Rene Girard – Dostoyevski: Yeraltı İnsanı

Dostoyevski: Yeraltı İnsanı Kitap Kapağı Dostoyevski: Yeraltı İnsanı
Rene Girard
Everest Yayınları
105

René Girard, bir yeraltı insanı olarak Dostoyevski'nin gizli dehlizlerine girdiği bu çalışmasında, gururun, aşağılanmanın, kinin ve intikamın "nesnel" düzeyini araştırıyor. Romantik Dostoyevski'nin bir yeraltı insanına dönüşmesinin ardından, bilinci felç eden gururu çözmesiyle bir deha haline gelen Dostoyevski'nin satırlarında Girard ile birlikte yol alıyoruz Girard'ın bu kitabı, sadece edebiyat eleştirisi, psikolojik çözümleme, biyografi ya da sosyolojik bir çalışma değil; hepsi birden. Yaşamın tüm düzeylerini birleştiren deha Dostoyevski'ye layık bir şekilde bilinci, bilinç dışını, toplumsal gerçekliği ve edebiyat incelemesini birleştiren bu çalışma, Dostoyevski'yi okurken kendimizi de okumamızı sağlıyor. Yıllar içinde tekrar tekrar okunacak bir başucu kitabı.

Greil Marcus – Ruj Lekesi

Ruj Lekesi: Yirminci Yüzyılın Gizli Tarihi Kitap Kapağı Ruj Lekesi: Yirminci Yüzyılın Gizli Tarihi
Greil Marcus
Ayrıntı Yayınları
512

"Saçmalık bu!" Bilgi dediğiniz, yükseklerden bakan düzenbaz miyopların "sorumsuzca çöplenelim, yedikçe şişinelim ve sonuçta karşımıza çıkan bilgi heveslisi gençler üzerinden egolarımızı tatmin edelim" diye önümüze sürdükleri leziz tatlarla dolu bir mönüden başka nedir ki? Dadacılar avangart sanat tarihinden, Sex Pistols rock tarihinden, Paris Komünü ise sosyalist mücadeleler tarihinden izler taşıyan birer akım; Sitüasyonist Enternasyonal hareket de kolej mezunu radikallerimizin kendi imgelerini düşürerek avundukları yalın bir ayna değil midir? Karl Marx'ın Katharistlerle, Hasan Sabbah'ın Slits'le, kendini işçi sınıfının davasına adayan sevgili Rosa Luxemburg'un aşkla, Adorno'nun Lettrist Enternasyonal'le ne gibi bir alakası olabilir? Çağlar "gerisinde, üstünde, altında, yanında kalmak için" değil midir? "Zamansız bir âlemde devinip duran çağları önüne ve içine almanın" ne gereği var? Bilgi diye sunulagelmiş çöplüğün içinde ziyafete dalan domuzcuklar gibi haz duyarak gevşemek varken bu zevzeklik de ne oluyor? Tarih kelamın "ol!" buyruğuyla gelen şiddetle mi başlar, yoksa Slits'in bir konser esnasında kanlı âdet bezlerini hayranlarının suratına fırlatmasıyla mı? 12. yüzyılda Balkanlar'da doğan bir sapkınlığın Alman İşçi Konseylerini kucaklayıp Strasbourg'u dolaştıktan sonra Das Kapital'den aldığı feyzle Johny Rotten'ın gırtlağında pat-laması nasıl bir tarih ola ki? Nasıl olur da Kronstadt direnişçilerinin nefesi Lora Logic'in dudaklarında ahenkle çınlamaya başlar?

"Efendim, sütunları kaldırtacağınız söylentileri çalkalanıyor şehirde. Acımalısınız bize, bize acımalısınız. Çünkü biz, sizin tebanız, o sütunlar üzre var oluyoruz."

Greil Marcus hiç acımıyor. Sahih bir efendiye yaraşanı yapıyor! Yüzlerce yıldır en katıksız umutlarımızı istismar eden işaret levhalarının bulunduğu sütunları yerle bir ettiği gibi, bu levhaları da eriten alevler püskürerek kendi bildiği tarihi yazıyor. Bu tarih, efendinin köleleştirdiği tebasına döktüğü timsah gözyaşlarını hiç kaale almıyor. Bu tarih, ne aşağıdan yazılıyor ne yukarıdan. Yalnızca içten, yalnızca gönülden. Ne aşağı kalıyor ne yukarı. Ne teba ne efendi!

Bize düşense, hiç değilse Sex Pistols ile Slits'in birer kasetini ele geçirdikten son-ra kitabı açmak; ama açmadan önce, kitabı şarap şişesinden çekilen okkalı bir yudum eşliğinde ve mutlaka bir tutam Hayyam ile çalkalamak oluyor. Evvelki gün içinizde bir midyenin barındırdığı kadar olsun can olmadığını hissetmiş olsanız bile, yarın uyandığınızda bir şarkı mırıldanmaya başlayacağınıza emin olabilirsiniz.

N. G. Çernışevskiy – Sanatın Gerçeklikle Estetik İlişkileri

Sanatın Gerçeklikle Estetik İlişkileri Kitap Kapağı Sanatın Gerçeklikle Estetik İlişkileri
N. G. Çernışevskiy
Evrensel Basım Yayın
136

Çernışevkiy'in Sanatın Gerçeklikle Estetik İlişkileri isimli tezi Arif Berberoğlu'nun Rusça aslından çevirisi ile ilk kez Türkiyeli okurla buluşuyor.

Etkinlik gösterdiği bütün alanlarda devrimci ve yenilikçi olan Çernışevskiy, bilimi devrimci mücadeleden ayırmadı. Hazırladığı tez (Sanatın Gerçeklikle Estetik İlişkileri -1855), felsefe ve estetikte materyalizmi, sanatta gerçekçiliği yüreklice savunan bir tezdi. İnsanın politik ve sosyal baskıdan kurtuluşu için mücadeleye çağrı, sanatın toplumsal öneminin materyalist temelde tanımlanması, gerçekçi yöntemin tanıtlanması, tezin içeriğini oluşturan öğelerdir.
Çernışevskiy'in tez savunması büyük bir toplumsal olay oldu. Tez üzerine yapılacak tartışma çok sayıda dinleyiciyi konferans salonuna çekmişti. Devrim yanlısı gençlik temsilcileri, Çernışevskiy'in konuşması sırasında onu onayladıklarını ve takdir ettiklerini açıkça gösterdiler. "Fazla geniş olmayan konferans salonu, tezin savunulmasını engellemek için tıklım tıklım doldurulmuştu. İçeride öğrenciler vardı ama galiba daha çok konuyla doğrudan ilgisi olmayan kimseler, subaylar ve sivil gençler doldurmuştu salonu. İçerisi o kadar kalabalıktı ki, dinleyiciler pencere önlerinde ayakta duruyorlardı. Ben de bu ayakta duranlar arasındaydım, yanımda da Serakovskiy (Genelkurmay'da görevli bir subay, sonradan Polonya ayaklanmasına katılmış ve Muravyev'in emriyle asılmıştı) dikiliyordu. Tartışma sırasında Serakovskiy sevinçten kabına sığmaz oldu, büyük bir heyecan yaşadı..." diye anlatır Şelgunov. Çernışevskiy, tezine karşıt düşüncelerle itiraz eden akademisyenlere sıkı ve kuşkuya yer bırakmayacak yanıtlar verirken, profesörlerin oturduğu koltuklarda gözle görülür bir hareketlenme yaşanıyordu. Tez, idealist estetiğin taklitçilerine korkunç bir darbe vurdu.

Tezer Özlü – Zaman Dışı Yaşam

Zaman Dışı Yaşam Kitap Kapağı Zaman Dışı Yaşam
Tezer Özlü
Yapı Kredi Yayınları
47

Benim en büyük mutluluğum herşeyden kaçmak. Herşeyden. Tüm çocuklardan. Tüm acılardan. Tüm sevgilerden. Tüm orgazmlardan. Tüm gecelerden. Tüm günlerden. Her hilal aydan, her ülkeden. Ben her gece ölüyorum. Her sabah yeniden canlanıyorum. Her yirmidört saatlik zaman dilimi hem ölüm hem yaşam aynı zamanda..."

"Zaman Dışı Yaşam" çağdaş Türk edebiyatının çok genç yaşta yitirdiği özgün yazarlarından Tezer Özlü'nün, kendi yapıtlarından yola çıkarak, 1983 yılında kaleme aldığı bir senaryodur. Tezer Özlü tüm yapıtlarında sergilediği yaşamın ve zamanın en küçük kesitinde dahi yaşamın anlamını arayış edimini, bu kez zaman dışı yaşamda da sergiliyor.

Julian Stallabrass – Sanat A.Ş.

Sanat A.Ş. Kitap Kapağı Sanat A.Ş.
Julian Stallabrass
İletişim Yayınları
194

Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından devreye giren yeni dünya düzeni, sınır tanımayan bir serbest ticaret rejimini uygulamaya koyarken, çağdaş sanatı da derinden etkiler. Sermaye ile birlikte dolaşımı serbestleşen sanat, giderek dev küresel şirketlerin, korporasyonların denetimine açılır.
Bu süreçte, sanat da, sanat kurumları da temelden dönüşür: Başka başka kentlerde şubeler açan müzeler giderek mağaza zincirlerini andırır; dev şirketlerin logoları ile müzelerin logoları, sanatçı isimleri ile marka isimleri, pazarlama stratejileri çerçevesinde birbirine karışır. Dev sergiler, imajlarını tazelemek isteyen devletlere, kentsel dönüşüm projelerini satmak isteyen yerel yönetimlere aracılık eder. Kimlik, farklılık, melezlik, “sınırların aşılması” gibi temalar etrafında örgütlenen bienaller de, yeni dünya düzeninin gösterilerinden biri olmaktan öteye gidemez; diğer sanat kurumları gibi, zamanla şirketlere özgü bir kurumsal yönetim disiplininin, “sanat yönetiminin” etkisine girer.
Sanat A.Ş., küreselleşmiş dünyanın kültürel çoğulluk görüntüsünün ardındaki Batı merkezli homojenliği, “sınırsız serbestlik” şiarıyla maskelenen sansür ve dışlama mekanizmalarını açıklıyor. Çağdaş sanatın, devletlerin ve şirketlerin güdümündeki seyrini izliyor.

Kapak: Bartolomeo Passerotti, Karikatür, 16. Yüzyıl.

Tekin Ertuğ – Fotoğraf Ustaları 2

Fotoğraf Ustaları 2 Kitap Kapağı Fotoğraf Ustaları 2
Tekin Ertuğ
Fotoğraf Sanatı Kitapları
276

Fotoğraf Ustaları; Anılar ve Söyleşiler kitabının ikincisiyle karşınızdayız.

Fotoğraf Ustaları kitabının ikincisinde de 'Tekin Ertuğ Atölyesi' üyeleri ve sayın hocamız Tekin Ertuğ başta olmak üzere, belki de ilk kez fotoğraf anılarını bu kitapta okuyacağınız on fotoğraf ustası anılarını, bilinen/bilinmeyen yaşam kesitlerini, fotoğraf yaklaşımlarını kalıcı belge haline getirdiler ve böylece sonraki kuşaklara aktarmış oldular. Bu kitap, atölye üyelerinin yoğun emeği ve titiz çalışmaları sonucunda sizlerle buluşturuldu. Bu çaba ve çalışmalar,kısır çekişmelere ve tarihin çöplüğünde yerini almış olan olumsuz yaşanmışlıklara harcatılmayacak kadar önemli ve değerlidir. Her yenilik, parlak ve ışıklı bir umuttur!
Necip Evlice

Stanislasvki – Bir Aktör Hazırlanıyor

Bir Aktör Hazırlanıyor Kitap Kapağı Bir Aktör Hazırlanıyor
Stanislasvki
Papirüs Yayınevi

Çağdaş Tiyatronun doğuşundan beri biriken uydurma, doğa dışı, tiyatromsu, aşınmış, basmakalıp bir çok sahne alışkanlığı, artık yaralılıklarını yitirmiş durumdadır ve yeni sanatın coşkulu bir şekilde yol alabilmesi için bu alışkanlıklar aşılmalıdır. Bunu başarabilmesi içinde doğanın yetenekle donattığı aktörlerle yönetmenlerin, bir düzen altında eğitilmeleri gerekir. Eğitimsiz yetenek ne işe yarar?Bir insandan gerçek bir aktör, gerçek bir yönetmen, iyi bir piyes yazarı hatta iyi bir seyirci yaratmanın yolu, eğitimin tornasından geçmelidir. İşte bu kitapta Stanislavsky, soylu bir tiyatroyu hedefleyerek, sahnenin ve salonun yaratıcı ve yardımcı öğelerinin iç yüzünü, zengin deneyimlerinin ve bilgi birikiminim ışığında, romanımsı bir biçimde aktarıyor. Ünlü, ünsüz tüm aktör, aktrist ve yönetmenlerin bu kitaptan, gereği kadar yaralanabileceklerini umuyoruz.