Şebnem İşigüzel – Gözyaşı Konağı

Gözyaşı Konağı, Ada 1876 Kitap Kapağı Gözyaşı Konağı, Ada 1876
Şebnem İşigüzel
İletişim Yayınları
250

1876 yılı baharında gayrimeşru bebeğimi doğurmak üzere evin erkeklerinden habersiz Büyükada'ya gönderildim. Yanıma Bedriye Kalfa'yı verdiler. Evin kadınları baba ve ağabeyime küçük bir hikâye takdim ettiler. Para kazanma hırsıyla yaşayan babam yokluğumu dikkate alacak vaziyette değildi zaten. Sadece ağabeyim bir süre uzaklarda olacağımı duyunca şaşırmış. Sofrada kızılcık hoşafını kaşıklarken bir an donup kalmış. Ona öyle anlatıldığı üzere, güya, talihsiz bir kaza neticesinde saçlarım tutuşup yandığından, Bedriye Kalfa ile halamın Beyazıd'daki konağına gideceğime, bu sayede kendimi biraz olsun toparlayacağıma inanıvermiş. Böyle başlıyor Gözyaşı Konağı. Gencecik bir kadın, karnında bebeği, kederli ve mağrur, adaya geliyor. Kaderden, ayıp arayan gözlerden, hayata hükmeden erkeklerden uzağa… Bir yanda ahlâka hürmet ve fikri mukaddes masalları, diğer yanda kıpır kıpır hürriyet meseleleri… Şebnem İşigüzel, neşeli, aşk dolu, hayat dolu bir romanla yeni bir ses katıyor, sesine… edebiyata…

Bibi Dumon Tak – Kır Kurdu Kitap Kurdu

Kır Kurdu Kitap Kurdu: Harika Hayvanlardan Hikayeler Kitap Kapağı Kır Kurdu Kitap Kurdu: Harika Hayvanlardan Hikayeler
Bibi Dumon Tak
İletişim Yayınları
88

Kır Kurdu Kitap Kurdu
Harika Hayvanlardan Hikâyeler

Doğada öyle hayvanlar var ki duysanız inanmazsınız. Var olduklarına da, sahip oldukları olağanüstü yeteneklere de şaşar kalırsınız.
Ama hepsi gerçek.
Allayıp pullamaya, allayıp pulladığı yuvasıyla da dişileri tavlamaya meraklı çapkın çardak kuşu... Torpidolar gibi çatıların üzerinden süzülen, yere hiç ayak basmayan ebabil kuşu... Önüne ne çıkarsa çıksın gözünü kırpmadan yiyen göçmen karınca... Kendi su geçirmez kostümünü kendi yapan, yeraltı dünyasının prensi «su deposu çöl kurbağası»...
Hep uçuş halinde olanını mı istersin yoksa kurbanına sinsice sokulanını mı... Emekleyen, oynayan, yüzen hatta iki ayağının üzerinde dikilip suda yürüyen...
Hepsi bu kitapta!

Emile Zola – Meyhane

Meyhane Kitap Kapağı Meyhane
Emile Zola
İletişim Yayınları
531

Cemal Süreya çevirisi, yazarın kitaba dair yazısı, Harry Levin'in önsözü ve Robert Lethbridge'in sonsözüyle, yazar ve dönem kronolojisiyle, kitaba dair görsellerle.

Meyhane, Paris'in kenar mahallelerini yoksulluk ve yaşam kavgası, alkolizm ve sefalet üzerinden mercek altına alan natüralist bir başyapıt. Zola'nın olgunluk dönemi yapıtlarından olan Meyhane, sevgilisi Lantier ile birlikte Paris'in kenar mahallelerinden birine yerleşen ve bir çamaşırhanede çalışmaya başlayan Gervaise Macquart'ın hikâyesini anlatır. Zola, bir işçi ailesinin kaçınılmaz düşüşünü içkinin ve aylaklığın sonu, aile bağlarının çözülüşü, dürüstlük duygusunun yitirilişi gibi temalarla tasvir ederken 19. Yüzyıl Parisi'nin natüralist bir tablosunu sunar. Otantik atmosferi ve ödünsüz gerçekçiliğiyle Fransız romanının köşetaşlarından biri olan Meyhane'yi Cemal Süreya'nın özgün çevirisiyle sunuyoruz.

"Meyhane, tasvir ettiği iç karartıcı atmosfere rağmen, muazzam pasajlar ve epizodlarla dolu. Romanın gücü, sahip olduğu sıradışı ağırlıktan ileri geliyor."
-HENRY JAMES-

İlhami Algör – Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku Kitap Kapağı Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
İlhami Algör
İletişim Yayınları
65

"Her şeyin iyi gittiğini nerden çıkarıyorsun?" dedi. "Herif rüzgârı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı." "Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku," dedim. Tırsmaya başlamıştım. Haklı olabilirdi. "Evet, biraz sapık ve tek taraflı bir tutku," dedi, arkasını dönüp gitti. Hikâyeye göre adam, kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor, eve sığmıyor... Bülbülün çilesi, yazarın zulası... İnceden sarma bir sigara, inceden bir bardak... Jak Danyel isimli bir şişe, Hicran isimli bir yara, tuhaf isimli bir roman. Kafamız iyi, açmayın kapağı, biz böyle iyiyiz.

İlhami Algör, alelacayip aşkların ve oyunbazlığın, hüzünlü dolambaçların yazarı. Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İtalyan Yokuşu'ndan aşağı, rüzgâra asılıp Tophane'ye inen roman. Avaramu!

Nihat Genç – Modern Çağın Canileri

Modern Çağın Canileri Kitap Kapağı Modern Çağın Canileri
Nihat Genç
İletişim Yayınları
536

Nihat Genç yazının pek çok alanında kalem oynatan bir yazar. Romandan denemeye, oyundan hikâyeye geniş bir yelpazede başarılı ürünler veriyor. Üslûbu sert, ama dürüst; öfkesi pek, ama yerinde. Zaman zaman acılı, acıtan ama “humor”u eksiksiz. Nihat Genç, bu kitabında bir yandan insanlık durumuzu resmederken, bir yandan da çağdaşımız canilerle hesaplaşıyor. Anlatmak istediğini kimi zaman o bildiğimiz, edebî lezzeti yerinde hikâyelerle; kimi zamansa ciddi mi ciddi makalelerle anlatıyor. İnsanlık karşısındaki durumlarımız, hayattaki duruşlarımız, “güleriz ağlanacak halimize” vaziyetlerimiz, gülünçlüklerimiz, çaresizliklerimiz... Özetle, hepsi bize dair, bizim insanlarımıza, kültürümüze ait canalıcı ayrıntılar, çarpıcı gözlemler, sivri dilli ve de yargılayıcı tespitler... içimizdeki insanı korumayı, onu sağaltmayı, hayatı zenginleştirmeyi amaçlayan yazılar, tutanaklar, tarihe kayıt düşmeler. Sözün kısası, Nihat Genç’in doyumsuz yazılardan, denemelerinden, hikâyelerinden bir demet, hem de kalınca bir demet.

H. A. Nomiku – Haçlı Seferleri

Haçlı Seferleri Kitap Kapağı Haçlı Seferleri
H. A. Nomiku
İletişim Yayınları
112

Selçuk Türkleri ile Bizanslılar arasındaki Malazgirt Savaşı’yla başlayan, 11. yüzyılın sonundan 13. yüzyılın sonuna yaklaşık ikiyüz yıllık Haçlı Seferleri ile süren, 1453’te İstanbul’un fethi ile noktalanan süreç... Doğu ile Batı, İslam dünyası ile Hıristiyan dünyası arasında Haçlı Seferleri’nden bugüne varlığını koruyan derin ve ürkütücü uçurum... Nomiku’nun kitabı bu uzun, karmaşık süreci yeni ve özgün bir yaklaşımla ele alıyor; bugünü anlamak için tarihe ışık tutuyor; aradan geçen yüzyılların silikleştirdiği tarihî gerçekleri yorumluyor...