Oral Sander – Siyasi Tarih 2. Cilt: 1918-1994

Siyasi Tarih 2. Cilt: 1918-1994 Kitap Kapağı Siyasi Tarih 2. Cilt: 1918-1994
Oral Sander
İmge Kitabevi
605

Siyasi Tarih´in ikinci cildi, 20. yüzyıl tarihini, gerek geçmişin gerekse günümüzün sorunlarını değerlendirebilmemizi sağlayacak derli toplu bir çerçeve içinde okura sunuyor

Charles Dickens – Edwin Drood’un Gizemi

Edwin Drood'un Gizemi Kitap Kapağı Edwin Drood'un Gizemi
Charles Dickens
İmge Kitabevi
421

Otoriteler tarafından klasik anlamda ilk "gerçek" polisiye roman sayılan Edwin Drood'un Gizemi'nin yarım kalmış olması kitabı gerçek bir gizem haline getirdi. Aradan geçen bir buçuk asır boyunca kitap hakkındaki tartışmalar hiç hız kesmeden

günümüze kadar sürdü. Farklı yazarlar tarafından yazılan "devam" metinlerinin sadece tanınmış olanları bile 150'den fazladır.
İlki Dickens'ın ölümünden hemen sonra, 1870 yılında
T.C. De Leon tarafından ABD'de yayımlanmıştı. Sonuncusu ise Ulrike Leonhardt tarafından 2001 yılında Almanya'da yayımlandı. Bunların hiçbiri meraklıları ve eleştirmenleri tatmin etmedi. Geriye yine eserin aslı, her cümlesinde Charles Dickens'ın parlak dehasını yansıtan Edwin Drood'un Gizemi kaldı.

Iris Murdoch – Çan

Çan Kitap Kapağı Çan
Iris Murdoch
İmge Kitabevi
282

Dora Greenfield kocasını terk etti, çünkü ondan korkuyordu, altı ay sonra ona dönmeye yine aynı nedenle karar verdi. Paul, ettiği telefonlarla, yolladığı mektuplarla ve merdivenlerdeki ayak sesleriyle gitgide daha büyük bir işkence olmaya başlamıştı. Dora kendisini suçlu hissediyordu. Suçluluk duygusu korkuyu getirdi. Sonunda Paul'ün yokluğunun işkencesini değil de varlığının işkencesini seçti.

Andre Gide – Ahlaksız

Ahlaksız Kitap Kapağı Ahlaksız
Andre Gide
İmge Kitabevi

1902 yılında yayımlanan bu yapıt, ahlaksızlığın, ahlak dışılığın ne övgüsü, ne de yergisidir. Kahramanı Michel'in geleneksel "ahlak" kalıplarını yıkıp içgüdülerini ve duygularını dışa vurarak, kendine bireysel yeni bir ahlak oluşturma çabalarının hüzünlü öyküsüdür.

Michel Foucault – Kelimeler ve Şeyler

Kelimeler ve Şeyler: İnsan Bilimlerinin Bir Arkeolojisi Kitap Kapağı Kelimeler ve Şeyler: İnsan Bilimlerinin Bir Arkeolojisi
Michel Foucault
İmge Kitabevi
539

Theophile Gautier, Velazquez'in Las Meninas'ını ilk kez gördüğünde, kendisini "Tablo nerede?" diye haykırmaktan alıkoyamamıştır.

İlk bakışta, tablo basit bir konuyu işlemektedir. Kralın beş yaşındaki kızı Margarita (infanta), nedimeleri (las meninas) ve soytarılarıyla çevrelenmiş olarak tablonun ortasındadır. En dip tarafta, saray nazırının silueti görülmektedir, ama biraz daha yakından ve daha dikkatle bakılınca, tabloda başka kişilerin de olduğu fark edilir. Dip duvarın üzerinde bir ayna vardır ve aynadan İspanya Kralı 4. Felipe ile Kraliçe Avusturyalı Maria-Anna'nın görüntüleri yansımaktadır. Ressamın bizzat kendisi, üzerinde çalıştığı tuvalde bize ters dönmüş olarak görünmektedir. O halde, resmi yapılan kimdir, kimlerdir? Tablonun adının belirttiği gibi nedimeler mi, küçük prenses mi, yoksa kral ve kraliçe mi? Tablonun mekanı nerededir? Ressamın çalıştığı atölyede mi, yoksa kral ile kraliçenin bulunduğu yerde mi? Acaba iki tablo mu vardır? Biri gördüğümüz, diğeri de görmediğimiz, yapıldığını anladığımız... Asıl tablo hangisidir? Öte yandan, kral ile kraliçenin durdukları yer, aynı zamanda bizim de, seyircinin de durduğu yerdir. Nedimeler (Las Meninas), bakanın bakılan olduğu ve tablonun kişilerinin arasına katıldığı tek resimdir; ayna, kral ile kraliçenin görüntüleriyle birlikte, bizimkini de yansıtmak durumundadır.

Foucault, Kelimeler ve Şeyler'i yazmaya, İnsan Bilimlerinin Bir Arkeolojisi'ni oluşturmaya bu noktadan itibaren başlamaktadır.

Oral Sander – Anka’nın Yükselişi ve Düşüşü

Anka'nın Yükselişi ve Düşüşü: Osmanlı Diplomasi Tarihi Üzerine Bir Deneme Kitap Kapağı Anka'nın Yükselişi ve Düşüşü: Osmanlı Diplomasi Tarihi Üzerine Bir Deneme
Oral Sander
İmge Kitabevi
333

Phoenix, Grek ve Mısır mitolojisinde beş yüz yıl yaşadıktan sonra kendini ateşe atan ve külleri arasından yeniden doğup sonsuza dek var olan bir kuştur. O kadar yaşadıktan sonra bu intiharı neden kendisine reva gördüğü pek belirli değilse de, aynı kalıp içinde uzun süre yaşamanın yaratabileceği sıkıntı bir neden olarak düşünülebilir. Hele külleri arasından başka bir kuş olarak yeniden yeryüzüne dönmesi ve sonsuza dek yaşama isteği dikkate alınırsa, bu açıklama akla yakın görünmektedir.

Phoenix'in Türkçede tam karşılığı yok. Her türlü doğaüstü yeteneğe sahip ve çoğumuzun yakından tanıdığı "Anka Kuşu"nun Phoenix yerine kullanılması yanlış olmasa gerek.