Ahmet Şerif İzgören – Uçan Halı Babam

Uçan Halı Babam Kitap Kapağı Uçan Halı Babam
Ahmet Şerif İzgören
İzgören Yayınları
120

Tüm bu fotoğraflara bakınca ve bu kısa, ama koca hayatı gözden geçirince bir
şey farkettim.

Aslında yaptığımız şey halı dokumak.

Attığımız her adım.

Yaptığımız her iyilik, her kötülük birer ilmek.

Unutulur gider sanıyoruz.

Oysa halının üzerine işleniyor.

Halı bittiğinde bakıyoruz üstüne, herşey görünüyor.

Doğrular, yanlışlar, hatalar, sevaplar.

Birde kimimiz kilim dokuyoruz, kimimiz ipek halılar. Kiminde büyükemek var;
kimi makine halısı gibi, pek bedavadan, özensiz yapılmış.

Tek yaptığımız halı dokumak.

Ancak bitince görürsünüz dokuduğunuz halı güzel mi, temiz mi. Başkalarına
yarayacak mı? Yoksa kullan ve at mı olacak.

Bu halıların yüzlerce yıllık olanı, sonsuza kadar yaşayacak olanları var.
Leonardo Da Vinci'nin, Piri Reis'in halıları gibi.

Babamınki belki yüzlerce yıl yaşamayacak.

Ama bu kadar güzel dokunmuş, üstü bu kadar insani desenlerle bezeli, birde
bu kadar güzel kokan çok az halı gördüm ben.

O markalı, cicili bicili, havalı, pahalı, ama çarçabuk kir tutan, iki yılda
atılan halılara benzemiyor. Çoluk çocuğunu, evini ortada bırakıp maceraya
kaçanlara hiç benzemiyor.

Tam bir kök boyalı Yağcı Bedir. Sizler için küçük, emek harcamış, ufak
hatalar desenlerin güzelliği arasında kaybolmuş. Benim gözümde ise uçan
halı.

Bu sabah uyandığımda yastığımın altında plastik tabanca, şerif yıldızı ve
kemer buldum. Şerif olduğum gündü gerçekten. Beni masallardaki gibi uçurdu,
en değerli saatlerini bana ayırdı ve maceralar yaşattı bana.

Şimdi fark ediyorum, benim babam uçan halıydı.

Aslan Babam.

Bir Cevap Yazın