Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi Sefaretnamesi

Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi Sefaretnamesi Kitap Kapağı Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi Sefaretnamesi
Abdullah Uçman
Tercüman Yayınları
190

Evliya Çelebi  Seyahatname’sinden sonra Türk seyahat edebiyatının dikkate değer ilk örneklerinden  biri  Yirmisekiz  Çelebi  Mehmed  Efendi’nin  Fransa Sefaretnamesi’dir.  Üzerinde  çokça  durulan  bu  metin  Osmanlı  Batılılaşmasının  erken  dönemlerini  takip  için  de  önemli  bir  yerde  duruyor. Tarihlerimizde  Lale  Devri  olarak  bilinen  1718-1730  yılları  arasında  Osmanlı  tahtında  Sultan  III.  Ahmed, sadâret koltuğunda ise Nevşehirli Damat İbrahim Paşa oturmaktadır. 1718 yılında imzalanan  Pasarofça  Antlaşması’ndan  sonra  bir  taraftan  genel  anlamda  memleket  çapında  bir  kısım  ıslahat  hareketlerine girişilirken, bir taraftan da İstanbul’un yeni baştan imar edilmesine, daha doğrusu yeni  köşk, bahçe, kasır ve sahilsaraylarla güzelleştirilmesine başlanır. Islahat konusunda takip edilen yeni  dış politika doğrultusunda İstanbul’da ikamet eden Avrupalı sefirlerle de iyi ilişkiler kurmaya çalışan  Damat İbrahim Paşa, bir yandan da Batı dünyası hakkında bilgiler edinmek suretiyle oradaki ilmî ve  fennî  gelişmeleri  daha  yakından  görmek,  aynı  zamanda  iki  devlet  arasındaki  dostluğu  geliştirmek  üzere  1720  yılında  “Fevkalâde  elçi”  sıfatıyla  Yirmisekiz  Mehmed  Çelebi’yi  Paris’e  gönderir.  Fransa  Sefaretnamesi  bu  çok  taraflı  teşebbüsün  önemli  neticelerinden  biridir  ve  bu  bakımdan  önem  taşır. Topkapı  Sarayı  Kütüphanesi’nde  bulunan  yazma bir  nüshanın,  bu  metinle  ilgili  günümüze  kadar yapılan neşirlerden farklı kısımlar taşıması,  yeni ve güvenilir bir neşir  yapılmasını gerekli kılmıştır.

Bu  yayın,  hem orijinaliyle birlikte tahkikli yeni metni ve bunun sadeleştirmesini hem de kitabın ve müellifinin hikâyesini birlikte vermektedir.

İlber Ortaylı – Eski Dünya Seyahatnamesi

Eski Dünya Seyahatnamesi Kitap Kapağı Eski Dünya Seyahatnamesi
İlber Ortaylı
Timaş Yayınları
288

"Eski Dünya Seyahatnamesi rastgele bir isim değil. Henüz Balkanlar ve Ortadoğu'nun eski havasını muhafaza ettiği günlerdeki gezilerimi içeriyor. Tarih, gezginin vazgeçemeyeceği bir değerlendirme alanı… Benim eski dünyam, bugün artık değişiyor."
İlber Ortaylı

Atalarımızın Anadolu'ya gelmeden önce kaç asır oturduğu ve hâlâ da nüfusunun önemli bir kısmını kuzenlerimizin teşkil ettiği, edebiyatımızın ve dilimizin istesek de istemesek de, sevsek de sevmesek de atamayacağımız yüzde 40'ını oluşturan Ortadoğu'dan köşe bucak buram buram tarihimiz kokan Balkanlara; havasını yakaladığınız zaman kocaman bir coğrafyanın ve uzun bir tarihin küçülüp sizinle kucaklaştığı bir tiyatro olan Akdeniz'den okumakla, filmle, resimle anlaşılamayan Asya dünyasına; tezatlar içinde gelişen kapalı kutu Uzakdoğu'dan pek çok ünlü sanatçıyı bağrında yetiştiren sanatın ve tarihin merkezi Avrupa'ya kadar bir uçtan bir uca Eski Dünya üzerinde seyahate çıkmaya hazır mısınız?
Isfahan, Venedik, Kudüs, Kırım, Tokyo, Yemen, Barcelona, Bosna, Girit, Hindistan, Berlin, Japonya, Kafkasya, Türkiye… Günümüzün Evliya Çelebi'si İlber Ortaylı'nın dünya üzerindeki adımlarına eşlik ederken Eski Dünya düzeninin ülke ve şehirlerinin büyülü zamanlarına gidecek ve geçmişinizle yeniden usulca buluşacaksınız.

İlber Ortaylı'dan okurlarına keskin gözlemleri ve nesnel tespitleriyle zamanın derinliklerinden, tarihin katmanlarından bugünün dünyasını daha doğru anlama imkânı: Eski Dünya Seyahatnamesi.

Hüseyin Nihal Atsız – Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nden Seçmeler

Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nden Seçmeler Kitap Kapağı Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nden Seçmeler
Hüseyin Nihal Atsız
Ötüken Neşriyat
376

Evliya Çelebi, Osmanlı tarihinde istisnaî bir şahsiyettir. O’nun istisnaîliği, hem uğraştığı sahanın Osmanlı tarihi bakımından orijinalliği hem de usta bir nesir yazarı olmasından gelir. Zira Osmanlı’da şiir çok gelişmiş olmasına rağmen, nesir pek gelişmiş bir tür değildi. İşte Evliya Çelebi, yazdığı seyahatname ile hem nesirdeki ustalığını hem de gezip görme ve bilmedeki engin tecessüsünü gösteren bir şahsiyettir. O’nun seyahatname yazarlığındaki büyüklüğünü yerli tarihçilerden başka, yabancı tarihçiler de teslim ederler.

Kendisi, basit bir seyyah değildir. Seyahatnamesi ile sadece coğrafî, kültürel bilgiler vermez. Osmanlı İmparatorluğu’nun merkez ve taşra teşkilâtı hakkında da geniş bir malûmat sahibi olduğu, gene bu sahanın uzmanlarınca tasdik edilir. Ama her nedense, Evliya Çelebi gerektiği şekilde itibar görmemiş bir insandır. O’nu, İlber Ortaylı dâhi olarak vasıflandırır. Milyonlarca kilometrekarelik Osmanlı coğrafyasında, Rumeli ve Anadolu’yu gezdikten başka, seyahatlerini Mısır ve Suriye’ye kadar da uzatmış ve bazen mübalağa etse de çok değerli bilgiler vermiştir.
Ve bütün bu seyahatlerini tabiî ki at sırtında yapmıştır.

Böyle büyük bir şahsiyeti layıkıyla tanımak ve O’nu gelecek nesillere aslî değeriyle tanıtmak için de, Nihal Atsız gibi tarih şuuru olan ve insan kıymeti bilen birisi lâzımdı. İşte Nihal Atsız, bu ehemmiyetli tarihî vazifeyi, bu eseriyle hakkıyla yerine getirmiş bir insandır.

Ahmet Semih Mümtaz – Eski İstanbul Konakları

Eski İstanbul Konakları Kitap Kapağı Eski İstanbul Konakları
Ahmet Semih Mümtaz
Kurtuba Yayınları
176

Semih Mümtaz'ın çeşitli gazete ve dergilerde kaleme aldığı yazıları genelde, yakın tarihi aydınlatıcı birçok bilgi ve hatırayı içermektedir. Söz konusu bu yazılar; Sultan II. Abdülhamid dönemi sosyal ve siyasi olaylarını; devlet adamlarını; döneminin İstanbul ve taşra yaşantısını; eski İstanbul'un ve Boğaziçi'nin unutulan taraflarını, mekânlarını; Paris ve Nice'de yaşadığı yılları; Cenevre'deki talebelik hatıralarını, oradaki Türk öğrencileri ve kurdukları cemiyetleri; Cumhuriyet sonrası İstanbul'un dertlerini dile getirir. Bir kısım yazıları ise musiki ve tiyatro eleştirisi niteliğindedir.

Bu kitap ise Ahmet Semih Mümtaz'ın eski İstanbul'un konak yaşantısına ait hatıra ve izlenimlerine ait yazılarının derlenmesinden oluşmuştur.

Bugün artık tarihe karışıp hayal olmuş eski konaklardaki üç kuşağı bir arada tutan gelenekler, harem ve selamlık anlayışı; kadın ve çocukların dünyası; eski İstanbul'daki ünlü paşa konakları; buralarda yaşayan rical-i devletin şakaları, değişik alışkanlıkları gibi hususi hayatlarıyla ilgili bilinmeyen tarafları; eski Boğaziçi'ni süsleyen şimdi bir kısmı yıkılıp gitmiş yalılar; Çamlıca ve Kadıköy taraflarındaki köşkler, akıcı ve hoş bir anlatımla okuyucuya sunulur.

İshak Sunguroğlu – Harput Yollarında

Harput Yollarında (4 Cilt Takım) Kitap Kapağı Harput Yollarında (4 Cilt Takım)
İshak Sunguroğlu
İşaret Yayınları
1717

Birinci elden kaynaklara, arşiv belgelerine, fotoğraflara, tarihî bilgilere ve kişilerin şahitliklerine başvurularak hazırlanan "Harput Yollarında" adlı bu eserin yazarı İshak Sunguroğlu, belge ve bilgileri, soğuk ve akademik bir havada değil, duygu ve düşüncelerin, geçmişin, hatıraların özlemi içinde ele almıştır.

İshak Sunguroğlu için Harput, Harput'un eski günleri, artık çok uzaklardadır. Çocukluk ve gençliğini yaşadığı, binlerce yıllık tarihe sahip olan bu şehir yok olmuştur. Eski ihtişamından eser kalmamış ve evlerin kapılarını örümcek ağları bağlamıştır. Bundan dolayı Sunguroğlu'nun içi kan ağlamaktadır.

Eser sadece Harput'un değil, bölgedeki Malatya, Diyarbakır, Tunceli, Bingöl gibi şehirlerin, Doğu Anadolu Bölgesi'ninde yerel tarihini içine alır. Böylece biz, pâyitahta uzak olan – daima göz ardı edilen– taşranın: Anadolu'nun sessizce akan tarihinin, yaşanan onca acının, ızdırabın ve yıkımın şahidi olduğumuz gibi, buraların saduman oldugu günleri de görürüz. Günlük olaylar, sosyal ve dinî hayat, insanların birbirleriyle olan ilişkileri detaylı bir şekilde bu eserde yerini alır. Öyle ki yemeklerden, çocukların eğitiminden, yaz ve kış eğlencelerinden, düğünlerden, dinî merasimlerden, bayramlardan, ramazanlardan vb. daha bir çok sosyal faaliyetten ilk elden haberdar oluruz.

Özellikle 19. ve 20. yüzyılda yaşanan siyasi ve sosyal çalkantıların toplumda yarattığı yansımalar ve oluşturduğu kırılmaları, yaşayanların ağzından duyma imkanı buluruz.

Özetle söyleyecek olursak, Anadolu'yu ve onun toprağı ile yoğrulmuş insanı daha yakından tanıma şansını elde etmiş oluruz.

Mutlu Dinçer – Pedalımla 5 Ülke

Pedalımla 5 Ülke Kitap Kapağı Pedalımla 5 Ülke
Mutlu Dinçer
Optimist Yayınları

Bir hayal, iki öğretmen, beş ülke, onlarca şehir, yüzlerce köy, binlerce renk, doku, tat, festival, milyonlarca pedal, milyarlarca insan… Gezi tecrübeleriyle ilgili yeni ve özgün bir şey söylemek ne kadar zor. Avcı toplayıcı ilk insandan, konargöçer atalarımıza, İbniBatuta'ya, Marco Polo'ya, Evliya Çelebi'den modern gezginlere kadar binlerce seyahatname yazarı, içlerindeki coşkuyu, yolda olmalarının nedenini ve yaşadıkları olağanüstü anları ne derece kelimelere dökebilmiştir ki! Shakespeare'in dediği üzere "Hayat bir oyun sahnesi!" Bu satırların sahibi İnci ve Soner Sarıhançifti bu sahnede figüran olmak yerine başrolde oynamayı ve uzun metraj bir yol filmi çekmeyi tercih etti. 2005 yılında aldıkları radikal bir kararla tüketim çılgınlığına biraz olsun ara verip Dünya'ya olan borçlarını ödemek için ulaşım araçlarının en masumu olan bisikletle yollara düştüler. Sarıhan çiftinin Denizli-Muğla-Antalya seyahati ile başlayan bisiklet seyyahlığı, 2006'daki Karadeniz turununardından 2007 yılında Türkiye'den Nepal'e uzanan masalsı bir maceraya dönüştü. Bu yolculuğun yarattığı dönüşüm Pedalımda 5 Ülke'yle somutlaşıyor. 2008'de Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa hattına uzanan hikâyeleri, 2009'da aralarına katılan ve bugün Minik Gezgin olarak tanıdığımız Tibet Çınar'la daha da zenginleşti. Minik Gezgin henüz 22 aylıkken Orta Avrupa'da 3486 kilometrelik bir rotayı anne-babasıyla birlikte kat etti. 2012'de Hollanda'dan yola çıkan bisikletsever aile, 3660 km. boyunca 10 ülkeyi kapsayan bir serüvene imza attı. Bu hikâyeler yeni kitaplarda okuruyla buluşacak!

Nasır-ı Husrev – Sefername

Sefername Kitap Kapağı Sefername
Nasır-ı Husrev
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları

Tuğrul Bey zamanında Büyük Selçuklu'nun kalbi İran-Azebaycan'dan Anadolu, Suriye, Mısır ve Kutlu Beldeler Mekke-Medine'ye bir yolculuğa hazır mısınız?

İsmaililerin önde gelen teorisyenlerinden şair ve devlet adamı Nasır'ın 6 yıl süren zorlu yolcuğunda Fransız edisyonundan Abdülvehap TARZİ tarafından yapılan dikkatli çeviri ve Tarzi'nin büyük bir yetkinlikle hazırladığı Husrev analizi sizi yaklaşık 1000 yıl öncesinde İslam coğrafyasına, yaşayışlarına götürecek. Nasır'ın "Arzın kalbine kalplerin arzı için" yaptığı destansı yolculuğu merakla okuyacağınız inancındayım.