Mihail Bulgakov – Şeytanname

Şeytanname Kitap Kapağı Şeytanname
Mihail Bulgakov
Everest Yayınları
8*

Gogol, hicvini korku unsurlarından yoğurmuştu; eserleri her türlü garabetin meskeni, yaşam alanına dönmüştü. Cinler ve şeytanlar korkutup kaçan figürler değil, ana kahramanları olmuştu. Gogol’den sonra evsiz kalan üç harflilere başlarını sokacakları eserler veren de Bulgakov idi. Bir akrabalık bağını takip etmemizi mümkün kılan da, her türlü gotik zevatın hem Gogol, hem de Bulgakov’un eserlerinde korkuturken güldürmesiydi. Hâlâ daha olanca ağırlığıyla küçük in-sanlarını ezen meşhur devlet bürokrasisiyle toplumsal bellekler bu iki ismin eserlerinde hesaplaştılar.

Şehre sessiz sedasız gelen müfettiş ile, şehre sessiz sedasız gelen şeytamr. gözler önüne serdikleri aynıydı. En kalabalık halleriyle Mir- gorod’ta arz-ı endam eden kahramanların, neşe ve enerjilerinden bir şey kaybetmeden kendilerini Üstat ile Margarita’da bulması tesadüfi değildi. Tıpkı Ölü Canlar’m Çiçikov’unun yolculuğuna Sovyet Mos-kova’sında devam etmesi gibi. Biri diğerinin yıllardan ve akımlardan süzülmüş tezahürüydü.

Gogol’un mirası birisine kalmışsa, o da Bulgakov’dur.

Hüseyin Rahmi Gürpınar – İffet

İffet Kitap Kapağı İffet
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Özgür Yayınları
168

Hüseyin Rahmi Gürpınar, İffet adlı romanında aşk ve namus konularını irdeliyor. Romanın kahramanı İffet, açlıkla namus kavramı arasında bocaladıktan sonra ölümü yeğliyor. Yazarın hem duygulandıran hem öğreten bir yapıtı daha...

Hüseyin Rahmi Gürpınar – Şık

Şık Kitap Kapağı Şık
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Özgür Yayınları
112

Hüseyin Rahmi, Şıpsevdi romanının kaynağı olan Şık'ta, bizlere Tanzimat romanının gözde tiplerinden bir örnek sunuyor. Hem acınacak hem de gülünecek bir tip bu.

Hüseyin Rahmi Gürpınar – Mürebbiye

Mürebbiye Kitap Kapağı Mürebbiye
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Özgür Yayınları
184

Mürebbiyede, ülkesi Fransada dikiş tutturamayarak İstanbula gelen ve bir ailenin konağına mürebbiye olarak giren Anjelin öyküsü anlatılır.

Daha önce uyumlu bir yaşamı olan konak halkının erkekleri, Anjelin gelişiyle baştan çıkarlar ve konağın dirliği bozulur. Yazar, bu romanında ikiyüzlü aile ahlakını yermektedir.

Hüseyin Rahmi Gürpınar – Bir Muadele-i Sevda

Bir Muadele-i Sevda Kitap Kapağı Bir Muadele-i Sevda
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Atlas Kitabevi

Naki, zengin bir ailenin şımarık büyütülmüş oğludur. Üçüncü karısı Bedia’yı, gerdek gecesi serbest davranışlarından ürkerek, babası evine gönderir, sonra da peşine düşer, onunla barışır.
Bedia şimdi de sinir hastası olmuştur. Gerçek, sonradan anlaşılır. Bedia, Fatin adında bir genci seviyordu, onunla evlenecekti, babası Bedia’yı zorla Naki’ye vermişti. Bedia, iffetinden şüpheye düşürerek, Naki’nin karısı olmayı önlemişti; Fatin ile böyle kararlaştırmışlardı. Ama Fatin döneklik edip, Bedia’nın babaevine gönderilmesine başka anlamlar vermiş, Bedia da bunun üzerine gene Naki’nin evine dönmüş, fakat Fatin’in bu davranışı onu zamanla sinir hastası yapmıştı. Naki, karısının Fatin’e yazdığı mektupları ve Fatin’in fotoğrafını bulup da karısını sorguya çekince Bedia bir bunalım geçirir, çocuğunu düşürür, ağır hastalanınca da Naki onu boşar. Bedia, babasının evine döner, iyileşir, Fatin’le evlenir. Romanda olaylar Naki’nin ağzından anlatılmaktadır. (MN/3) • Bir Muadele-i Sevda “Bir Aşk Denklemi” demekse de romanın sadeleştirilmiş yeni baskıları AŞK BATAĞI adıyla yapılmıştır.

Franz Kafka – Sevgili Milena

Sevgili Milena: Milena'ya Mektuplar Kitap Kapağı Sevgili Milena: Milena'ya Mektuplar
Franz Kafka
Say Yayınları
272

Kafka, yapıtlarını Çekçeye çeviren Milena'ya, istirahata çekildiği Meran'dan mektuplar yazar. Dostça başlayan mektuplaşmalar bir süre sonra tutkulu bir aşka dönüşür. Üstelik yalnız mektuplarda kalan bir aşktır bu. Kierkegaard ve Werther'in aşkı gibi, Milena'yla mektuplaştıkları üç yıl boyunca iki ya da üç kez buluşan Kafka, her buluşma sonrasında suçluluk içinde kıvranır, kendinden tiksinir, kahrolur; ancak buna rağmen bir sonraki buluşma anını büyük bir özlem içinde bekler. Milena'nın evli, kendisinin nişanlı olması dahi bu özlemi önleyemez. Bu sebepledir ki Milena'ya yazdığı mektuplar, aşkın soyluluğunu ve soysuzluğunu yansıtır. Büyük bir yazarın iç hesaplaşmalarını, duyarlılığını sergiler...