Can Dündar – Gölgedekiler

Gölgedekiler Kitap Kapağı Gölgedekiler
Can Dündar
Can Yayınları
208

1920'lerin ateşten günlerinin sıcağını Gazi'yle paylaşmış bir avuç insanın öyküleri var bu kitapta... Onun gölgesinde yaşayıp ölmüş bir genç kadının, o talihsiz çok partili rejim denemesinde göreve çağrılmış bir yakın dostun, Çanakkale'de gözünü kırpmadan ölüme koşan binlerce askerin, ilk Meclis'te ilkeleri uğruna muhalefete düşen bir gizli kahramanın, zorlu bir gemi yolculuğunun adları duyulmamış neferlerinin ve ülkenin ilk resmî komünist partisinin kurucularının portreleri, tarihin kuytu köşelerinden çıkıp ışığa kavuşuyor.

Altı bölümden oluşan belgesel dizisini de izleyebileceğiniz Gölgedekiler, o portrelerden yola çıkarak değişik bir tarih fotoğrafı sunuyor.

Murat Gülsoy – İstanbul’da Bir Merhamet Haftası

İstanbul'da Bir Merhamet Haftası Kitap Kapağı İstanbul'da Bir Merhamet Haftası
Murat Gülsoy
Can Yayınları
264

Ben olmamış bir kahraman emeklisi, ben bir kırmızı çarpı, ben uygun adım serseri, bir gençlik düşü, ben bir yanılgılar bileşimi, ben: yeri belli olan; geçip gidiyorum şehrin içinden.Hayatın akışına aldırmıyorum.Çünkü ben suskunluk ve unutuşun sivil ifadesiyim.Aslında Promete’nin ciğerini söken kartal olmalıymışım. Promete olamadıktan sonra...Bir kitabın bize yeni bir dünyanın kapılarını aralamasını ya da kendi deneyimimize farklı ve daha parlak bir ışık tutmasını bekleriz çoğu kez. Çaresiz bir anlam arayışıdır bu. Murat Gülsoy, İstanbul’da Bir Merhamet Haftası’nda, bu çaresizliğin insani boyutunu aramaya çıkarken okurlarını da peşinden sürüklüyor. Kimi zaman ürkek, kimi zaman saldırgan kahramanları, kimi zaman şiirsel, kimi zaman mekanik üsluplarıyla bizi "bakmaya" davet ediyorlar. Ancak, Gülsoy’un edebiyatı, röntgenci heveslerden uzakta, arka pencereye değil, yazıdan bir aynaya bakmaya çağırıyor okurunu. Anlamı kendinde gizli bir dünyayı seyre dalan insanların zihinlerinde geziniyoruz. Bir şeye, dünyaya, insanlara bakmanın kendimize bakmak; kendimize bakmanın bir şeye, dünyaya, insanlara bakmak olduğunu hissederek...

Seray Şahiner – Antabus

Antabus Kitap Kapağı Antabus
Seray Şahiner
Can Yayınları
112

"Hani kadınlar çocukları olsun diye gezmedik doktor, türbe bırakmıyorlar ya... Akılsızlar! Bırakın olmuyorsa olmuyor, ille doğurup ne diye sabinin de hayatını karartıyorsunuz?"

Gelin Başı ve Hanımların Dikkatine kitaplarının yazarı Seray Şahiner'in kaleminden yeni bir insanlık öyküsü... Antabus, yaşadığımız şiddet ortamının kaynaklarını, bu şiddetin yarattığı insanlık hallerini anlatıyor. Bu kısa romanın anlatıcı kahramanı, işçi sınıfına mensup genç bir kadın; Leyla. Bir konfeksiyon atölyesinde çalışan Leyla, sessiz sakin, "sıradan" bir hayat kurmak ister. Fakat hayatı seçimleriyle değil, kendisine dayatılanlarla şekillenir.

İçinde bulunduğu durumdan kurtulmak için kendince yöntemler geliştirmekten vazgeçmeyen Leyla'nın anlatısını elinizden bırakamayacaksınız.

Colette – Dişi Kedi

Dişi Kedi Kitap Kapağı Dişi Kedi
Colette
Can Yayınları
123

Colette'in, Fransız romanında olduğu kadar, dünya romanında da çok özel bir yeri var: Her türlü konformizme karşı çıkan Colette, roman sanatına yeni bir kadınca dünya görüşü getirirken, bir başka yazma biçemi de yaratmıştır. Dişi Kedi, bir genç erkek, bir genç kadın ve bir dişi kedi üçgeninde 'kıskanma'nın özel dünyasını bütün derinlik ve çıplaklığıyla ele alır. Alain'in nişanlısı Camille'in, genç erkeğin dişi kedisi Saha'nın varlığında beklanmedik bir rakip keşfetmesi; Alain'in Camille'in karşısına, Saha'nın kedice incelediği çıkarması ve kedi Saha'nın Alain'i dişice kıskanması sonunda roman trajik boyutlara ulaşır. Saha'nın varlığı, Camille için, dışında kaldığı bir sevgi dünyasının somut simgesidir. Camille, Alain'in bütün ilgisini üzerinde toplayan Saha'dan nefret eder, bu da kendisini bağışlamaz bir tepkiye götürür: Saha'yı öldürmeye kalkışır. Colette, bu romanıyla insanlar arası, kadın-erkek arası ilişkilerin en karanlık katmanlarına el atıyor. Colette'in, en güzel, en özgün romanlarından biri olan Dişi Kedi, pek az yazara kısmet olan ölümsüzlüğün yazınsal gizlerini açıklıyor.

Mo Yan – Yaşam ve Ölüm Yorgunu

Yaşam ve Ölüm Yorgunu Kitap Kapağı Yaşam ve Ölüm Yorgunu
Mo Yan
Can Yayınları
936

Mo Yan'ın epik romanı Yaşam ve Ölüm Yorgunu, Mao Zedong'un toprak reformu hareketiyle Çin kırsalının geleneksel düzenini altüst etmesinden yaklaşık iki yıl sonra, 1 Ocak 1950 günü başlıyor. Bu iki yıl boyunca Cehennemin Efendisi Yama, ırgatlarına iyi davranmasıyla nam salmış Ximen Nao'ya, iktidarı yeni ele geçirmiş köylülerin kendisini neden idam ettiklerini itiraf ettirmek için her türlü işkenceyi uyguluyor. Ama Ximen Nao, cehennem ateşinde yakılma cezasını çektikten sonra bile masum olduğu iddiasını sürdürünce Cehennemin Efendisi Yama pes ederek onun eski topraklarına dönmesine izin veriyor.

Ne var ki, Ximen Nao yeniden hayata geldiğinde insan olarak değil eşek olarak doğduğunu anlıyor.Çünkü Cehennemin Efendisi Yama kalpleri kinle dolu ruhların yeniden insan olarak doğmalarını istemiyor ve o ruhları hayvan olarak yeniden dünyaya gönderiyor.Romanın beş bölümü, kahramanımızın altı reenkarnasyonla eşek, boğa, domuz, köpek ve maymun kimliğindeki yaşamlarında, eski ailesinin, dostlarının, rakiplerinin, düşmanlarının yazgısına tanık oluşunu aktarıyor.Ximen Nao son reenkarnasyonunda da şaşırtıcı bir bellek gücüne ve dil öğrenme yeteneğine sahip olan koca kafalı bir oğlan çocuğu olarak dünyaya geliyor.Roman bu farklı kimliklerin bakış açılarından Çin'in çalkantılı tarihindeki son elli yılın öyküsünü dile getiriyor.

Thomas Mann – Tonio Kröger

Tonio Kröger Kitap Kapağı Tonio Kröger
Thomas Mann
Can Yayınları
95

"İki dünya arasındayım. Her ikisinde de rahat edemiyorum. Bu yüzden işim zor. Siz sanatçılar benim bir burjuva olduğumu söylüyorsunuz, burjuvalarsa beni tutuklamaya kalkıştı... hangisi beni daha çok incitti bilemiyorum. Burjuvalar aptal; ama güzelliğin hayranları olan sizler, benim ağırkanlı olduğumu, özlemlerim olmadığını söyleyenler, hiçbir özlemim sıradanlığın hazlarından daha tatlı ve dokunaklı olmadığını savunan bir sanatçılık anlayışı da olduğunu unutmamalısınız; hem kökeni ve kaderi itibarıyla öylesine derin ki bu sanatçılık anlayışı..."
Tonio Kröger, Thomas Mann'ın diğer uzun anlatılan "Venedik'te Ölüm", Tristan ve "Mario ve Sihirbaz" gibi, sanatçı ile dışarıda, "orada" duran dünyanın yüzleşmesini konu edinir; Tonio, içten içe, sanatın 'insanlık dışı, insana rağmen' yapılan bir iş olduğunu düşünür. Onun 'hayatı sanatın gölgesiyle lekelenmemiş' çocukluk arkadaşı sarışın Hans Hansen'e ve Hans Hansen'in temsil ettiği her şeye duyduğu özlem, hatta aşk, bu küçük ve güzel 'novella'nın eksenini oluşturur.

Patricia Highsmith – Ripley’in Oyunu

Ripley'in Oyunu Kitap Kapağı Ripley'in Oyunu
Patricia Highsmith
Can Yayınları
320

Patricia Highsmith'in bütün dünyada okur kitleleri kadar sinemaseverler tarafından da tanınan ve beğenilen ünlü "Ripley" dizisi ilk defa bütün romanlarıyla Türkçede. 1955'te Yetenekli Bay Ripley'yle başlayan serüven, Ripley Yeraltında (1970), Ripley'nin Oyunu (1974), Ripley ve Peşindeki Çocuk (1980) ve Ripley Su Altında'yla (1991) devam etmişti.

Ripley'nin Oyunu, Ripley Yeraltında adlı kitapta tanıdığımız bir coğrafyada geçiyor. Tom Ripley yine Fransa'da, Paris yakınlarındaki evinde karısı ve evin emektar kâhyasıyla birlikte yaşıyor. Kendisinden bir konuda aracılık etmesini isteyen dostunun isteğini kırmıyor ve sadece ona değil, gerçekten yardıma muhtaç birine daha elini uzatıyor. Ne var ki, bu seferki lokma kolay yutulur türden değil; çünkü karşısında iki mafya ailesi var.

Tom Ripley'nin dostları ve düşmanlarıyla birlikte Fransa-Almanya hattında ölüm kalım yolculukları başlıyor.