Hüseyin Nihal Atsız – Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nden Seçmeler

Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nden Seçmeler Kitap Kapağı Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nden Seçmeler
Hüseyin Nihal Atsız
Ötüken Neşriyat
376

Evliya Çelebi, Osmanlı tarihinde istisnaî bir şahsiyettir. O’nun istisnaîliği, hem uğraştığı sahanın Osmanlı tarihi bakımından orijinalliği hem de usta bir nesir yazarı olmasından gelir. Zira Osmanlı’da şiir çok gelişmiş olmasına rağmen, nesir pek gelişmiş bir tür değildi. İşte Evliya Çelebi, yazdığı seyahatname ile hem nesirdeki ustalığını hem de gezip görme ve bilmedeki engin tecessüsünü gösteren bir şahsiyettir. O’nun seyahatname yazarlığındaki büyüklüğünü yerli tarihçilerden başka, yabancı tarihçiler de teslim ederler.

Kendisi, basit bir seyyah değildir. Seyahatnamesi ile sadece coğrafî, kültürel bilgiler vermez. Osmanlı İmparatorluğu’nun merkez ve taşra teşkilâtı hakkında da geniş bir malûmat sahibi olduğu, gene bu sahanın uzmanlarınca tasdik edilir. Ama her nedense, Evliya Çelebi gerektiği şekilde itibar görmemiş bir insandır. O’nu, İlber Ortaylı dâhi olarak vasıflandırır. Milyonlarca kilometrekarelik Osmanlı coğrafyasında, Rumeli ve Anadolu’yu gezdikten başka, seyahatlerini Mısır ve Suriye’ye kadar da uzatmış ve bazen mübalağa etse de çok değerli bilgiler vermiştir.
Ve bütün bu seyahatlerini tabiî ki at sırtında yapmıştır.

Böyle büyük bir şahsiyeti layıkıyla tanımak ve O’nu gelecek nesillere aslî değeriyle tanıtmak için de, Nihal Atsız gibi tarih şuuru olan ve insan kıymeti bilen birisi lâzımdı. İşte Nihal Atsız, bu ehemmiyetli tarihî vazifeyi, bu eseriyle hakkıyla yerine getirmiş bir insandır.

Ahmet Semih Mümtaz – Eski İstanbul Konakları

Eski İstanbul Konakları Kitap Kapağı Eski İstanbul Konakları
Ahmet Semih Mümtaz
Kurtuba Yayınları
176

Semih Mümtaz'ın çeşitli gazete ve dergilerde kaleme aldığı yazıları genelde, yakın tarihi aydınlatıcı birçok bilgi ve hatırayı içermektedir. Söz konusu bu yazılar; Sultan II. Abdülhamid dönemi sosyal ve siyasi olaylarını; devlet adamlarını; döneminin İstanbul ve taşra yaşantısını; eski İstanbul'un ve Boğaziçi'nin unutulan taraflarını, mekânlarını; Paris ve Nice'de yaşadığı yılları; Cenevre'deki talebelik hatıralarını, oradaki Türk öğrencileri ve kurdukları cemiyetleri; Cumhuriyet sonrası İstanbul'un dertlerini dile getirir. Bir kısım yazıları ise musiki ve tiyatro eleştirisi niteliğindedir.

Bu kitap ise Ahmet Semih Mümtaz'ın eski İstanbul'un konak yaşantısına ait hatıra ve izlenimlerine ait yazılarının derlenmesinden oluşmuştur.

Bugün artık tarihe karışıp hayal olmuş eski konaklardaki üç kuşağı bir arada tutan gelenekler, harem ve selamlık anlayışı; kadın ve çocukların dünyası; eski İstanbul'daki ünlü paşa konakları; buralarda yaşayan rical-i devletin şakaları, değişik alışkanlıkları gibi hususi hayatlarıyla ilgili bilinmeyen tarafları; eski Boğaziçi'ni süsleyen şimdi bir kısmı yıkılıp gitmiş yalılar; Çamlıca ve Kadıköy taraflarındaki köşkler, akıcı ve hoş bir anlatımla okuyucuya sunulur.

İshak Sunguroğlu – Harput Yollarında

Harput Yollarında (4 Cilt Takım) Kitap Kapağı Harput Yollarında (4 Cilt Takım)
İshak Sunguroğlu
İşaret Yayınları
1717

Birinci elden kaynaklara, arşiv belgelerine, fotoğraflara, tarihî bilgilere ve kişilerin şahitliklerine başvurularak hazırlanan "Harput Yollarında" adlı bu eserin yazarı İshak Sunguroğlu, belge ve bilgileri, soğuk ve akademik bir havada değil, duygu ve düşüncelerin, geçmişin, hatıraların özlemi içinde ele almıştır.

İshak Sunguroğlu için Harput, Harput'un eski günleri, artık çok uzaklardadır. Çocukluk ve gençliğini yaşadığı, binlerce yıllık tarihe sahip olan bu şehir yok olmuştur. Eski ihtişamından eser kalmamış ve evlerin kapılarını örümcek ağları bağlamıştır. Bundan dolayı Sunguroğlu'nun içi kan ağlamaktadır.

Eser sadece Harput'un değil, bölgedeki Malatya, Diyarbakır, Tunceli, Bingöl gibi şehirlerin, Doğu Anadolu Bölgesi'ninde yerel tarihini içine alır. Böylece biz, pâyitahta uzak olan – daima göz ardı edilen– taşranın: Anadolu'nun sessizce akan tarihinin, yaşanan onca acının, ızdırabın ve yıkımın şahidi olduğumuz gibi, buraların saduman oldugu günleri de görürüz. Günlük olaylar, sosyal ve dinî hayat, insanların birbirleriyle olan ilişkileri detaylı bir şekilde bu eserde yerini alır. Öyle ki yemeklerden, çocukların eğitiminden, yaz ve kış eğlencelerinden, düğünlerden, dinî merasimlerden, bayramlardan, ramazanlardan vb. daha bir çok sosyal faaliyetten ilk elden haberdar oluruz.

Özellikle 19. ve 20. yüzyılda yaşanan siyasi ve sosyal çalkantıların toplumda yarattığı yansımalar ve oluşturduğu kırılmaları, yaşayanların ağzından duyma imkanı buluruz.

Özetle söyleyecek olursak, Anadolu'yu ve onun toprağı ile yoğrulmuş insanı daha yakından tanıma şansını elde etmiş oluruz.

Mutlu Dinçer – Pedalımla 5 Ülke

Pedalımla 5 Ülke Kitap Kapağı Pedalımla 5 Ülke
Mutlu Dinçer
Optimist Yayınları

Bir hayal, iki öğretmen, beş ülke, onlarca şehir, yüzlerce köy, binlerce renk, doku, tat, festival, milyonlarca pedal, milyarlarca insan… Gezi tecrübeleriyle ilgili yeni ve özgün bir şey söylemek ne kadar zor. Avcı toplayıcı ilk insandan, konargöçer atalarımıza, İbniBatuta'ya, Marco Polo'ya, Evliya Çelebi'den modern gezginlere kadar binlerce seyahatname yazarı, içlerindeki coşkuyu, yolda olmalarının nedenini ve yaşadıkları olağanüstü anları ne derece kelimelere dökebilmiştir ki! Shakespeare'in dediği üzere "Hayat bir oyun sahnesi!" Bu satırların sahibi İnci ve Soner Sarıhançifti bu sahnede figüran olmak yerine başrolde oynamayı ve uzun metraj bir yol filmi çekmeyi tercih etti. 2005 yılında aldıkları radikal bir kararla tüketim çılgınlığına biraz olsun ara verip Dünya'ya olan borçlarını ödemek için ulaşım araçlarının en masumu olan bisikletle yollara düştüler. Sarıhan çiftinin Denizli-Muğla-Antalya seyahati ile başlayan bisiklet seyyahlığı, 2006'daki Karadeniz turununardından 2007 yılında Türkiye'den Nepal'e uzanan masalsı bir maceraya dönüştü. Bu yolculuğun yarattığı dönüşüm Pedalımda 5 Ülke'yle somutlaşıyor. 2008'de Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa hattına uzanan hikâyeleri, 2009'da aralarına katılan ve bugün Minik Gezgin olarak tanıdığımız Tibet Çınar'la daha da zenginleşti. Minik Gezgin henüz 22 aylıkken Orta Avrupa'da 3486 kilometrelik bir rotayı anne-babasıyla birlikte kat etti. 2012'de Hollanda'dan yola çıkan bisikletsever aile, 3660 km. boyunca 10 ülkeyi kapsayan bir serüvene imza attı. Bu hikâyeler yeni kitaplarda okuruyla buluşacak!

Nasır-ı Husrev – Sefername

Sefername Kitap Kapağı Sefername
Nasır-ı Husrev
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları

Tuğrul Bey zamanında Büyük Selçuklu'nun kalbi İran-Azebaycan'dan Anadolu, Suriye, Mısır ve Kutlu Beldeler Mekke-Medine'ye bir yolculuğa hazır mısınız?

İsmaililerin önde gelen teorisyenlerinden şair ve devlet adamı Nasır'ın 6 yıl süren zorlu yolcuğunda Fransız edisyonundan Abdülvehap TARZİ tarafından yapılan dikkatli çeviri ve Tarzi'nin büyük bir yetkinlikle hazırladığı Husrev analizi sizi yaklaşık 1000 yıl öncesinde İslam coğrafyasına, yaşayışlarına götürecek. Nasır'ın "Arzın kalbine kalplerin arzı için" yaptığı destansı yolculuğu merakla okuyacağınız inancındayım.

Ramazan Şeşen – İbn Fadlan Seyahatnamesi

İbn Fadlan Seyahatnamesi Kitap Kapağı İbn Fadlan Seyahatnamesi
Ramazan Şeşen
Yeditepe Yayınevi
180

Bu seyahatnâme 10. yüzyıldaki Türklerin tarihi hakkında en canlı, en sağlam vesikalardandır. İbn Fadlan gibi kültürlü, mütecessis bir kişinin gözlemlerine dayanmaktadır. Veciz ve akıcı bir üslupla kaleme alınmıştır. Yazıldığı tarihten itibaren doğuda, daha sonra batıda çeşitli kişiler tarafından kaynak olarak kullanılmış, çok sayıda çalışmaya konu olmuş, çeşitli dillere çevrilmiş, filmlere konu olmuştur. İbn Fadlan elçilik için gittiği sırada uğradığı Türk kabilelerinin idaresi, dinleri, adetleri, hukukları hakkında çok değerli bilgiler vermiş, o kavimlerden olan kişilere sorular yöneltmiş, onların mantalitesini anlamaya çalışmıştır. Devrindeki Oğuzlar, Bulgarlar, Ruslar hakkında son derece önemli bilgiler vermiştir.

İbn Battuta – İbn Battuta Seyahatnamesi

İbn Battuta Seyahatnamesi Kitap Kapağı İbn Battuta Seyahatnamesi
İbn Battuta
Yapı Kredi Yayınları
1186
14. Yüzyıl gezginlerinden İbn Battuta (1304-1368) Fas'ın Tanca şehrinde dünyaya geldi. Bu şehirden çıktığı ve 28 yıl süren gezileri boyunca Mısır, Arap Yarımadası, Irak, İran, Anadolu (başta Osmanlı Beyliği olmak üzere o dönemin belli başlı beylikleri), Deşt-i Kıpçak, bizans (İstanbul), Orta Asya, Hindistan, Maldivler, Çin ve Endülüs'ü gezen İbn Battüta devlet ve toplum yapıları, inanç ve adetleri, doğal özellik ve ürünleriyle tanıttığı bu ülke ve şehirlerin 700 yıl önceki durumlarını başarıyla yansıtır. Yazarı tarafından Tuhfetü'n-Nuzzar fi Garabi'l-Emsar ve Acaibi'l-Esfar diye adlandırılan, yaygın olarak Rıhle diye bilinen ve Türkçede İbn Battuta Seyahatnamesi diye anılan eser, özgün dili olan Arapçadan A. Sait Aykut'un çevirisi, giriş yazısı ve notlarıyla sunuluyor.