Sina Akşin – İç Savaş ve Sevr’de Ölüm
Tarih / 16 Ocak 2017

 Kitabın Adı: İç Savaş ve Sevr'de Ölüm: İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele Cilt 3 Yazarı: Sina Akşin Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 442 “Bence Sevr çok az geciktirilmiş bir ölümdü. Yalnızca askeri ve mali hükümlere dikkatle bakmak, bu gerçeği bize anlatmaya yeter. Amaç, Türkiye’nin ölümünü fazla gürültü patırdı çıkarmadan, Türklerden gelecek hiç umudu kalmamışların can havliyle direnişine yol açmadan gerçekleştirmekti.” Değerli çalışmalarıyla yakın tarihimize ışık tutan Prof. Dr. Sina Akşin, İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele adlı eserinin bu üçüncü ve son cildinde, Dördüncü Damat Ferit hükümetinin kuruluşundan Sevr Antlaşması’nın imzalanmasına kadar uzanan zaman dilimini ele alıyor. Bu ölüm-kalım sürecinde, içeride Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri olarak somutlaşan demokratik-ulusçu harekete karşı verilen İç Savaş’ı, emperyalist kuvvetlerin Osmanlı İmparatorluğu’na yönelik planları ve Balkanlar’ı, Ortadoğu’yu, Anadolu’yu yeniden şekillendirme çabalarıyla birlikte işliyor. İç Savaş ve Sevr’de Ölüm, dizinin son cildi olmasının yanı sıra, son padişah Vahdettin ve Damat Ferit ittifaklarının içyüzünü, Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki milli kurtuluş mücadelesine karşı yürüttükleri resmi İç Savaş’ın dinamiklarıni gözler önüne sermesi bakımından, tek başına ve sürükleyici bir roman tadında okunabilecek bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor. Prof. Dr. Sina Akşin (1937) 1955’te Robert Kolej’den, 1959’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. ABD’de Fletcher Scool of Law…

Sunay Akın – Kız Kulesi’ndeki Kızılderili
Roman / 16 Ocak 2017

 Kitabın Adı: Kız Kulesi'ndeki Kızılderili Yazarı: Sunay Akın Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 192 Cervantes, Kızılderililerin kimlerle savaşmak zorunda kaldığını soykırımın yapılmakta olduğu yıllarda susmamakta kararlı olan Sançho’nun ağzından açıkça yazar: “Babamız, Amerika’nın alçakların barınağı, fahişelerin sığınağı olduğunu söylemedi mi?” Don Kişot sinirlenir: “Kes sesini dedim.” Ve Cervantes, Sançho’yu konuşturmaya devam eder: “Hint Adaları’na doğru yola çıkan herkes vicdanını rıhtımda bırakır.” (…)

Giovanni Papini – Gog
Edebiyat / 2 Ocak 2017

 Kitabın Adı: Gog Yazarı: Giovanni Papini Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 244 20. yüzyılın ilk yarısının en tartışmalı yazınsal kişiliklerinden biri olan Giovanni Papini (1881-1956), Gog’da yarattığı saf, cahil ama bir yandan da dünyada olup bitenin nedenini arayan Amerikalı milyarder tipi aracılığıyla olağandışı bir portreler galerisi çiziyor. Elinin altında imparatorlara yaraşır bir servet bulunan bu yarı vahşi ‘kahraman’, kitapta Bernard Shaw’dan Gahndi’ye, Freud’dan Einstein’a kadar pek çok ünlü kişiyle tanışıyor ve içgüdüsel zekâsını en akla gelmez istekleri yerine getirmek için kullanıyor. “İnsanlar sağır kalpleri yüzünden yüzyıldan yüzyıla daha çok azap çekilen bir cehennemde hâlâ inleyip duruyorlar” diyen Papini, taklidi imkânsız üslubu ve hicviyle “düzyazının Dante’si” olarak adlandırılan bir yazar.

Dermot Healy – Beklenmedik Anlar
Roman / 26 Kasım 2016

 Kitabın Adı: Beklenmedik Anlar Yazarı: Dermot Healy Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları “Eğer sana bakıyor olsaydım, dedi John ve sen de bana bakıyor olsaydın, tıpkı şimdi olduğu gibi sadece bakıyor olsaydın ve belki de konuşuyor olsaydık, belki ve sen seninkinde, yani sen benim güzümde kendini, ben de senin gözünde kandimi görebilseydim ve ikimizden biri kafasını çevirseydi geride hangimiz kalırdı? Ha? Kim kalırdı?” İrlanda’daki evine dönen Ollie Ewing, marangozluk dışında özel bir yeteneği olmayan, geçmişiyle hesaplaşmaya cesaret edemeyen, günlerini ve gecelerini yarı baygın, bir uyurgezer gibi geçiren basit bir adamdır. Yeni bir hayat kurmaya çalışır ama bunun mümkün olmadığının farkındadır. Bir süpermarkette iş bulur, alışveriş arabaları toplayarak hayatını sürdürmeye çalışır. Genç sanatçıların mesken tuttuğu yıkık dökük apartmanın çatı katına taşınır. Yine de bilir ki, ne olursa olsun geçmiş peşini bırakmayacak, baktığı her yerde, yaşadığı her olayda ona kim olduğunu hatırlatacaktır…

Carson McCullers – Küskün Kahvenin Türküsü
Hikaye / 26 Kasım 2016

 Kitabın Adı: Küskün Kahvenin Türküsü Yazarı: Carson McCullers Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları … Bir seven vardır, bir de sevilen. Ama bunlar başka başka beldelerin insanlarıdır. Sevilen çoğu zaman sevenin içinde uzun zamandır saklı duran sevgi için yalnızca bir uyanadır… En olağandışı kişiler bile sevgi için bir uyana olabilir… En sıradan birisi coşkun, ateşli ve bataklıktaki zehirli zambaklar kadar güzel bir sevginin nesnesi olabilir… Carson McCullers daha yirmi üç yaşında yazdığı Yalnız Bir Avcıdır Yürek ABD romanıyla ABD’deki edebiyat çevrelerinde adını duyurmuş ve gerçek olduğu kadar karamsar da olan bir varoluş felsefesi içeren yapıtlarıyla okuru, insanlık durumunun temelindeki ruhsal yalnızlığın derinlikleriyle tanıştırmıştı. Küskün Kahvenin Türküsünde ise daha önceki romanlarının ortak teması olan “sevgi felsefesi”ni daha da geliştirerek sevginin doğasına ilişkin gerçek bir kurama dönüştürür. Öykünün sonundaki “Oniki Ölümlü” zincirli mahkûmlar, tekdüzelikten kaçmayı nasıl bir türküde ararlarsa, yazarın kişileri de bu kaçışı sevgide ararlar.

Marcel Proust – Mahpus
Roman / 26 Ekim 2016

 Kitabın Adı: Mahpus: Kayıp Zamanın İzinde 5 Yazarı: Marcel Proust Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 410 “Gerçeklik, meçhule giden yolda bir ilk adımdır sadece ve bu yolda pek fazla ilerlememiz mümkün değildir. En iyisi bilmemek, mümkün olduğunca az düşünmek, kıskançlığa en ufak bir somut ayrıntı sunmamaktır. Ne yazık ki, dış dünya olmasa da iç dünyamız bazı olaylar çıkarar karşımıza; Albertine gezintiye çıkmasa da, tek başıma düşüncelere daldığım zaman bulduğum bazı tesadüfler, bazen bana gerçekliğin küçük ayrıntılar, tıpkı birer mıknatıs gibi meçhulün bir parçasını kendilerine çekerler ve o andan itibaren, meçhul bize acı vermeye başlar.” Kayıp Zamanın İzinde’nin bu cildinde anlatıcı, evine tutsak ettiği Albertine’e tutsak düşüp arzunun ve kıskançlığın girdaplarına dalarken okuru da peşinden sürüklüyor; Sokak satıcıları, burjuvazi, Vinteuil Sonatı, sütçü kız, uyku ve düşler. Bergotte’un ölümü, geçmişte kalan Balbec’le düşlenen Venedik arasında bir Paris… Girdaptan çıktığında ise iş işten geçmiş başkahraman Zaman, perdeyi kapatmıştır bile.

Leyla Erbil – Gecede
Hikaye / 22 Ekim 2016

 Kitabın Adı: Gecede Yazarı: Leyla Erbil Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 97 “…çift başlı yabancılaşma canavarını Tanrı başlıklı mektup-öykü denli kökünden kavrayabilen bir başka ürün sonradan da yazılamadıysa bunun nedenini Leyla Erbil’in ‘bilinç/dil/bilinçaltı/yazı’ denkleminde yakaladığı tunç karara bakarak aramak gerekir.” -Enis Batur…

Leyla Erbil – Hallaç
Roman / 22 Ekim 2016

 Kitabın Adı: Hallaç Yazarı: Leyla Erbil Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 126 Leylâ Erbil daha ilk öykü kitabı Hallaç’ta alışılmış öykü yazımını zorlar, öykünün sınırlarını kurcalar. Dünyaya bakışında döneminin öbür yazarlarından farklı bir tutum içindedir. Burjuva yaşamasının yapaylığını, ikiyüzlülüğünü, kaypaklığını gözlemcilikle verir. Hallaç’taki “İncik Boncuk” öyküsünü imleyelim… -Selim İleri- “İyice güzel olduğum bi gündü. Yola çıkmadan önce, garın sinek pislikli aynasında bile görmüştüm bunu. Bakılası, konuşulası, ardına düşülesi bi günümdü. Kız birden, dergilerini yanına atıp nereye gittiğimi sordu. Aldırmayayım, duymazlıktan geleyim de, benim de onu hiç önemsemediğimi anlasın, içerlesin, dedim önce; ama üç dört saat daha bu odacıkta tutsak kalacağım düşünüyle yanıtladım onu. Kendisinin de oraya gittiğini söyledi. Sözden söze geçerek de, annesinden döndüğünü, iki yıldır evli olduğunu, kocasının kırk dokuz numara kundura giydiğini, sevişerek evlendiğini saydı döktü. Ağzını büzerek yarım yarım konuştuğundan, ne dediğini anlayamıyor, hemen hemen her sözünü yeniden söyletiyordum. Bu yüzden, tek konuşmalık süre katmerleniyor, konuları da ilgilendirmediğinden beni, yeniden sıkılmaya başlıyordum. Tüm yolcuların, yolcu olmayanların da, bi annesi, bi kocası-karısı, masası, boyu bosu vardı şüphesiz.” “İncik Boncuk” adlı öyküden…

Hilmi Ziya Ülken – Millet ve Tarih Şuuru
Tarih / 22 Ekim 2016

 Kitabın Adı: Millet ve Tarih Şuuru Yazarı: Hilmi Ziya Ülken Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 354 1901-1974) İstanbul’da doğdu. Mülkiye’den mezun oldu, 1924-33 arasında çeşitli kentlerin liselerinde tarih, coğrafya, psikoloji ve sosyoloji öğretmenliği yaptı. 1933’teki Üniversite Reformu ile İstanbul Üniversitesi’nde görevlendirildi. 1940’ta felsefe profesörü oldu. Sosyoloji Bölümü’nün kurulmasını ve kurumsallaşmasını sağladı. 1944-48 yıllarında İTÜ’nün daveti üzerine sanat tarihi dersleri verdi. Çalışmalarını uluslararası platformda da sürdürdü. UNESCO Üyeliği’nin ardından ISA’nın (Uluslararası Sosyoloji Derneği) kurucu üyesi, sonra da başkan yardımcısı oldu ve 1953’te 15. Uluslararası Sosyoloji Kongresi’nin İstanbul’da düzenlenmesini sağladı. Genç yaşında başladığı, sosyolojiden felsefeye, tarihten edebiyata ve sanata uzanan çeşitli alanları bütünleştiren yayın faaliyetini vefatına dek kesintisiz sürdürdü. Kültür ve düşünce dünyamızdaki etkisi, ünlü felsefeci Hans reichenbach’a “Bu adam beyin oburluğuna tutulmuş” didertecek denli etkindir. Geride bıraktığı 1300’ü aşkın makale ile aralarında Çağdaş Düşünce Tarihi, Aşk Ahlakı, 20. Yüzyıl Filozofları, Uyanış Devirlerinde Tercümenin Rolü’nün de yer aldığı 50’yi aşkın kitapla sürüyor. Millet ve Tarih Şuuru, Ülken’in Cumhuriyet’in kuruluş yıllarından itibaren, kitabın adında yer alan kavramlar ekseninde ve felsefeden siyaset bilime, antropolojiden toplum bilime dek pek çok disiplinin ortak çerçevesinde kaleme aldığı özgün metinlerden oluşuyor. Bu metinler, uluslaşmaya sadece Avrupa uluslarından değil, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki diğer milletlerden de sonra başlayan…

Hilmi Ziya Ülken – Aşk Ahlakı
Felsefe / 22 Ekim 2016

 Kitabın Adı: Aşk Ahlakı Yazarı: Hilmi Ziya Ülken Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 322 Ülken’in Seçme Eserleri kapsamında yayınladığımız Ziya Gökalp, Millet ve Tarih Şuuru ve iki ciltlik Felsefeye Giriş eserinin ardından Aşk Ahlâkı’nı okurlarımıza sunuyoruz. “Bu kitabın amacı, Demokrasi ahlâkına yükselten Eğitim yollarını aramaktır. Demokrasi, araç-değerlerde eşitlik, ideal değerlerde hürlük isteyen çağdaş sistemdir; sosyal adalet ancak böyle bir sistemde gerçekleşir. Bu kitap, siyaset ahlâkına hazırlayan bir Eğitim yolu sayılmalıdır.”

Hilmi Ziya Ülken – Felsefeye Giriş 2
Felsefe / 22 Ekim 2016

 Kitabın Adı: Felsefeye Giriş 2: Sosyoloji, Tarih, Psikoloji ve Din Yazarı: Hilmi Ziya Ülken Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 349 Ord. Prof. Dr. Hilmi Ziya Ülken (1901-1974) İstanbul’da doğdu. Mülkiye’den mezun oldu, 1924-33 arasında çeşitli kentlerin liselerinde tarih, coğrafya, psikoloji ve sosyoloji öğretmenliği yaptı. 1933’teki Üniversitesi’nde görevlendirildi. 1940’ta felsfee profesörü oldu. Sosyoloji Bölümü’nün kurulmasını ve kurumsallaşmasını sağladı. 1944-48 yıllarında İTÜ’nün daveti üzerine sanat tarihi dersleri verdi. Çalışmalarını uluslarası platformda da sürdürdü. Üyeliğinin ardından ISA’nın (Uluslararası Sosyoloji Derneği) kurucusu üyesi, sonra da başkan yardımcısı oldu ve 1953’te Uluslararası Sosyoloji Kongresi’nin İstanbul’da toplanmasını sağladı. Genç yaşında başladığı, sosyolojinin felsefeye, tarihten edebiyata ve sanata uzanan çeşitli alanları bütünleştiren yayın faaliyetini vefatına dek kesintisiz sürdürdü. Kültür ve düşünce dünyamızdaki etkisi, ünlü felsefeci Hans Reichenbach’a “Bu adam beyin oburluğuna tutulmuş” dedirtecek denli etkindir. Geride bıraktığı 1300’ü aşkın makale ile aralarında Çağdaş Düşünce Tarihi, Aşk Ahlakı, 20. Yüzyıl Filozofları, Uyanış Devirlerinde Tercümenin Rolü’nün de yer aldığı 50’yi aşkın kitapla sürüyor. Ülken’in Seçme Eserleri kapsamında yayınladığımız Ziya Gökalp, Millet ve Tarih Şuuru ve Felsefeye Giriş’in birinci cildinin ardından Felsefeye’in bu ikinci cildini okurlarımıza sunuyoruz. Günümüze kadar yazılmış benzerlerinden farklı olarak bütün bilim ve felsee konularına temas edilen bu iki ciltlik eserde, problemler ve doktrinler,…

Hilmi Ziya Ülken – Felsefeye Giriş 1
Felsefe / 22 Ekim 2016

 Kitabın Adı: Felsefeye Giriş 1: Doğa Bilimleri, Felsefe ve Metodolojisi Yazarı: Hilmi Ziya Ülken Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 285 (1901-1974) İstanbul’da doğdu. Mülkiye’den mezun oldu,1924-33 arasında çeşitli kentlerin liselerinde tarih, coğrafya, psikoloji ve sosyoloji öğretmenliği yaptı. 1933’teki Üniversite Reformu ile İstanbul Üniversitesi’nde görevlendirildi. 1949’ta felsefe profesörü oldu. Sosyoloji Bölümü’nün kurulmasını ve kurumsallaşmasını sağladı.1944-48 yıllarında İTÜ’nün daveti üzerine burada sanat tarihi dersleri verdi. Çalışmalarını uluslararası platformda da sürdürdü. UNESCO üyeliğinin ardından ISA’nın (Uluslararası Sosyoloji Derneği) kurucu üyesi, sonra da başkan yardımcısı oldu ve 1953’te 15. Uluslararası Sosyoloji Kongresi’nin İstanbul’da toplanmasını sağladı. Genç yaşında başladığı, sosyolojiden felsefeye, tarihten edebiyata ve sanata uzanan çeşitli alanları bütünleştiren yayın faaliyetini yaşamı boyunca kesintisiz sürdürdü. Kültür ve düşünce dünyamızdaki etkisi, geride bıraktığı 1300’ü aşkın makale ile aralarında Çağdaş Düşünce Tarihi, Aşk Ahlâkı,20. Yüzyıl Filozofları ve Uyanış Devirlerinde Tercümenin Rolü’nün de yer aldığı 70’i aşkın kitapla sürüyor. Ülken’in Seçme Eserleri kapsamında yayınladığımız Ziya Gökalp ve Millet ve Tarih Şuuru’nun ardından üçüncü kitap olarak Felsefeye Giriş’i okurlarımıza sunuyoruz. İki cilt olarak hazırlanan Felsefeye Giriş’te, günümüze kadar yazılmış benzerlerinden farklı olarak bütün bilim ve felsefe konularına temas ediliyor. Problemler ve doktrinler, felsefe ve bilimin tarihi gelişmesi içinde birbirine bağlı olarak inceleniyor. Bu ilk ciltte, felsefenin…

Mahmut Goloğlu – Tek Partili Cumhuriyet
Tarih / 22 Ekim 2016

 Kitabın Adı: Tek Partili Cumhuriyet: Türkiye Cumhuriyeti Tarihi 2 (1931-1938) Yazarı: Mahmut Goloğlu Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 420 Mahmut Goloğlu, (1915-1982) Akçaabat’ta doğdu, aynı günlerde babası Sarıkamış’ta şehit düştü. Trabzon’daki öğrenciliği sırasında Halkevi’nin yerel tarih araştırmalarına katıldı. Tarihle ilgisi böylece başladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirerek Tekel’de müfettiş oldu. Bir süre serbest avukatlık yaptıktan sonra siyasete atıldı. Milletvekili oldu ve TBMM’de başkan vekilliği dahil pek çok görevde bulundu; Meclis Kütüphanesi’nde tarih çalışmalarını sürdürdü. Siyasetten çekildikten sonra, yerel tarih çalışmaları ile Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyeti Tarih konulu dizi kitaplarını kaleme aldı. 1976’da Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde Devrim Tarihi profesörü olarak ders vermeye başladı. Akademik çalışmalarıyla Boğaziçi Üniversitesi tarafından 1981’de Şeref Ödülü’ne layık görüldü. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi dizisinin ikinci kitabı Tek Partili Cumhuriyet, ilk kitap Devrimler ve Tepkileri’nin bittiği yerden Atatürk’ün ölümüne dek olan dönemi kapsıyor. Türkiye’ye tek parti yönetiminin damgasını vurduğu 1931-1938 arasında, Cumhuriyet’in ilk yedi yılında yoğunlaşan devrimlerin ivmesiyle kaydedilen gelişmelere odaklanıyor: Ülke içinde, büyük ekonomik buhranın yansımaları sonucunda kurumsallaşan devletçilik ilkesi, tarih ve dil devrimleri, Soyadı Kanunu, kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması, ölçü ve takvim devrimi, Hatay’ın anavatana katılış sürecinin başlaması… Uluslararası arenada Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne davet edilişi, Avrupa’da Almanya lehine hızla değişen politik…