Ferhan Şensoy – Çok Tuhaf Soruşturma

Çok Tuhaf Soruşturma Kitap Kapağı Çok Tuhaf Soruşturma
Ferhan Şensoy

Yanlışlıkla hapse düşen ve suçsuz olarak 6 yıl içeride yatan , bu süre sonunda suçsuzluğu anlaşılarak salıverilen bir adamın başından geçen tutuklanma, soruşturma ve hapis sergüzeşti çerçevesinde ülkemizdeki adalet mekanizmasının işleyiş biçimindeki yanlışlıklar, hapishanelerdeki uygulamalar ve insan hakları konuları mizah biçiminde anlatılıyor.İbrahim Şatır'ın çok acıklı öyküsü hem uyumsuz hem de gülünç.

Ferhan Şensoy – Şahları da Vururlar

Şahları da Vururlar Farsça Fars Kitap Kapağı Şahları da Vururlar Farsça Fars
Ferhan Şensoy
Ortaoyuncular Yayınları
166

Ferhan Şensoy'un en güzel oyunlarından biri. Farsça-Türkçe karışımı bir dille yazılmış, ortaoyuncuların kurulduğu yıllar uzun süre oynanmış, İran'ın nasıl olduysa haberi olmuş ve "Şah'la dalga geçiliyor!" deyip pek kızmışlardır!

Bernard Shaw – Sezar ve Kleopatra

Sezar ve Kleopatra Kitap Kapağı Sezar ve Kleopatra
Bernard Shaw
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları

Selam size, küçük adanın garip sakinleri, susun da beni dinleyin. O bomboş hükümet bültenlerini ezberleyip kafalarının çocukça saflığını koruyan siz erkekler, kulak verin bana. Süslenip püflenerek erkeklerin aklını çelen ama kendi aklından geçenleri açığa vurmayan, erkekleri güçlü efendiler olduklarına inandırıp, içinizden, ne kafasız çocuklar olduklarını iyi biliriz, diyen siz kadınlar, sözlerimi yabana atmayın. Şu şahin başıma bakın da Rab olduğumu anlayın, bir zamanlar Mısır'ın güçlü tanrısı Rab. Huzurumda ne diz çökebilir, ne de secdeye varabilirsiniz. Orada, tıkış sıralarda kımıldamanız bile zor. Birbirinizin önünü kapatmaktan başka bir şey gelmez elinizden. Zaten herhangi bir harekete geçebilmeniz için başkalarının öncülük etmesi gerekir. Herkesin yapmadığı şeyi yapmak, işte bunu asla göze alamazsınız. Sizden bana tapmanızı değil, sesinizi kısmanızı istiyorum. Ne erkekleriniz konuşsun, ne de kadınlarınız öksürsün. Çünkü sizi iki bin yıl öncesine çağırmaya geldim. Sizden önce kimler geldi, kimler geçti. Güneşin doğup battığını, ayın biçimden biçime girdiğini sizden başka budalalar da gördü. Siz de onlar gibisiniz, ama onlar kadar büyük değilsiniz. Halkımın yaptığı piramitler bugün hala ayakta duruyor. Oysa sizin köleler gibi yığdığınız, adına da imparatorluk dediğiniz toprak yığınları, üstlerine kendi oğullarınızın toz toprak olan cesetlerini de katsanız, rüzgarla dört bir yana savruluyor.

Dinleyin beni, ite kaka okutulanlar. Nasıl bir eski bir de yeni İngiltere varsa, siz nasıl ikisi arasında bocalayıp duruyorsanız, bana tapıldığı günlerde bir eski bir de yeni Roma vardı. Bir de ikisi arasında bocalayan adamlar. Eski Roma yoksul, küçük, açgözlü, yırtıcı ve belalıydı. Gel gelelim aklı kıt, işi kolay olduğu için ne istediğini bilir, kendi işini kendi görürdü. Tanrılar acıdı Roma'ya, elinden tuttular, güçlendirdiler, korudular. Çünkü tanrılar küçüklere sabır gösterirler. Ama eski Roma tanrıların bu lütfundan şımardı. Şu bizim küçüklüğümüzde iş yok, dedi. Bu gidişle ne zengin, ne de büyük Roma oluruz. Büyümek, zenginleşmek mi istiyorsun? Yoksulları soyup soğana çevireceksin, zayıfları geberteceksin. Böylece kendi yoksullarını soyup bu zanaatta ustalaşırlar. Bu soygunculuğu kitabına uydurmasını da öğrendiler. Kendi yoksullarının cıcığını çıkarınca sıra başka ülkelerin yoksullarına geldi. O ülkeleri de Roma'ya katıverince yeni Roma doğdu. Kocaman, varlıklı, görkemli. Ben Ra, için için gülüyordum. Romalıların sömürgeleri bütün dünyaya yayılmış, ama kafaları eskisi gibi ufacık kalmıştı...

Romalılar eski Roma ile yenisi arasında kalakalmışken içlerinden büyük bir asker çıktı, büyük Pompeius. Pompeius yalnızca askerlerin büyük adam sayıldığı eski Roma'yı benimsedi. Tanrılarsa, akıllı bir adamın istediği yere gelebileceği yeni Roma'yı tuttular. Pompeins'a arkadaşı Julius Sezar tanrılardan yanaydı. Çünkü Roma 'nın, eski küçük Romalıların başa çıkamayacağı kadar ge1iştiğini fark etmişti. Bu Sezar yaman hatip, yaman politikacıydı. Adamları dil dökerek ve altın saçarak salın alırdı. Tıpkı sizin şimdi satın alındığınız gibi. Ama sözlerle ve altınlarla yetinmeyip savaşlarda ün salmaya da özendiklerinde Sezar artık orta yaşlıydı. Gel gelelim o işe de bulaştı. Kendi refahları için didinirken Sezar'a karşı çıkanlar, kan döken bir fatih olunca karşısında eğildiler. Siz ölümlüler böylesiniz işte, huyunuz kurusun...

Bernard Shaw – Dört Oyun

Dört oyun Kitap Kapağı Dört oyun
Bernard Shaw
İş Bankası Kültür Yayınları
433

Tiyatro yazarlığından önce müzik ve tiyatro eleştirileri ile romanlar yazan Bernard Shaw1925 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı. "Dört Oyun" ünlü yazarın "Sezar ile Kleopatra", " Pygmalion", "Kırgınlar Evi" ve "Jan Dark" adlı en tanınmış oyunlarını bir araya getiriyor.

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin – Küçük Tragedyalar

Küçük Tragedyalar Kitap Kapağı Küçük Tragedyalar
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Oğlak Yayıncılık
100

... Bu yapıttaki bütün oyunlar bir tür düello'ya dayalı. Sovyet şair Anna Akhmatova, 1958'de yayımlanan bir yazısında "Taştan Konuk"taki özyaşam ögelere dikkati çekmiş. Veba ile kolera koşutluğunu düşünürsek, Puşkin'in bu oyunlarda özyaşamını bolca kullandığını varsayabiliriz. F. F. Seeley, şöyle bir yorum getiriyor: "O dönemde Puşkin -evliliğin eşiğindeyken- bir öcden korkmaktadır: Kendisi o ana kadar Don Juan rolünü üstlenmiştir, ama bundan böyle Don Alvaro rolüne girmek, yani genç ve güzel karısının onurunu, onun deneyimsizliğine ve karşısına çıkabilecek Don Juanlara karşı savunmak zorundadır. Karısı Natalya, tıpkı Donna Anna gibi, annesinin isteğiyle sevmediği bir erkekle evlenmiştir. "Bu tragedyada kendini cezalandırmaktadır Puşkin." Gerçek yaşamda yaptığı gibi...
-Tomris Uyar-