Banu Avar – Kaçın Demokrasi Geliyor

Kaçın Demokrasi Geliyor Kitap Kapağı Kaçın Demokrasi Geliyor
Banu Avar
Remzi Kitabevi
160

Banu Avar’ın 2011'de yaptığı 8 ayrı belgeselin genişletilmiş metinlerinden oluşan bu kitap, Ortadoğu'da yaşanan siyasal gelişmelerin iç yüzünü tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

“Düğmeye basıldı. Afrika ve Ortadoğu bir bir ayaklandı… ‘Demokrasi’ ihracatına başlandı!

Bu coğrafya dünya petrol rezervlerinin yarısına sahip. Doğal gazın vatanı! Amerika iflas ediyor. Küresel sermaye krizde! O zaman darbeler ve savaşlar gündemde! İlk petrol savaşında Osmanlı İmparatorluğu darmadağan edilmişti. İkincisinde Avrupa yeniden düzenlendi. Üçüncü paylaşım şimdi! Darbelerin ve savaşların anahtar kelimesi ‘Özgürlük ve Demokrasi’! Çatışmanın hedefi petrol, su yolları, enerji! Ve Ortadoğu ateşler içinde!”

Berrin Türkoğlu – A’dan Z’ye Rüya Yorumları

A'dan Z'ye Rüya Yorumları Kitap Kapağı A'dan Z'ye Rüya Yorumları
Berrin Türkoğlu
Kozmik Kitaplar

İnsan hayatında uyku, ömrün üçte birini kapsar. Bu zaman içinde insan tamamiyle şuursuzdur. Vücut yorgun olduğu için, hasta olduğu zamanlar dışında deliksiz bir uyku uyur. Bu zaman içinde #rüya görülmez.Rüya genellikle uykuya varılacağı anda yani uyku ile uyanıklık arasında görülür. Bizim bazen saatlere, günlere sığdıracağımız maceralı rüyalar bir iki dakika içinde beynimizde oluşur, görülür ve biter.

Bülent Diken – Filmlerle Sosyoloji

Filmlerle Sosyoloji Kitap Kapağı Filmlerle Sosyoloji
Bülent Diken
Metis Yayınları
226

"Filmler asla "sadece film" ya da bizleri eğlendirmeyi ve dolayısıyla dikkatimizi dağıtarak bizi toplumsal gerçekliğimizle ilgili asıl sorunlardan ve mücadelelerden uzaklaştırmayı amaçlayan hafif kurgular değildir. Filmler yalan söylerken bile toplumsal yapımızın can evindeki yalanı söylerler. Bu nedenle, elinizdeki kitabı yanlızca filmlerin toplumsal gerçeği nasıl yansıttığı ya da meşrulaştırdığıyla ilgilenenler değil, toplumlarımızın nasıl olup da kendilerini ancak filmler aracılığıyla yeniden ürettiği konusunda fikir sahibi olmak isteyenler de okumalı. Uzun lafın kısası, tam da bu sebepten dolayı Filmlerle Sosyoloji'yi hemen hemen herkes okumalı." -Slavoj Zizek.
Filmlerle Sosyoloji en azından üç farklı şekilde okunabilir: Birincisi, film analizi aracılığıyla toplumsal teori yapmaya yönelik bir çaba olarak; nitekim kitabın her bölümü gerçeklik ile kurmaca, sinema ile toplumsal teori arasındaki ilişkiyi ele alıyor. İkincisi, toplumsal teori dahilindeki belli başlı alanlarla ve kavramlarla; toplumsal cinsiyet, kimlik, öteki, kitle, terör, korku ve güvenlik, kapitalizm ve direniş, kamplar ve yoksulluk, etik ve tanıklık, vb. ile bir hesaplaşma olarak. Üçüncüsü de, filmlerin analiz araçları olarak kullanıldığı bir sosyal teşhis girişimi, sinemayı sosyolojik amaçlar için kullanarak sosyoloji yapmaya yönelik bir çaba olarak okunabilir.

Burak Turna – Nükleer Darbe

Nükleer Darbe Kitap Kapağı Nükleer Darbe
Burak Turna
Altın Kitaplar
287

Üçüncü Dünya Savaşı'nın devamı niteliğindeki Nükleer Darbe, bir yandan da yeni konulara değiniyor. Politik söylemi ile dikkatleri üzerine toplayacak olan roman, etkileyici aksiyon sahnelerine de sahip. “Nükleer silah söylemlerinin doruğa çıktığı bir dönemi yaşıyoruz,” diyor Burak Turna. “Ortadoğu bölgesinde nükleer silah kullanılmasının an meselesi olduğundan bahsediliyor ve yeni dünya savaşının hazırlanmaya başladığı sahnede, ışıkları yakıyoruz. 11 Eylül ile başlayan dönemin, dünyayı yavaş yavaş kaosa sürüklemesini izlerken, Nükleer Darbe romanı, dünyayı etkisi altına alan Doğu-Batı savaşının tehlikeli yükselişine yeni bir bakış açısı getiriyor…”

Batı orduları Doğu ordularına karşı
Roman, nükleer silahlara sahip olan ülkelerin bu silahın dünya ülkeleri arasında yayılmasını engellerken, nükleer silahları kullanarak kendi halklarını da baskı altında tuttuklarına işaret ediyor ve Batı ordularının, Doğu orduları karşısında ‘başarılı olamayabileceği tezini' işliyor.

Kitaptan satır başları:
* Dünya yönetimini ele geçirmek için nükleer savaş planlayan güçler, planlarını uygulamaya koyuyor…
* Türk ordusu ve Rus ordusu; Avrupa ordularına, kendi topraklarında ağır kayıp verdiriyor…
* Çin, Amerikan topraklarının bir bölümünü işgal ederek, tarihte bir ilke imza atıyor…
* Dünyanın süper güçleri, Akdeniz sularında birbirine giriyor ve nükleer silahlar ateşlenmek üzere silolarından çıkıyor…
* Dünyayı yönetmek isteyenlerin ‘Nükleer Darbe' planı böylece uygulamaya koyuluyor…
* Türk özel askeri timi ‘Bölüm 18' bu korkunç planı engelleyebilecek mi?

Burak Turna – Metal Fırtına 2 Kurtuluş

Metal Fırtına 2 Kurtuluş Kitap Kapağı Metal Fırtına 2 Kurtuluş
Burak Turna
Timaş Yayınları
223

"Metal Fırtına" devam ediyor!

Türkiye hızla toparlanırken ateş bu sefer kutsal
topraklarda...

Amerikan yönetimine el koyan gizli bir grup, kimsenin
beklemediği bir anda yeniden harekete geçiyor.
Savaş, çöllerde devam ediyor...

Türk, Amerikan ve Rus politikacılar zamana karşı
yarışıyor.
Türk ordu yine iş başında...

Abdullah Gül ve bürokratları kaçıranların amacı ne?

Gri Takım, perde arkasındaki güçlerle karşı karşıya.

Ortadoğu'ya nihai barışı getirmek isteyen Türkiye bunu
başarabilecek mi?

Bernard Shaw – Sezar ve Kleopatra

Sezar ve Kleopatra Kitap Kapağı Sezar ve Kleopatra
Bernard Shaw
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları

Selam size, küçük adanın garip sakinleri, susun da beni dinleyin. O bomboş hükümet bültenlerini ezberleyip kafalarının çocukça saflığını koruyan siz erkekler, kulak verin bana. Süslenip püflenerek erkeklerin aklını çelen ama kendi aklından geçenleri açığa vurmayan, erkekleri güçlü efendiler olduklarına inandırıp, içinizden, ne kafasız çocuklar olduklarını iyi biliriz, diyen siz kadınlar, sözlerimi yabana atmayın. Şu şahin başıma bakın da Rab olduğumu anlayın, bir zamanlar Mısır'ın güçlü tanrısı Rab. Huzurumda ne diz çökebilir, ne de secdeye varabilirsiniz. Orada, tıkış sıralarda kımıldamanız bile zor. Birbirinizin önünü kapatmaktan başka bir şey gelmez elinizden. Zaten herhangi bir harekete geçebilmeniz için başkalarının öncülük etmesi gerekir. Herkesin yapmadığı şeyi yapmak, işte bunu asla göze alamazsınız. Sizden bana tapmanızı değil, sesinizi kısmanızı istiyorum. Ne erkekleriniz konuşsun, ne de kadınlarınız öksürsün. Çünkü sizi iki bin yıl öncesine çağırmaya geldim. Sizden önce kimler geldi, kimler geçti. Güneşin doğup battığını, ayın biçimden biçime girdiğini sizden başka budalalar da gördü. Siz de onlar gibisiniz, ama onlar kadar büyük değilsiniz. Halkımın yaptığı piramitler bugün hala ayakta duruyor. Oysa sizin köleler gibi yığdığınız, adına da imparatorluk dediğiniz toprak yığınları, üstlerine kendi oğullarınızın toz toprak olan cesetlerini de katsanız, rüzgarla dört bir yana savruluyor.

Dinleyin beni, ite kaka okutulanlar. Nasıl bir eski bir de yeni İngiltere varsa, siz nasıl ikisi arasında bocalayıp duruyorsanız, bana tapıldığı günlerde bir eski bir de yeni Roma vardı. Bir de ikisi arasında bocalayan adamlar. Eski Roma yoksul, küçük, açgözlü, yırtıcı ve belalıydı. Gel gelelim aklı kıt, işi kolay olduğu için ne istediğini bilir, kendi işini kendi görürdü. Tanrılar acıdı Roma'ya, elinden tuttular, güçlendirdiler, korudular. Çünkü tanrılar küçüklere sabır gösterirler. Ama eski Roma tanrıların bu lütfundan şımardı. Şu bizim küçüklüğümüzde iş yok, dedi. Bu gidişle ne zengin, ne de büyük Roma oluruz. Büyümek, zenginleşmek mi istiyorsun? Yoksulları soyup soğana çevireceksin, zayıfları geberteceksin. Böylece kendi yoksullarını soyup bu zanaatta ustalaşırlar. Bu soygunculuğu kitabına uydurmasını da öğrendiler. Kendi yoksullarının cıcığını çıkarınca sıra başka ülkelerin yoksullarına geldi. O ülkeleri de Roma'ya katıverince yeni Roma doğdu. Kocaman, varlıklı, görkemli. Ben Ra, için için gülüyordum. Romalıların sömürgeleri bütün dünyaya yayılmış, ama kafaları eskisi gibi ufacık kalmıştı...

Romalılar eski Roma ile yenisi arasında kalakalmışken içlerinden büyük bir asker çıktı, büyük Pompeius. Pompeius yalnızca askerlerin büyük adam sayıldığı eski Roma'yı benimsedi. Tanrılarsa, akıllı bir adamın istediği yere gelebileceği yeni Roma'yı tuttular. Pompeins'a arkadaşı Julius Sezar tanrılardan yanaydı. Çünkü Roma 'nın, eski küçük Romalıların başa çıkamayacağı kadar ge1iştiğini fark etmişti. Bu Sezar yaman hatip, yaman politikacıydı. Adamları dil dökerek ve altın saçarak salın alırdı. Tıpkı sizin şimdi satın alındığınız gibi. Ama sözlerle ve altınlarla yetinmeyip savaşlarda ün salmaya da özendiklerinde Sezar artık orta yaşlıydı. Gel gelelim o işe de bulaştı. Kendi refahları için didinirken Sezar'a karşı çıkanlar, kan döken bir fatih olunca karşısında eğildiler. Siz ölümlüler böylesiniz işte, huyunuz kurusun...

Bernard Shaw – Dört Oyun

Dört oyun Kitap Kapağı Dört oyun
Bernard Shaw
İş Bankası Kültür Yayınları
433

Tiyatro yazarlığından önce müzik ve tiyatro eleştirileri ile romanlar yazan Bernard Shaw1925 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı. "Dört Oyun" ünlü yazarın "Sezar ile Kleopatra", " Pygmalion", "Kırgınlar Evi" ve "Jan Dark" adlı en tanınmış oyunlarını bir araya getiriyor.