Tarık Buğra – Küçük Ağa
Roman / 18 Ocak 2017

 Kitabın Adı: Küçük Ağa: Toplu Eserleri 1 Yazarı: Tarık Buğra Yayınevi: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 417 Küçük Ağa, Kurtuluş Savaşı yıllarında, siyasal karar ve tartışma merkezlerinin uzağında, Kuvvacı/Millici denilen, ama ne oldukları, neyi temsil ettikleri pek bilinmeyen birilerinin açtığı savaşa katılıp katılmamanın vebalini tartarak bir karar verme durumunda kalan insanları anlatır. Asırlarır sadece “halife-i ruyi zemin”in, padişahın açtığı sancağın altında savaşılacağı bilgi ve inancıyla yaşamış taşra insanlarının, halife-padişah çağrısının yokluğunda ve işgal haberleri yayılırken yaşadıkları ikilemlerin, açmaz ve iç çalkantıların, kendileri ve kaderlerine sahip çıkma hakkında yeniden düşünmek zorunda kalışlarının hikayesidir. Tarık Buğra’nın kendi deyişiyle Küçük Ağa, destanlara yakışır bir konuyu ele almasına rağmen, destan değil, gerçekliği anlatan bir romandır. İttihatçıların ve Kuvvacıların değil, inanç ve gelenek kalıtıyla başbaşa, ilk kez kendisi ve kendi adına geleceği için karar vermeye çalışan bir ahalinin “kahraman”ı olduu bir roman. Şimdilerde Küçük Ağa’yı okumak, güncelliğini bir kez daha kazanmış bir öyküyü, sorunsalı yeniden okumak demektir.

Alper Sedat Aslandaş – Popüler Siyasi Deyimler Sözlüğü
Siyasi / 16 Ocak 2017

 Kitabın Adı: Popüler Siyasi Deyimler Sözlüğü Yazarı: Alper Sedat Aslandaş Yayınevi: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 225 Gündelik siyaset, simgelerle, sloganlarla, deyimlerle, sembolleşmiş tarihlerle veya rakamlarla yürüyor. Hele toplumsal iletişime jestlerin ve dolaylı anlatımların hâkim olduğu Türkiye’de, böylesi mecazları ve deyimleri dikkate almayan bir siyasî tarih eksik demektir. “Gözlerimizin içine bakın…” lafını bilmeden AP’nin yükseliş dinamiği kavranabilir mi? “Sayın muhbir vatandaş” formülü bilinmeden 12 Mart döneminin havası anlaşılabilir mi? 12 Eylül zihniyetinin, “asmayalım da besleyelim mi?” sözünden daha veciz bir özeti var mıdır? Böylesi “vecizeleri” derleyen bu kitap, Türkiye’nin yakın dönem siyasî tarihini özetleyen bir pratik sözlük gibi. Dönemlere damgasını vuran sloganlar… Ciltlerle lafı, tarihçeyi, gerekçeyi özetleyen, “141-142”, “100 gün”, “147’ler”, “11’ler”, “Dokuzlar” gibi sihirli rakamlar… “70 sente muhtaç olmak”, “Yollar yürümekle aşınmaz”, “Dün dündür bugün bugündür”, “kadayıfın altı…” gibi, neredeyse atasözleşmiş lafların arka planı. “Ortanın göbekçileri”, “kuyudan adam çıkarmak”, “Cemal Aga”, “Yaylacılar”, “Tırt Osman”, “Plan mı pilav mı?” gibi siyasî hiciv örnekleri… Popüler Siyasî Deyimler Sözlüğü, benzersiz bir derleme-açıklama çalışması. Bu çalışma siyaset edebiyatımızın “yakasını açıyor”.

Sevgi Soysal – Yürümek
Roman / 10 Ocak 2017

 Kitabın Adı: Yürümek Yazarı: Sevgi Soysal Yayınevi: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 152 Yürümek, Sevgi Soysal’ın yazarlık çizgisinde bir eşik olarak nitelendirilir. Ela ve Memet’in hayatta kesişmelerini ve ayrışmalarını anlatan bu romanında Sevgi Soysal, toplumca çizilen erkeklik, kadınlık sınırlarını ve sınıf değerlerini bireyin gözünden sorgular. Bir Ege adasında bireyselliğin dar çemberinden çıkıp, insanca duyarlılıklarına sahip çıkan Ela, 12 Mart’ın ayak seslerinin duyulduğu Ankara sokaklarına yürüyüp giderek Sevgi Soysal’ın iç sesi olarak da okunabilir… Müstehcenlik gerekçesiyle toplatılan Yürümek, 1970 TRT Roman Başarı Ödülü’nü kazanmıştır.

Murat Menteş – Korkma Ben Varım
Roman / 31 Aralık 2016

 Kitabın Adı: Korkma Ben Varım Yazarı: Murat Menteş Yayınevi: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 424 “Öldürdüğüm insanlarla iyi arkadaş olacağımızı düşünmüşümdür hep.” Dublörün Dilemması’nın yazarından komik, hızlı, şoke edici bir roman daha. Gönül İşleri Bakanlığı’nda basın müşaviri dövüş ustası Fu. Başkalarının intikamını alarak hayatını kazanan Gıcırbey. Tarih öğretmeni dilber Şebnem Şibumi. Padişah yorganları satıcısı Enver Paşa. Dul gangster Hayati Tehlike. Mr. Spock, Abdülcabbar, Ruhiye Hanım, papağan Huduni, cin Jajha, Atom Bombacıyan, Uçan Kız, Abidin Dandini, Leyla Kalahari ve diğerleri… Korkma Ben Varım’ın her sayfası sürprizlerle dolu. Aşk, dostluk, intikam, yalnızlık ve şiddetin ustaca harmanlandığı roman, olağanüstü bir enerji saçıyor. “Bu kitap karnaval sırasında başgösteren bir bombardımana benziyor.” Murat Uyurkulak

Andre Malraux – Umut
Roman / 30 Kasım 2016

 Kitabın Adı: Umut Yazarı: Andre Malraux Yayınevi: İletişim Yayınları Umut, İspanyol iç savaşını bir faşizm çözümlemesiyle birlikte aktarıyor. Romanın dokusu, mücadelenin seyrini belirleyecek kent olan Madrid’de kurulmuş. Faşist saldırılara karşı sosyalistlerin cumhuriyetçiler, anarşistler ve sendikacılarla kurduğu cephe, ülkenin her yerinde çökmek üzeredir. Askerî karmaşa ideolojilerde de yansımasını bulur. Devrimci ordunun içindeki görüşleri ayırt etmek giderek olanaksızlaşır. Paris Komünü ve Sovyet Devrimi, geçmişteki modeller olarak direnişçilerin belleğinde birer imgedir. Silahlı sivillerle dolu kamyonların, sürekli söylenen Enternasyonal marşının, strateji tartışmalarının arasında hep cesetler vardır. Çatışmalarda düşenler, kurşuna dizilenler… Yaşam ile ölüm arasında, bıçak sırtındaki çizgi hep sezdirilir. Malraux 1937’de yayımlanan bu romanında, diktatörlüğü yıllarca sürecek Franco’nun, halkın bir bölümünden de aldığı destekle yıktığı barikatların öyküsünü anlatıyor. Yazar, “Devrim”i, hem bir kavram olarak, hem de İspanya’da geçen bir tragedya olarak sorguluyor.

Bernhard Schlink – Okuyucu
Roman / 30 Kasım 2016

 Kitabın Adı: Okuyucu Yazarı: Bernhard Schlink Yayınevi: İletişim Yayınları En eski kulvarlardan birine, polisiye’ye yenilikçi bir dalış yapan Alman edebiyatçı Schlink’in tüm maharetini sergilediği bir roman, Okuyucu. 15 yaşındaki bir çocuğun 35 yaşlarındaki bir kadınla yaşadığı aşk, Nazi dönemi sabıkalarının izleri, ihanet, kaçış, vicdan azabı, uçurumlar, suçluluk duygusu, yakalanma korkusu… Schlink, bu temaları “Suç nedir, niçin suçluyum?” sorularının peşinde ve sürükleyici bir dehşet hikayesinin içinde öylesine ustalıkla işliyor ki, Daniel Cohn-Bendit’in deyişiyle “büyük edebiyat” çıkıyor ortaya.

Lev N. Tolstoy – Anna Karenina
Roman / 25 Ekim 2016

 Kitabın Adı: Anna Karenina Yazarı: Lev N. Tolstoy Yayınevi: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 775 Peronun ta ucuna kadar yürüdü. Bir yük treni yaklaşıyordu. Ayakalrının altındaki toprak sallanır gibi oldu. Bir an kendisini yeniden trende sandı. Birden raylara götüren merdivenleri hızla indi. Trenin geçeceği yerin yakınında durdu. Vagonların alt kısımlarına, zincir ve vidalara dikkatlice baktı. Trenin gölgesinde, traversleri örten kömürle karışık kuma bakarak, ‘oraya!’ diye düşündü. Haç çıkardı, sanki her şeyi örten karanlık birden ortadan kalktı. Tüm hayatı gözlerinin önünde canlandı.

Johannes Schiltberger – Türkler ve Tatarlar Arasında (1394-1427)
Tarih / 25 Ekim 2016

 Kitabın Adı: Türkler ve Tatarlar Arasında (1394-1427) Yazarı: Johannes Schiltberger Yayınevi: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 215 Alplerin eteklerinden yola çıkıp, Türkiye, Suriye, Mısır, İran, Orta Asya ve Sibirya’ya sürüklenen Alman asilzadesinin yaklaşık otuz yıllık esaret macerası. Schiltberger 1396’da Niğbolu’da Yıldırım Bayezid’e esir düştü. 1402 Ankara Savaşı’nda Timur’un tutsakları arasına katıldı. Timur’un oğlu Şahruh, Miran Şah, onun oğlu Ebubekir… Schiltberger’in efendileri oldular. Alman asilzadesi, esaretten kurtulduktan sonra, 1427’de bu kitabı yazdı. Kitap ilk defa 1460’da basıldı. O günden bugüne basılıyor. 1400’lerin Anadolu’su, Orta Asya’sı, Sibirya’sı… Yaklaşık 600 yıllık, çok önemli bir kitap.

Latife Tekin – Sevgili Arsız Ölüm
Roman / 25 Ekim 2016

 Kitabın Adı: Sevgili Arsız Ölüm Yazarı: Latife Tekin Yayınevi: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 240 “1957 yılında Kayseri’nin Bünyan kasabasına bağlı Karacefenk köyünde doğdum. Yürümeyi öğrenir öğrenmez okula başladım. Okul, evimizin erkek odasıydı. Sedirlerin altında cinlerle oynaşırken okumayı, yazmayı öğrendim. Karacefenk’te sedirlerin altında cinler ve periler yaşardı. Çocukluğum onların arasında geçti. Gizlice onların derneğine girdim. Evlerini gezdim. Düğünlerine gittim. Dillerini, gündüz ve gece oyunlarını öğrendim. Babam İstanbul’da çalışırdı. Annemin yüreği yaralı, garip bir kadın olduğunu kim söyledi bana şimdi unuttum. Okuyup yazar, dikiş diker, iğne yapar, Kürtçe ve Arapça bilirdi. Köye gelen çingenelere adını duymadığım yerleri, insanları sorardı. Onun geçmişini aranıp durması çocukluğuma bulaşan ilk acıydı. Babam İstanbul’dan torba dolusu parayla döner, köyü başına toplardı. Evimiz tuhaf aletlerle doluydu. Ne işe yaradığını anlamadığım büyülü demirler. Zemberekli saat, radyo, gramofon, mavi kocaman bir yolcu otobüsü, patos, tulumba, kamyon ve traktör. 1966 yılında İstanbul’a geldim. Çocukluğum keskin bir acıyla ikiye bölündü sanki. Gerçekleşmeyen düşler, aralarında doğup büyüdüğüm insanları paramparça etti. Babam hızla işçileşti ve giderek işsiz kaldı. İki ağbim ve kardeşim inşaatlarda işe girdi. Yedi kardeşin arasından titrek bir gölge gibi sıyrılıp liseyi bitirdim. Korku ve yalnızlığın içinden okula gitmenin bedelini ödedim. İnanılmaz savrulmalar, inkâr ve baskının bin çeşidi. Kente ayak uydurabilmek…

Karl Marx – Louis Bonaparte’in On Sekiz Brumaire’i
Siyasi , Sosyoloji / 25 Ekim 2016

 Kitabın Adı: Louis Bonaparte'in On Sekiz Brumaire'i Yazarı: Karl Marx Yayınevi: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 188 İletişim Yayınları kuruluşunun 27. yılında 1500. kitabını yayımlıyor. 1500. kitabımız: Karl Marx’ın Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i. Bir buçuk yüzyıldan fazla zaman önce yayımlanmış bu eserde Marx, 19. yüzyıl ortası Fransası’ndaki sınıf mücadelelerini ve bu politik mücadelelerin bir hükümet darbesiyle sonuçlanışını tahlil eder. Bir toplumu vesayet altına alırken, vasat bir adamın “imparator” pelerini kuşanmasını sağlayan bir darbedir bu. 12 Eylül 1980 darbesinin biçimlendirdiği “serbest piyasa ve serbest baskı” ortamında kurulan İletişim’in 1500 kitabı bulan hikâyesine, bu eserin denk düştüğüne inanıyoruz. Yayıncılık serüvenimize, “benzerine herhangi bir kahve köşesinde rahatça rastlanacak” yavan düşüncelerin iktidarda olduğu ve o rahatlıkla hayatımızı belirlediği koşullarda başlamıştık. Buna razı olmamak için… 27 yıldan beri “trajedi” ve “fars”ın ardı ardına sahne aldığı bir ülkede, edebiyattan siyasete, tarihten popüler kültüre kadar geniş bir çerçevede 1500 eserlik bir kitaplık oluşturduk. Evrensel ilgilerle, tüm dünyaya açık bir merakla… Türkiye’nin geçirdiği siyasal, toplumsal, kültürel, tarihsel süreçlere, ezberci ve şabloncu olmayan bir titizlikle eğilerek… Yazarın, çevirmenin, editörün, dizgicinin, düzeltmenin, dağıtıcının, kitapçının emeği ve en önemlisi okurun göz nuruyla 1500. kitaba ulaşmak büyük bir mutluluk. Biliyoruz ki “kitap (hala) ihtiyaçtır”. Hep birlikte nice 1500’lere… “İnsanlar tarihlerini kendileri…

James Joyce – Dublinliler
Hikaye / 25 Ekim 2016

 Kitabın Adı: Dublinliler Yazarı: James Joyce Yayınevi: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 276 Joyce, Dublin’in yaramaz çocuklarının, sokak müzisyenlerinin, siyasetçilerinin, rahiplerinin ve bu şehirden kaçmak isteyenlerle kaçamayanların hikayelerini anlatıyor. Dublinliler’de Joyce sarsılmayan bir gerçekçilikle, doğduğu ve büyüdüğü Dublin’de yüzyıl sonunda yaşamdan kesitleri bize sunuyor. 1905 yılında tamamladığı bu hikaye derlemesi konu aldığı hayatlar ve kullandığı dil yüzünden İrlanda’da ve İngiltere’de yayınevlerince ahlaka aykırı bulunup kabul edilmemiş, yayımlanması, ilk romanı Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi’yle aynı zamanı bulmuştu. Joyce bir ölümle başlayan ve “Ölüler” ile sona eren on beş hikayesinde şehrin farklı katmanlarında gezinmekle kalmıyor, aynı zamanda şehrini ve İrlanda’yı özetleyen manevi felç, pişmanlık ve iki arada kalmışlık gibi hisleri de bu kitabın her bir satırına işliyor. “Dublinliler’in sakinleri için ‘kolonize edilmiş’ tanımını kullanmak basit kaçar; siyasi özerkliği olmayan bir ülkede, güç bela yaşadıkları kamu alanının nasıl tahrip edilmiş olduğunu göz ardı edemeyiz.” – Colm Toibin

Nihat Genç – Arkası Karanlık Ağaçlar
Deneme / 25 Ekim 2016

 Kitabın Adı: Arkası Karanlık Ağaçlar Yazarı: Nihat Genç Yayınevi: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 227 Nihat Genç, bu sefer daha sakin, onu en fazla coşturan şeyi yapıyor: İnsanların, gerçek insanların hikayelerini anlatıyor. Küçük insanları kahraman gören bir görüşle… Yokluktan yoksulluktan, çirkinlikten, hoyratlıktan, kötülükten bir acayip “iyi” enerji üreterek… Hayata tutunma yorgunluğunu, varolma hüznünün verdiği tuhaf azmi, boşvermişliğin coşkusunu, sessiz sedasızlığın kendine has gevezeliğini anlatıyor. Onun yazarlığındaki marifet, bu saklı cevherleri, bu olağan mucizeleri bulup çıkartabilemek değil mi zaten/ Nihat Genç, bu kitapla, en iyi yaptığı işi yapıyor…

Martin Van Bruinessen – Kürtlük, Türklük, Alevilik
Dini , Siyasi , Sosyoloji / 25 Ekim 2016

 Kitabın Adı: Kürtlük, Türklük, Alevilik Yazarı: Martin Van Bruinessen Yayınevi: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 211 Kürt sosyopolitiği alanında bir klasik sayılan Ağa, Şeyh ve Devlet’in yazarı Martin van Bruinessen, ağırlıkla Kürtlerde din olgusuna yönelttiği araştırmalarının ilk bölümünde Sünniliği ile ele almıştı (Kürdistan Üzerine Yazılar, 1992). Martin van Bruinessen, bu derlemesinde bu kez heterodoks uzanımlarıyla birlikte Kürt Aleviliği’ni inceliyor. Konuyu hem Anadolu Aleviliği hem de Ortadoğu’nun ve Kürtlerin İslam öncesi inanışları bağlamında ele alan yazar, bu verileri güncel konu ve problematiklerle de ilişkilendirerek yorumluyor. Bir kimlik hareketi olarak Aleviliğin-Alevi uyanışının Türk ve Kürt milliyetçiliği ile sancılı ilişkilerini, örneğin Gazi olayları gibi hassas kesitlerde ele alırken, bir yandan da Alevi inanç öğelerinin Hint din ve efsane dünyasındaki benzeşiklerine de uzanabilen geniş bir perspektif sunuyor.