schulhof – Avrupa’da Osmanlı Damgası

Avrupa'da Osmanlı Damgası: Budin Destanı Kitap Kapağı Avrupa'da Osmanlı Damgası: Budin Destanı
Izsak Schulhof
Timaş Yayınları
96

"Osmanlı'nın her şehrinde, her memleketten ve her dilden sayısız Yahudiye rastlamak mümkündür... Çünkü kovuldukları her yerden sonra kurtuluşu Osmanlı'da bulmuşlardır"

Budin'li bir Yahudi olan Izsak Schulhof'un Osmanlı hâkimiyetindeyken Avusturya tarafından işgal edilen Budin'de yaşanan acıları ve o dönemde yaşanan gelişmeleri halktan birinin gözü ile kaleme aldığı anıları dilimize çevrilerek, tarih kitaplığımızdan okuruyla buluşuyor.

Prof. Dr. Kemal Karpat'ın uzun bir ön sözü ile hazırlanmış, literatüre geçecek önemli bir hatırat niteliğindeki Avrupa'da Osmanlı Damgası-Budin Destanı satışa çıkmıştır.

Bilgilerinize sunulur...

"Osmanlı İmparatorluğu, Yahudi tarihinin en trajik anlarından birinde Yahudilere sığınacak bir yer ve yaşama ümidi vererek sayısız insan için barınma noktası oluşturdu. İspanya'dan kaçanların ötesinde, din savaşlarından, Orta Avrupa'yı kasıp kavuran zulümlerden ve Reform fanatizminden kaçan daha pek çok sayıda Yahudi, Türk hakimiyetinin sunduğu nispi özgürlüğü tercih etti.

1686'da Osmanlı hakimiyeti altında olan, Türk ve Yahudilerin çoğunlukta yaşadığı Budin Avusturya orduları tarafından işgal edilir. Şehrin düşmesi sonucu Avusturya askerleri şehirde büyük bir katliama başlarlar. Bu katliama tanıklık eden Iszak Schulhof hatıralarını kaleme alır. Hatıralarında rahat bir hayat sürdükleri Osmanlı dönemini ve Avusturya ordusunun işgalini anlatan Schulhof okura Osmanlı ve diğer Avrupa devletlerinin yönetim biçimini karşılaştırma şansı veriyor. Prof. Dr. Kemal Karpat'ın 25 sayfalık önsözüyle kitap literatüre geçecek önemli bir hatırat niteliğinde.

Bu kitabın Türkçeye çevrilerek yayınlanmasını Timaş'a ben önerdim. Bu kitap ilk bakışta Budin'de yaşayan Iszak Schulhof isminde bir Yahudi'nin başından geçenleri anlatmakta, küçük çapta bir olayı dile getirmekte gibi görünmektedir. Fakat bu kitap 1683 Viyana yenilgisinden sonra başlayan Habsburg taarruzunun ve din ve kültür farklarına dayanan Balkan kıyamlarının başlangıcını anlatan bir vesika olarak düşünülürse o zaman önemi daha iyi anlaşılmış olur. Viyana 1683 Kuşatması ve Sonucunda Osmanlı ordularının yenilgiye uğraması Avusturya'nın ve Katolik Kilisesinin Türklere ve Müslümanlara karşı aldığı uzlaşmaz tavrını tayin etmiştir.

Elimizdeki bu kısa kitap 17. yüzyılda olayları bizzat gören ve olduğu gibi tasvir eden bir kişinin şahitliğine dayandığı için birinci derecede önemli ve benzeri az olan bir kaynaktır. Kitap ayrıca Budin'de Türk idaresinin niteliği ve Budin'in defalarca hücuma maruz kaldıktan sonra Avusturya orduları tarafından nasıl ele geçirildiğini anlatan çok nadir vesikalardan biridir.

Budin'in 1686'da Avusturyalılar tarafından işgal edilmesi ve Müslümanlarla birlikte Yahudi halkının yok edilmesi Balkanlar'da 250 yıl sürecek ve halen sürmekte olan etnik temizliğin başlangıcını oluşturmuştur. Bu kitap bu kanlı tarihin başlangıcına işaret eder ve ilk mazlumlardan birinin kaleminden çıkmıştır. Viyana Kuşatması'ndan yani 1683'ten sonra Habsburg İmparatorluğu Ege ve Adriyatik denizlerine ulaşmak için her çareye başvurmuştur. Avusturya'nın Balkanlar'a yayılma gayretleri bölgede Sırp, Hırvat vs. yerel milliyetçilikleri körüklemiş ve bölgenin Osmanlı zamanında yer etmiş ayrı kültür, ayrı din ve ayrı dile sahip gruplar arasında hoşgörüye ve birbirini olduğu gibi karşılıklı kabul geleneğine son vermiştir.

Izsak Schulhof Budinli bir Yahudi'dir. Onun anlattığına göre Yahudiler uzun süre güven ve refah içinde Türklerin idaresinde yaşadıktan sonra 1686'da Avusturyalıların Budin'i almalarıyla katliama maruz kalmışlardır - Fakat Schulhof bu katliamdan kurtulmuştur. Kurtuluşunun Allah'ın bir mucizesi olduğuna inandığı için bu kurtuluşunu anlatmayı bir vazife bilmiş ve bu hatıratı yazmıştır. Olaylar şu şekilde gelişmiştir.

Viyana'yı 1683'te ele geçirdikten sonra Avusturya orduları doğu ve güneydoğuya ilerleyerek birçok şehri ele geçirmişlerdir. Birkaç başarısız hücum ve kuşatmadan sonra nihayet 1686'da Budin'i işgal eden Avusturya o tarihte 53 bin kadar nüfusu olan şehrin Müslüman halkını ya kılıçtan geçirmiş veya kaçırmışlardır. O tarihte Budin'de yaşayan 1000 kadar Yahudi'nin yarısı esir edilerek gemilere yüklenmiş ve sonra Tuna'ya atılarak boğulmuşlardır. Geri kalan Yahudilerin bir kısmı Türk ordusu ve Müslüman halkla beraber güneye çekilmişlerdir. Budin'de kalan Yahudiler ise esir edilmiş ve öldürülmüşlerdir.

Hatıratın yazarı Iszak Schulhof bir Avusturya subayının eline geçmişse de mucize diyebileceğimiz bir şekilde ölümden kurtulmuş ve nihayet zengin bir Budinli kadın tarafından satın alınarak hayatta kalabilmiştir. Iszak kurtuluşunu bir mucize saydığı için bunu anlatmayı adeta dini bir görev sayarak başından geçenleri anlatmaya yemin etmiş. (Kitabın ilk ve gerçek ismi Esther'in kitabı imiş. Esther eski tarihlerde İran'da yaşayan tüm Yahudileri öldürmeyi tasarlayan bir vezirin planlarını son anda öğrenip katliamı önlemiştir. Esther İran şahının eşi idi.) İşte Iszak başından geçenleri anlatırken hem Türk idaresi ve onun sağladığı güven ve refahı hem Avusturyalıların ölüm saçan davranışı hakkında değerli bilgiler vermektedir. Tekrar edelim. Bu hatırat Budin ve Macaristan tarihi ile ilgili en eski ve bilinmeyen kaynaklardan biri olduğu için değeri büyüktür.
Prof. Dr. Kemal Karpat

Yıldız Ramazanoğlu – Derin Siyah

Derin Siyah Kitap Kapağı Derin Siyah
Yıldız Ramazanoğlu
Timaş Yayınları
96
Yıldız Ramazanoğlu çok yönlü çalışmalarıyla tanınan, edebi kimliğiyle de okuyucuyla derin ilişki kurmuş bir yazar. Timaş Yayınları, Yıldız Ramazanoğlu kitaplığının ilk kitabı olan Derin Siyah, yazarının da gözden geçirdiği yeni baskısıyla okuyucuyla buluşuyor. TYB Öykü Ödülüyle çağrışımlarını geniş bir okur kitlesine taşıyan yazar, hikaye serüveninin ilk kitabı "Derin Siyah"ta günlük yaşamı karakterlerini zihinlerinde yeniden okuyor. "Derin Siyah"ta birbirini sözsüz bir dille anlamaya çalışan, iç dünyalarında ilişkileri yeniden sorgulayan ve kuran insanlar var. Yalınlığı, içten duyguları ve incelikleri vurgulayan bir üslupla yazılmış hikayelerde yazarı, karakterleri ve kendinizi yeniden yaşayacaksınız. Tek bir andan, bazen birkaç dakikadan yola çıkan ve yolun götürdüğü yere kadar gitmeye kararlı bu karakterlere kendinizi ekleyip kitabın sonuna kadar gideceksiniz. Yeni tanışacaklar, yeniden okuyacaklar ve kitaplığına ekleyecekler için..

Artık her şey kalbime vuruyor. Yol içinde yollar gidiyorum. Ayrıntılara takılıyorum. Evin önüne geldiğimde araba duruyor.
Monitör durmuyor. O durmadan çıkamıyorum bu girdaptan. Yol bir metafora dönüşüyor. Arabayı tenhaya çekip babası ölmüş küçük bir kız gibi ağlıyorum hayali kahramanlarıma. Sonunda bir söz yankılanıyor içimde. "Amor fati: Kaderi sev!"

"Onlar soru sorarlar mı, sormazlar. Hani şu meşhur çocukluk soruları. Bütün soruları sorulmadan cevaplanmıştır. Bu sokaklar, bu şehirler çok can kaldırır daha. Dünyanın onlara şefkatten yana verdiği budur. Yer var. Vav harfi gibi kıvrılıp yatabilecekleri türlü çeşit yer seçeneğiyle şehrin yeni zenginleridir onlar."

gizle

İlber Ortaylı – Türklerin Tarihi 1. Cilt

Türklerin Tarihi 1. Cilt: Orta Asya'nın Bozkırlarından Avrupa'nın Kapılarına Kitap Kapağı Türklerin Tarihi 1. Cilt: Orta Asya'nın Bozkırlarından Avrupa'nın Kapılarına
İlber Ortaylı
Timaş Yayınları
320

"Koca bir kavmin binlerce kilometreyi üç asır içinde geçtiğini düşünün... Bu, dünyayı değiştirmez de ne yapar? İşte Türkler dünyayı böyle değiştirdi. Bu sebeple, bizim hayalî bir tarih ve kahramanlar üretmeye değil, yalnızca doğruyu öğrenmeye ihtiyacımız var…"
-İlber Ortaylı-

Türklerin Tarihi, göçebe bir kavimken Ortadoğu'nun güçlü uygarlıklarından birini tesis eden Türklerin günümüzde de çok konuşulan menşei tartışmalarıyla başlıyor. Akabinde Orta Asya'dan Anadolu'ya göç edip bölgeyi Türkleştirmeleri ve orada inşa ettikleri kültürün esasları… Büyük bir mirasa, güçlü bir yapılanmaya ve tarihî bir zenginliğe sahip bir milletin, Türklerin adının nereden geldiği ve bu coğrafyaya ne zamandan beri "Türkiye" dendiği tartışmalarının tüm detayları… Kazanılan önemli savaşlar ve geri çekilmelerle, dahası ızdırablı toprak kayıplarıyla bugünkü halini alan Anadolu'nun hikâyesi…

Türkiye'nin Malazgirt Savaşı'yla Bosna'nın fethi arasındaki 400 yıl boyunca Avrupa açısından önemli bir ülke ve baş edilmesi gereken bir sorun olmasının gerekçeleri… Dahası Oğuzlardan Kıpçaklara, Peçeneklerden Selçuklulara ve büyük bir imparatorluk olan Osmanlılara kadar uzanan ve sadece Türklerin değil; Rusların, Memlukluların, Karakoyunluların, Gaznelilerin, Safevilerin, Çinlilerin, Hintlerin ve Arapların tarihi… Yani aynı coğrafyayı yüzyıllar boyunca paylaşan uygarlıklara hep etki etmiş ve Doğu ve Batı kültürlerini birbirine taşımakta önemli bir rol oynamış Türklerin dünya tarihindeki yeri mercek altına alınıyor.

Orta Asya'nın bozkırlarından Avrupa'nın kapılarına, İlber Ortaylı'nın satırları arasında dolaşmak isteyen her yaştan okurun zevkle okuyacağı bir başucu kitabı...

Kemal H. Karpat – Dağı Delen Irmak

Dağı Delen Irmak Kitap Kapağı Dağı Delen Irmak
Kemal H. Karpat
Timaş Yayınları
560

Söyleşi: Emin Tanrıyar.

“Türkiye’de sosyal bilimler denince akla gelen ilk isimlerden biri olan Prof. Dr. Kemal Karpat’ı değerli kılan yalnızca eserleri değil, belki de o eserleri de mümkün kılan hayat öyküsüdür.”

Şahin Alpay

“Karpat’ın hem Batı hem Doğu kültürüne vakıf olmasının ve her iki dünyada da el üstünde tutulmasının ipuçları, kişisel tarihinde gizli.”

Can Dündar

Bir zamanlar Doğu ile Batı’nın sınırı kabul edilen Tuna’nın güneyinde, Romanya’nın küçük bir köyünde doğan Kemal H. Karpat, yaşam rotasını Batı, çalışma eksenini ise Doğu olarak belirledi. Önüne açılan doğal ve kolay yolları izlemedi; belki de tüm yaşamını derinden etkileyecek bir sezgiyle, önüne çıkan ‘dağı delmek’ ve hiç yürünmemiş bir yolda yürümek istedi. Kendini geçmişle bugünkü politik süreçler arasındaki bağları araştırmaya, güncel olanı tarihin ışığı altında incelemeye adadı. Uzun bir ömrü kapsayan bu yoğun çaba, Romanya’da azınlık, Türkiye’de muhacir ve Amerika’da göçmen olan genç bir entelektüeli, yaşayan en büyük tarihçilerden birine dönüştürdü. Yapıtları yirmiden fazla ülkede yayımlanan büyük bir Türk tarihçisine…

Bu kitap, o tarihçinin 87 yıllık yaşamını, dünya çapında bir tarihçinin oluşum sürecini kendi ağzından anlatıyor.

İlber Ortaylı – Türkiye’nin Yakın Tarihi

Türkiye'nin Yakın Tarihi Kitap Kapağı Türkiye'nin Yakın Tarihi
İlber Ortaylı
Timaş Yayınları
240

"Osmanlı İmparatorluğu gürültüyle ve aniden ortadan kalktı. Büyük imparatorluklar artlarında üç-beş yıllık değil, yüz yıllık sancılar bırakır."
"İttihatçılar vatanseverdi, bu onların hem gücüydü, hem de hatalarının bir nedeni..."

"Türk toplumu yeryüzü tarihinin en büyük devrimini yaşayan yerkürenin devlerine karşı varlık mücadelesi vermiştir."
"1924 Anayasası hem bizim tarihimiz hem de yakın tarih için Balkanlar Dünya Savaşı'ndaki ağır hatalar ve boş özlemler sebebiyle, İkinci Dünya Savaşı'na ihtiyatla yaklaşılmıştı."

"6-7 Eylül olayları, Varlık Vergisi ile birlikte yakın tarihin en büyük sorun çıkaran iki tertibidir. Tertiplerin akışına sorumlular bile hakim olamamıştır."

"Yassıada duruşmaları hiçbir hukukçunun onaylayamayacağı biçimdeydi."

Mustafa Armağan – Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı

Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 1 Kitap Kapağı Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 1
Mustafa Armağan
Timaş Yayınları
336

Sultan II. Abdülhamid 33 yıl boyunca etrafı "kurtlar"la çevrili bir ülkeyi sağ salim sahile çıkarmanın mücadelesini verdi. Hasta Adam‘ın mirasının paylaşılması konusu 1850‘lerde gündeme gelmişti. 1878‘de Rusya karşısındaki ağır yenilgimiz, emperyalizmin iştahını kabartmıştı ve Türkiye‘de darbe üstüne darbe yapılıyordu. Önce Sultan Abdülaziz‘e yapıldı darbe, sonra V. Murad‘a. Sanıldı ki, Osmanlı‘nın kaderi pamuk ipliğine bağlı. Nitekim Sultan Abdülhamid tahta geçtiğinde İngiliz Dışişleri Bakanı, kendisini tehdit etmiş, ‘Ayağını denk alsın, ona da öncekilere yaptığımızı yaparız‘ demişti. Çöküş için gün sayılırken, bu 34 yaşındaki adam, 30 yılını adayacağı bir icraatın düğmesine basıyordu. Ülkeyi bir barış dönemine sokarken, kazanılan zamanda demiryolu ağından eğitim yatırımlarına kadar bir dolu projeye imza atıyordu. Kendisini feda etmişti ama 30 yılda yetiştirdiği nesil, Çanakkale‘den Sina çölüne kadar emperyalizme karşı Akif‘in deyişiyle ‘kıta kapma‘ oyunu oynayacaktı. "Kızıl Sultan" demişlerdi ona. Kendi açılarından haklıydılar. Çünkü Osmanlı‘nın paylaşımını pahalıya getirmişti Avrupa‘ya. Kansız olacağını sandıkları Osmanlı gövdesindeki ameliyat, 30 yıllık gecikme sayesinde Avrupa‘nın kanlı bir iç savaşına dönüşmüş ve bir dünya meselesi haline gelmişti. Osmanlı tarihini yeniden yazmaya koyulan Mustafa Armağan‘ın titiz ve akıcı kaleminden Son Sultan‘ın Kurtlarla Dansı... Kitabı okuyunca dansın bugün de devam ettiğini fark edeceksiniz...