Aret Vartanyan – Siyah Gözyaşı

Siyah Gözyaşı Kitap Kapağı Siyah Gözyaşı
Aret Vartanyan
Destek Yayınları
424

Başını kuma gömüp yaklaşan fırtınayı görmezden gelerek yok olmak ya da ayağa kalkıp gerçeğin peşinde ilerleyerek var olmak arasında seçim yapacak olan sensin. Bugünün dünyasında, yaşadıklarının gölgesinde nereye gidiyorsun?

İnsanı, dünyayı yok sayarak insanlığı kaosa sürükleyen sistemin yöneticisi Mayer...
İnsanlığa bir çıkış yolu yaratmak için kendinden vazgeçen Hermes...
Sistemin yaşattıklarıyla bir tetikçiye dönüşen İris...
Ailesinin eleştirilerine kulak asmayıp bilgisayar başında kurulu düzeni sarsan liseli Mert...
Kadını yok sayan bir toplumda tüm yüreğini ailesine açan Demet...
Olanaksız bir aşkın enkazıyla geleceğinden vazgeçen Ayşe...
Geçirdiği ölümcül sınavların ardından karanlığa ışık olan Selim...
Dünyayı kadınların değiştireceğinin sembolüne dönüşen Zümrüt...
Yaradan'ın yarattığını kabullenmeyen şeytan...
Şeytanın bilinmeyen oğlu Lucifer...
Her şeyin kaynağı Yaradan...

 

Gerçek dünya ile sanal dünya arasındaki amansız savaşta dünyevi ile ilahi olan arasında sıkışıp kalan kadim bilgeliğin beşiği Anadolu'dan doğan kusursuz bir plan...

Türkiye ve dünyada milyonlarca insana ulaşan Aret Vartanyan'ın son romanı "Siyah Gözyaşı" yaşamı anlamaktan vazgeçmeyen, gösterilen dünyayla yetinmeyen ve geleceği öngörmek isteyenler için bir anahtar, hayatın tüm zorluklarına, yanılsamalarına ve varoluşun tüm ağırlığına rağmen dimdik yürüyenler için yeni bir umut...

Edward F. Benson – Hilal ve Demir Haç

Hilal ve Demir Haç: Türklüğe Nefret Kitabı Kitap Kapağı Hilal ve Demir Haç: Türklüğe Nefret Kitabı
Edward F. Benson
Destek Yayınları
144

"Ermenistan'ın denize açılabilmesi için Türkiye'nin Karadeniz kıyısında bir liman onlara verilebilir."
"Kuzey Mezopotamya bölgesine dağdan indirilecek Kürtler ve Bedeviler yerleştirilerek Türklere karşı koruması Batılı güçlerle sağlanacak bir devlet kurulabilir."
"Dicle ve Fırat nehirleri arasında bulunan güney Mezopotamya ve Basra İngilizler tarafından ihya edilerek tarihteki şaşalı günlerine Büyük Mezopotamya Projesiyle kavuşturulmalıdır."
"Anadolu'daki Ermeni topraklarını kalkınmasında en önemli rolü Amerikan misyonerleri oynayacaktır."
"Fransa misyoner okullarıyla bulunduğu topraklardaki eğitimli nüfus ile arasında büyük bir entelektüel bağ kurmuştur."

John Coleman – 300’ler Komitesi

300'ler Komitesi Kitap Kapağı 300'ler Komitesi
John Coleman
Destek Yayınları
416

"Seçilmiş hükümetler pek nadiren halklarını yönetirler."
- Benjamin Disraeli, İngiliz Başbakanı

"Birbirini tanıyan sadece üç yüz adam Avrupa'nın kaderini idare etmektedir. Bu adamlar haleflerini kendi çevrelerinden seçerler. Bu adamların tasvip etmedikleri her devleti yok edecek araçları bulunmaktadır."
-Walther Rathenau, Alman Dışişleri Bakanı ve AEG başkanı

Dünyayı 1600'lü yıllardan beri uyuşturucu ticareti parasıyla servetler kazanmış ve başında İngiliz monarşisinin bulunduğu 300 kişilik bir komite yönetmektedir. Yeni Dünya Düzeni içinde Tek Dünya Devleti kurmayı amaçlayan bu komitenin her ülkede vatan hainliği yaparak komplo hiyerarşisi içinde yükselmek isteyen adamları bulunmaktadır. Komite her devlette paralel yapılar oluşturarak aşağıdaki faaliyetleri gerçekleştirmektedir:

Dindarlık kisvesi altında "Dinler arası diyalog" senaryosu içinde tüm dinleri tek bir din altında birleştirmek…

Kalkınmakta olan ülkelerde endüstriyelleşmeyi önlemek, tarımı ortadan kaldırmak…

Halkları devlet yardımı ile yaşayacak hale getirmek…

2050 yılına kadar dünya nüfusunu açlık, salgın hastalıklar, kanser, savaşlar ve homoseksüelliğin yaygınlaştırılmasıyla 3 milyar kişi azaltmak…

Halkları din ve uyuşturucu kullanımını artırarak kontrol etmek…

Tüm milliyetçilik akımlarını yıkmak ve üniter devletlerde çok kültürlülük adı altında bölünmeyi sağlamak, kolay yönetilebilir küçük feodal devletler oluşturmak…

Dünyada eğitim düzeyini aşağı çekmek…

Yandaş medya ile halk kitlelerinin beyinlerini yıkayarak umutsuzluğa düşmelerini sağlamak...
Ülkelere "demokrasi" getirmek adı altında saldırarak doğal kaynaklarını ele geçirmek...

R. İhsan Eliaçık – Sosyal İslam

Sosyal İslam: Dinin Direği Paylaşımdır Kitap Kapağı Sosyal İslam: Dinin Direği Paylaşımdır
R. İhsan Eliaçık
Destek Yayınları
341

Şunu unutmayın ki; yakınlık bağları (aile, yakın çevre, komşular, arkadaş çevresi, mahalle) çözüldükçe pusuda bekleyen bankaların eline düşeceksiniz. Her Cuma imam minberden şu ayeti okuyup öyle iniyor: "Allah adaleti, ihsanı ve yakın çevrenizi (zi'l-gurba) gözetmeyi/vermeyi emrediyor." (Nahl; 90) Fakat dinleyen kim, anlayan nerede? İnsanların artık kendi anne, baba, akraba, kardeş ve arkadaşına bile parasını veremeyip güven içinde bankalara götürüp yatırmasının, hangi çözülme, yalnızlaşma ve arkasından gelen korku (havf) ve kaygı (huzn)'dan beslendiği sanırım anlaşılıyor. Bu, toplumdaki yakınlık bağlarının (zi'l-gurba) yani "sosyal"in çöküşüdür. Burada ortaya konan İslam'ın "sosyal" içeriğinin ne anlama geldiğini tekrar düşünün. Düşünmekle kalmayın güncelleştirin. İşte bu kitap, yalnızlaşmış, bir başına kalmış (birey!) yurdum insanının boynuna geçirilen tasmaların, zincirlerin, boyundurukların nasıl kırılıp atılacağının ve profesyonel hırsız şebekelerinin ellerinin toplumdan nasıl kesileceğinin de panzehiridir. Bunun yolu "Sosyal İslam" anlayışının siyasi, ekonomi-politik olarak da diriltilmesidir. Böylece boyunduruklar kırılacak, köleler özgürleşecek, yoksullar doyacak, açların yüzü gülecek ve ezilenler yeryüzünün önderi olacaktır. İlahî vaat bu yönde ve gerçekleşmek için bir "kendinden zuhur" beklemekte.

Akilah Azra Kohen – Pi

Pi Kitap Kapağı Pi
Akilah Azra Kohen
Destek Yayınları

Şimdi itiraf zamanı! İtiraf ediyorum: Sana tuzaklar kurdum. Adlarını Fi ve Çi koydum. Can Manay'ın Duru'ya duyduğu açlıkla çıkardım seni yola, Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını Deniz'le anlatmaya çalıştım sana… Beni takip etmen için yolumuzu onların hikâyeleriyle süsledim. Anlamları da hemen hemen her satıra gizledim. Çünkü Pi'deydi asıl anlatmak istediklerim. Çaresizdim. Vazgeçemezdim. Sana bu manzarayı mutlaka göstermeliydim. Seninle nihayet burada buluşmak için çok emek verdim. Şimdi yine gel benimle, birlikte yürümeye devam edelim. Savaşların savaşılarak kazanılamayacağını, asıl zaferin ancak doğrudan ayrılmayınca kazanıldığını Özge anlatsın sana, Yaptığımız her şeyin evrende dönüp dolaşıp bize nasıl geri geldiğini Can'dan dinle, Analiz edebildiğimiz kadar güçlü, sadeliğimiz kadar güzel, gerçekliğimizdeki samimiyet kadar eşsiz olduğumuzu Bilge'de gör, Kendi değerini başkalarının gözünden biçenlerin acısını Duru'yla anla, Ve Deniz'in düşüncelerinde tanış geleceğin insanıyla… Gel benimle. Yolumuz uzun değil, Nihayet sana gidiyoruz, bana… BİZ'e. Sorgulanmamış, analiz edilmemiş bir yaşam hiç yaşanmamıştır.