Stefan Zweig – Mürebbiye

Mürebbiye Kitap Kapağı Mürebbiye
Modern Klasikler Dizisi
Stefan Zweig
İş Bankası Kültür Yayınları
96

Mürebbiyeleri katı bir ahlak anlayışının kurbanı olurken, yetişkin dünyasının gaddarlığıyla tanışan iki masum çocuk; Como gölü kıyısındaki bir otelin dingin ortamında gözüne kestirdiği bir genç kıza imzasız aşk mektupları yazarak zalimce bir oyuna girişen görmüş geçirmiş beyefendi; Tirol Alplerinde küçük bir lokantada gençliğinin platonik aşkıyla karşılaşan, artık düşkün ve yaşlı olan bu adama yıllar öncesinden duyduğu gönül borcunu ödeme fırsatı bulan evli bir kadın; bir genç kızın yarı histerik şefkat arayışında ifadesini bulan susuzluktan kurumuş toprak ve sıkıntılı yağmur bekleyişi. Zweig bu öykü derlemesinde, dönüştürücü deneyimleri sağlam anlatılara dönüştürmekteki ustalığıyla yine insanın kusurlarını, özlemlerini, karşılaştığı engelleyici durumları empatiyle çözümlüyor.

Victor Pelevin – Buda’nın Serçe Parmağı

Buda'nın Serçe Parmağı Kitap Kapağı Buda'nın Serçe Parmağı
Victor Pelevin
İş Bankası Kültür Yayınları
349

1918 yılında bir gün Moskova sokaklarını arşınlayan şair Pyotr Boşkov, beklenmedik olaylar sonucu kendini Çapayev'in siyasi komiseri olarak bir trende cepheye giderken bulur. Bundan sonra aksilikler bir türlü peşini bırakmaz, durum gittikçe kötüleşir, ancak Çapayev'in gizli bir silahı vardır...

Yeni Rus edebiyatının büyük ustası Pelevin bu romanında, iç savaşta ölen ve sonradan Rus folkloruna mal olan Çapayev'i konu alıyor ancak onunla sınırlı kalmıyor; Pelevin kıvrak üslubu ve ironik yaklaşımıyla yeni Rusya'nın içine düştüğü boşluğu tüm çıplaklığı ve komikliğiyle gözler önüne seriyor.

Kültegin Ögel – İnternet Bağımlılığı

İnternet Bağımlılığı: İnternetin Psikolojisini Anlamak ve Bağımlılıkla Başa Çıkmak Kitap Kapağı İnternet Bağımlılığı: İnternetin Psikolojisini Anlamak ve Bağımlılıkla Başa Çıkmak
Kültegin Ögel
İş Bankası Kültür Yayınları
244

İnsanlık "www" üçlüsünü bu kadar sık bir arada görmemişti! İnternete kadar...

Nedir internet?

Görmeden bakmak, seslenmeden konuşmak, yorulmadan sevişmektir internet. İnternet daldan dala atlamak, varken yok olabilmektir. Seçmektir. Dokunmadan, koklamadan sevebilmektir. İnternet hayattan kaçmaktır. Başka bir boyut, başka bir âlemdir. Bir âlemin klavyeye sığmış halidir. İnternet gelişimdir, bilimdir, özgürlüktür. Oyundur, iştir, gezidir, kitaptır, aşktır, bankadır, gazetedir, defterdir. İnternet bazen hastalıktır...
Facebook nasıl hayatımız oluyor? Neden oyunların başından kalkmıyor, e-postalarımıza bakmadan duramıyoruz? Neden "chat" yaparken küfrediyor, başka kimliklerle diğerlerini ve kendimizi aldatıyoruz? Bilgisayar teknolojisi insan hayatına girdiğinden ve internet toplumda yaygınlaştığından beri artık başka bir çağda yaşıyoruz. Diğer teknolojiler de hayatı etkiledi, ama internet tüm toplumsal yapıyı değiştirdi. Bununla birlikte insanın doğasında da değişimler yarattı. "Sanalizm" adını verebileceğimiz bir çağ, "sanalist" adını verebileceğimiz takipçileri ve onların bir yaşam tarzı oluştu. Sanalizm kendi hastalıklarını da yarattı: İnternet ve bilgisayar bağımlılığı! Eğer kapak yazısını buraya kadar okuyup, kendinizle veya bir yakınınızla ilgili kuşkular uyandıysa, kitabın 191. sayfasından başlayan testi hızlıca incelemenizi tavsiye ederiz. İnternet yoluyla kitap alacak okurlarımızın testi inceleme şansları olmasa da, e-kitap versiyonunun da mevcut olduğunu belirtmekte fayda var.

Calderon De La Barca – Hayat Bir Rüyadır

Hayat Bir Rüyadır Kitap Kapağı Hayat Bir Rüyadır
Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi
Calderon De La Barca
İş Bankası Kültür Yayınları
104

Calderon de la Barca (1600-1681)
Soylu bir İspanyol ailesinde dünyaya geldi. Küçük yaşta babasını kaybedince Cizvitler tarafından yetiştirildi. Alcala ve Salamanca üniversitelerinde din hukuku okurken edebiyata yöneldi. Bu arada orduya katıldı, uzun süre askerlik yaptı. Calderon, İspanyol edebiyatında Altın Çağ'ın en önemli yazar ve şairlerindendir. Pek çok tiyatro oyunu yazdı. En tanınmış ve en çok sahnelenen oyunlarından biri olan Hayat Bir Rüyadır insanlık halleri ve hayatın gizemine dair felsefi bir alegoridir. Oyundaki kişiler Güç, Bilgelik, Aşk, Anlayış ve İrade'yi temsil ederler. Kaderle özgür irade arasındaki çatışma oyunun ağırlık merkezini oluşturur. Calderon'un ölümü Altın Çağ'ın da sonu olmuştur.

İsmail Cem – Soldaki Arayış

Soldaki Arayış Kitap Kapağı Soldaki Arayış
İsmail Cem
İş Bankası Kültür Yayınları
309

Soldaki Arayış / Bütün Eserleri-7

“Farklı bir açıdan bakarsak, ‘sol’, kendi yapısı bakımından zaten sürekli ve sonsuz bir arayıştır.

Son çözümlemede, ayrıcalıkların ayrıcalık olmaktan çıkarılmasıdır. Fırsatların, kültür ve eğitimin, zenginliklerin, mümkün olan en geniş kitleye ulaştırılmasıdır. Sürekli ve sonsuz bir adalet arayışıdır. Sürekli bir yenileşmedir.

Türkiye’mizde sorun, bu arayışın, solu geliştirmek için değil, solun ‘sol olabilmesi için’ hâlâ sürmekte olmasıdır. Solun ‘kimlik arayışı’ düzeyinde, solun ‘temel ilkeleri ve doğrultusu’ düzeyinde hâlâ sürmesidir. Sorun ve sıkıntı buradadır.

Soldaki arayışın bu başlamda hâlâ sürmekte olması, bu giriş bölümünde sıraladığımız eksiklerden ve onların benzerlerinden kaynaklanmışsa, o zaman, yapılması gereken nedir? ‘Arayışın’, bu temel eksikleri gidermeye yönelmesi.

Bu kitabın var olur gerekçesi budur. ‘Soldaki arayış’a bir katkı getirmek. Solun haklılığına ve güzelliğine Türkiye’nin solu da layık olmalıdır.”

İsmail Cem – Siyaset Yazıları

Siyaset Yazıları Kitap Kapağı Siyaset Yazıları
İsmail Cem
İş Bankası Kültür Yayınları
240

Milliyetçi Cephe olayı, 1973 seçimiyle oluşan siyasal üstyapının özellikleriyle ve Türkiye sağının geçirdiği değişimle yakından ilişkilidir. 1973 seçim sonrasının genel görünümü, şöyledir: Sağın büyük partisi AP, bir yandan Demokratik Parti'ye öte yandan kendi kişiliğine özgü nitelikler de taşıyan MSP'ye büyük ölçüde oy kaybetmiştir. CHP, en radikal dönemini yaşamaktadır; gelişmektedir, ancak tek başına hükümet olacak gücün uzağındadır. 12 Mart döneminin kalıcı etkileri sonucunda sosyalist sol, Parlamento düzeyinde temsil edilmemektedir.

MC'nin temelleri, bu belirsizlik ortamında atılmıştır. Siyasal manevraların eski ustası Demirel, Demokratik Parti milletvekillerini birer birer kendi partisine çekmeye başlamıştır. O günün koşullarında, Türkiye'nin sağ güçleri bu oluşumu büyük ölçüde desteklemiştir. 12 Mart tecrübesiyle "akıllanmış" bir Demirel, bu güçlere artık güven verebilmektedir. Demirel'in ve "kurulu düzenin" -yabancı dildeki deyimiyle "establishment"in- güvenilir sözcüsü Feyzioğlu'nun gözetiminde, MSP'nin yola getirileceği inancı vardır. MHP ise, bu çevrelerin önemli bölümü tarafından hiç değilse anlayışla değerlendirilmektedir. Düzeni, sol "tehlike" karşısında koruyacak, gereğinde kaba kuvvet yöntemlerini düzen adına harekete geçirebilecek tek gücün MHP olduğuna inanılmakta; sağın büyük bir kesimi bu partiyi ve anlayışını sempatiyle karşılamaktadır. Böylece, bir çeşit "ideal" formül, sağ güçler açısından oluşmaktadır.
İsmail Cem bu kitabında 1975-80 arasındaki siyasi olayları içeren yazılarına yer vermekte ve doğal olarak özellikle de Milliyetçi Cephe hükümetlerini konu edinmektedir.

İsmail Cem – Geçiş Dönemi Türkiyesi

Geçiş Dönemi Türkiyesi (1981 - 1984 Yılları) Kitap Kapağı Geçiş Dönemi Türkiyesi (1981 - 1984 Yılları)
İsmail Cem
İş Bankası Kültür Yayınları
254

Gazete yazılarının özelliği yaşanılan günü en yalın, en doğrudan yansıtmasıdır. Gazete sütunlarında bir günlük ömrü olan düşünceler ve gözlemler, o günün belgesidir bir bakıma. Çoğu kısacık sürelerde kaleme alınmış bu yazıların tek ayrıcalığı, sanırım bu belgesel nitelikleridir.

Yüzlerce günlük yazısının küçük bir bölümünde böyle bir belgeselliği sezmek ve onların kalıcı bir değer taşıdığını varsaymak, bir yazarın mazur görülebilecek iddiasıdır. Bu kitabımız, böyle bir iddianın ürünüdür.1981-84 yılları, Türkiye'nin toplumsal tarihinde bir "geçiş dönemi"dir. Bir tarih sayfası çevrilmiş, bir başkası, önce yeni anayasasıyla, sonra yeni partileri ve seçimiyle açılmıştır.

Geçiş dönemi, Türkiye'nin geleceğini büyük ölçüde etkileyecek izler bırakarak, bir noktadan sonra tarih olmuştur. Bu geçiş döneminin, "arabesk kültüründen" ekonomisine, siyasetine, "sol"una kadar tüm özelliklerini yansıtan bu yazılarımızın tümü, yaşanan günün içinde kaleme alınmıştır. Seçilen yazıların bir dönemi belgelerken, geleceğe dönük bazı ipuçlarını da getirdiğini sanıyoruz. Gelecek adına yararlanılabilecek gözlemleri, düşünceleri, belgeleri içeren yazılardan bu kitap oluşuyor; yaşanmış bir "tecrübeyi," değerlendirilmek ve kullanılmak üzere geleceğe aktarmayı amaçlıyor.

Türkiye'de sol, yıllardır verdiği mücadelenin, 12 Eylül darbesini gerçekleştiren irade tarafından zorla yıkıldığını veya bastırıldığını görmüştür. Günün olaylarını gözlemleyen bir gazeteci ve ileriye yönelik dersler çıkartan bir düşünür olarak İsmail Cem, bu kitabında, darbe sonrasında oluşturulmaya çalışılan yeni Türkiye'yi tanımaya yönelik yazılarına yer vermiştir.